Çerçeveye bir fikir astım.
1000Kitap
kim istemez ki; bir fikrin ince gülü olmayı.."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Harlan Ellison
"Kendi fikrinize sahip olma hakkınız yoktur; bilgili bir fikre sahip olma hakkınız vardır. Hiç kimsenin cahil olma hakkı yoktur."
Fikir
Hitit döneminde vahşi sığır avı motifli altın tabak. Hititlerle yakın bağlara sahip bir Suriye krallığı olan Ugarit’e ait bu altın tabakta, bir kralın savaş arabası ile avlandığı anlar tasvir ediliyor. MÖ 15. ya da 14. yüzyıl, Louvre Müzesi, Paris. C: Dagli Orti/Aurimages "Hitit" adı, modern bilginler tarafından bu dile Hatti Ülkesi'nin resmi dili olarak verildi ve evrensel olarak kabul edildi; ancak kesinlikle yanlıştır. Zira hatilli kelimesi - düzgün bir şekilde, 'Hititçe' - metinlerde tamamen farklı bir dildeki pasajları tanıtmak için kullanılır. Bu keşfedildiğinde, bilginler resmi dilin gerçek adını bulmak için metinleri araştırdılar. Artık dilin gerçek adının Nesa veya Kaneş'in dili olan "Nesite" veya "Nesian" olduğu konusunda genel bir fikir birliği var, ancak buna rağmen "Hitit" adı artık o kadar iyi yerleşmiş durumda ki muhtemelen asla terk edilmeyecek....
Tarih
MÜSLÜMANLARI İMÂM GAZALÎ Mİ GERİ BIRAKTI?
"Evvelâ, âyetin mânâsı ayrıdır ve o mânâların efradı ve mâsadakları ayrıdır. İşte, o küllî mânânın müteaddit efradından bir ferdi bulunmazsa, o mânâ inkâr edilmez." Lem'alar'dan. Geçtiğimiz günlerde İhsan Fazlıoğlu Hoca'nın Soruların Peşinde'sini okudum. Maşaallah. Pek istifade ettim. Hassaten İmâm Gazalî rahimehullaha dâir yapılan tezvirata ilzâm edici cevaplar vardı. Evet. İhsan Hoca "Bilimde geri kalmamızın sebebi Gazalî'dir!" iddiasını gayet müşahhas verilerle yeriyor. Bunun oryantalistlerden ezber edilmiş bir dogma olduğunu belirtiyor. Hakikatteyse ilmî alanlarda yapılan çalışmaların zirve dönemlerini İmâm Gazalî rahimehullahtan sonra yaşadıklarını beyân eyliyor. Buna dâir deliller irâd ediyor. Alıntı yaparak uzatmayayım. Konu derindir. İlgilisini kitaba dâvet ederim. Zâten ne kadar iktibas yapsak Süreyya'ya sera nisbetinde kalacaktır. Hem, kitapta, zikrettiğimden başka pek çok hazine de bulacaklardır. Ben de bu vesileyle, İmâm Gazalî rahimehullahın, Batı'dan iktibas edilen felsefeye/felsefecilere yaptığı tenkidlerle bizi/dinimizi nasıl bir tehlikeden daha koruduğunu naçizane beyân etmek isterim. Elbette alanın uzmanı değilim. Benim tesbitim okuduklarımdan çıkarttığım nisbetledir. Efendim, şöyle bir yerden başlayayım: Bilim Tarihçileri Batı'da başlayan "aydınlanma çağı"nın Hristiyanlığı bu kadar kötü etkilemesine rağmen Müslümanları o kadar sarsmamasını şöyle bir manayla açıklıyorlar: **Muharref hristiyanlık, Aristo bilim/felsefe yaklaşımını kendi kutsal metinlerine uygun gördükleri için, nass seviyesinde sahiplendiler. Kutsal metinlerinin kâinat yaklaşımının birebir Aristo yaklaşımı olduğunu savundular. Zâten o dönemin hâkim bilimsel yaklaşımı Aristo yaklaşımı olduğu için karşılarında bir tenkid de yoktu. Fakat gün gelip "aydınlanma çağı" başlayınca, güvendikleri
İmam Gazali
"Bir insan bedeli ödenmemiş, muhasebesi yapılmamış havalı sözlerle fikir sahibi olamıyor; o bedeli ödeyen ve o muhasebeyi yapanların yalnızlığı bu örtülü fikirsizliğin ispatı..." Gökhan Özcan
Alıntı