Bir uçurumun adı var bizde Sarılmak yasak bir fiil gibi. Akşamlar merdiven kaçakçısı Aşkın içinde yürüyen Camdan bir terazi eskisi yenisi… Ali İhsan Konuklu
Hı?
Bilimsel Araştırmalara göre çocuklarına düzenli kitap okuyan ebeveynlerin çocuklarında dil gelişimi daha hızlı oluyor. Neden daha hızlı oluyor: Kelime dağarcığı genişliyor Günde 20 dk kitap okunan çocuk, 5 yaşına kadar yaklaşık 1.4 milyon kelime daha fazla duyuyor. Konuşmada “gel, git” derken kitap dinleyen çocuk “koş, zıpla, tırman” gibi 3-4 kat fazla fiil öğreniyor. Beyin bağlantıları güçleniyor 2019’da Cincinnati Çocuk Hastanesi’nin fMRI çalışması: Kitap okunan çocukların beyninde dil ve görsel anlama bölgeleri arasında bağlantı daha kuvvetli. Yani hikayeyi hem dinliyor hem zihninde canlandırıyor. Cümle yapısı oturuyor Anne-baba günlük konuşurken genelde 4-5 kelimelik cümle kurar. Kitapta ise “Nasreddin hoca, eşeğe ters binerek okuduğu kitaplarla çocukları hem şaşırttı hem mutlu etti” gibi karmaşık yapılar var. Çocuk farkında olmadan gramer öğreniyor. Cümle yapısını anlıyor. Dikkat süresi uzuyor Ekran yerine kitap = 10 dk bile olsa odaklanma antrenmanı. Bu da sonra okulda ders dinlemeyi kolaylaştırıyor. Ama püf nokta şu: “Düzenli” ve “etkileşimli” okuma. Sadece okuyup geçmek değil, “Sence kurt neden böyle yaptı?” diye sormak fark oluşturuyor. Peki siz çocuklarınıza kitap okuyor musunuz?
Alıntı
Reklam
"Her insan masum doğar"
"Zihin suçlu olmadıkça, fiil kimseyi suçlu yapmaz." "Toprak bozulduğunda, tohumun verdiği ürün de değişir." Nedim Havle.
Fiil failsiz olmaz...
İCMÂL-TAFSÎL İLİŞKİSİ...
(...) İcmâl-tafsîl ilişkisi, esasında kuvve-fiil ilişkisidir; asıl-gölge münasebetinin gelişme ve açılma planındaki görünüşüdür. İcmâl asıldır; tafsîl onun zaman, mekân, mesele ve tatbik içindeki açılmış gölgesidir. Bu, mânâ-kalıp ilişkisinden daha farklıdır; çünkü burada görünme değil, açılma ve gelişme, yani potansiyelin aktüelleşmesi esastır. Esas olan, özde bulunan hakikatin zamanla açılmasıdır. İcmal, toplu hakikattir; tafsil, o toplu hakikatin açılmasıdır. Tohum-ağaç misâli bu ilişkiyi iyi anlatır. Ağaç, tohumun kendisini açmasıdır. Tohumda ağaç icmal hâlindedir; ağaçta tohum tafsil hâlindedir. Tekrarlarsak, burada mesele yalnız görünmeyenin görünmesi değildir; toplu, yoğun, öz hâlindeki bir hakikatin zamanla açılması, dallanması, mertebelenmesi, tafsil kazanmasıdır. İstidad-gerçekleşme ilişkisi bunu anlatır. Büyük Doğu-İBDA ilişkisi de burada anlaşılabilir: Büyük Doğu’da icmâl hâlinde bulunan mânâ, İBDA’da tafsîl, işleyiş, mevzu, dil, metod ve tatbik kazanır. Büyük Doğu kaynak, gövde, mânâ, sebep, şekil, öz ve gaye olarak durur; İBDA onun yemişi, nakşı, zâhiri, oluşu, tebliği, işletilişi ve “niçin” kanadı olarak görünür. Aynı şekilde Peygamberî hakikat sahabede; sahabe hakikati mezhep, içtihad ve vazife taksiminde; Mutlak Fikir ise eşya ve hâdiseler karşısında tafsil edilir. Zamanüstü-zamanî ilişkisi de asıl-gölge düzenine bağlıdır. Zamanüstü asıldır; zamanî olan onun tarih, hâdise, şart ve mekân içindeki gölgesidir. İBDA’nın iddiası, zamanüstü hakikati zamanî şartlarda işletmesi ve zamanî olanı zamanüstü ölçüye bağlamasıdır. Zamanî olanı mutlaklaştırmak, gölgeyi asıl yapmak olur. Zamanî olanı inkâr etmek ise asılın gölge alanındaki tatbikini yok saymak olur. **Değişme-değişmezlik ikiliği de burada belirir. Değişmezlik asıldır; değişme onun
Tefekkürât
İbn' Arabi'den (ح، ve ك)
Muhyiddin İbn Arabi 'den Risaleler 1 Tamamlama, Tekmil etme: "Ha", "Huve", "Hiye"... "Huve"ye gelince, onun "O" olması bakımından "O" olduğu yukarıda açıklığa kavuştu. Fakat o, "O" olması hasebiyle "ha" veya "hiye" değildir. "Huve"nin "hiye" olması ise, ancak benzerlik suretinin icat edildiği durumlarda olur. Bu durumda "Huve" fiil, "hiye" ise ehil, "ha" da "Huve" ile "Hiye"yi birleştiren emir olur. Sonuç için ortaya atılan iki önermeyi birbirine bağlayan sebeb gibi. Çünkü iki öncül ve sonuç üç unsur eder, dolayısıyla bunları birbirine bağlayan bir sebebin olması kaçınılmazdır. "Huve" vardı ve beraberinde hiçbir şey yoktu. "Huve", "Huve" olarak ondan varlık olmaz. "Hiye"den de "niye" olarak varlık olmaz. "Ha"dan da "ha" olarak varlık olmaz. "inni"deki "ya"da varetmeyle ilgili ön bilgi, isimlerin hakikatlerinin zuhur etmesi için varoluşu gerektirdi. "Ha", "Huve" ve "Hiye'yi harekete geçirdi. "Huve" "hiye" ile buluştu ve sonradan olma (hadis) varlıklar meydana geldi. Bu yüzden bu buluşma iki harfle ifade edildi. Bu iki harf de "KUN"dur. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "İnnema kavluna li şey'in iza erednahu ennekule lehu kunfe yekun / Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir." (Nahl,40) İşte "şey" budur. Dolayısıyla objede zuhur eden sebebiyet, sözün yöneldiği sebebiyet değildir. Çünkü "şey", "hiye"dir. Biz de onu "huve" olarak irade ettik. Ona "ha" da diyebiliriz. "Ha" ise, iki olguyu birbirine bağlayan sebep niteliğindeki "kun"dur. Dolayısıyla "kun" kelimesindeki "kaf" "Huve"dir. "Nun" ise "hiye"dir. Böylece daire oluşmuş oldu. "Kaf" ile "nun" arasında takdir edilen bağ ise "ha"dır. Bu sÖZ mantıkçıların dilinde çok yaygındır. Diyorlar ki: Allah'ın emri "kaf" ile "nun" arasındadır. İşte bu "Ha"nın mertebesidir. Birkaç beyitte "huve",
Reklam
Reklam