"İşte şurada Ali Ağa'nın konağı vardı ve biz onunla birlikte ailesiyle hizmetkâlarını burada kestik" deyip; bir gün bu yaptıklarından ötürü kindar bir öfkeyle karşılaşacağını hiç düşünmeden, bir zamanlar Ali ağa'ya ait olan tarlaları sakince sürmeye koyulan yaşlı adamlara rastlarsınız. İşlenen suç bir ulusa aitti ve doğurduğu huzur bozucu sonuçlar ne olursa olsun, telafi etmesi o ulusa ait bir davranış biçimi olarak o ulusun vicdanında yer etmeliydi.
Baker kapıyı tıklatıp içeri girdi. Finlay ondan beni hücreye götürmesini istedi. Sonra bana bakarak başını salladı. Meali şuydu: Dediğin kişi olduğun anlaşılırsa unutma ki sadece işimi yapıyordum. Ben de ona bakarak başımı salladım. Mealim şuydu : Sen kendi kıçını kurtarmaya çalışırken unutma ki dışarıda cirit atan bir katil var.
''Kimdi o ?'' diye sordu Finlay üçüncü kez.
Yüzüne baktım. Baker haklıydı. Durum garipleşmişti. Hem de çok. Cinayet çılgınlığı yeterince kötüdür. Cinayet işlendikten sonraki çılgınlıksa daha da kötüdür. Birkaç kez buna şahit olmuştum. Tekrar şahit olmak istemiyordum. Yine de bunu bana anlatma biçimleri hiçbir anlam ifade etmiyordu.
'' Çok güzel Reacher. Bunlar temel çıkarımlar , değil mi? ''
Omuz silktim. Yanıt vermedim.
'' O halde depodaki adamı kimin öldürdüğüyle ilgili de bir çıkarım yap , '' dedi.
'' Kimin kimi neden öldürdüğü umurumda değil. Bu benim değil , senin sorunun. Dahası , yanlış sordun , Finlay. Öncelikle katilin kim olduğunu öğrenmen gerek , değil mi? ''