Ortaçağ Avrupa'sı dinini Ortadoğu'dan; modern Ortadoğu da siyasetini Avrupa'dan aldı. Tıpkı bazı Avrupalıların merhametsiz bir Hristiyanlık yaratmayı başarması gibi, bazı Ortadoğulular da özgürlük olmayan bir demokrasi yarattı.
Sivilliğin göstergelerinden biri kesinlikle hoşgörü, yani başka inançlara sahip olan ve gereklerini yerine getirenlerle bir arada bulunma isteğidir. John Locke ve diğer pek çok Batılı, bunu sağlamanın en iyi yolunun din ile devlet iktidarı arasındaki bağları kesmek ya da en azından zayıflatmak olduğuna inanıyordu. Geçmişte, Müslümanlar hiçbir zaman böyle bir inanca sahip olmadılar.
''Sivil toplum'' teriminin daha genel kabul görmüş yorumuna göre sivil, sadece dini veya askeri otoritenin değil, bütün otoritelerin karşısındadır. Bu bağlamda, sivil toplum aile ve devlet arasındaki toplumun bir parçasıdır; burada düşünce, çıkar veya diğer kişisel tercihlerle belirlenen ilişki, girişim ve eylem temelleri gönüllüğe dayanır ve doğuştan gelen sadakat ve zorla uygulanan bağlılıktan -etkilenebildiği halde- farklıdır.
İslam'da, Sünniler ve Şiiler arasındaki en büyük bölünme bile, herhangi bir doktrin meselesinden değil, toplumun siyasi liderliğiyle ilgili tarihi bir ihtilaftan kaynaklanmıştır.