7/10
·112 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 20:25
Luiselli benim uzun zamandır okumak istediğim bir yazar. İlk olarak farklı başlıklar altında topladığı kısa denemelerinden oluşan bu kitabını tercih ettim. Bana yazar hakkında fikir vermiş oldu. Yazarın başka kitaplarını okumak ister miyim? Kesinlikle evet. İnsanı düşünmeye sevk eden, özgün bir tarzı var, sevdim. Meksika’dan Venedik’e uzanan farklı mekanlara götürüyor bizi Luiselli. Şehirde dolaşan, gözlem yapan, düşünen yani tam bir flanör ruhuyla yazılmış bir kitap. Aidiyet, kimlik, dil, yaşam,ölüm ve mekanlar üzerine yazar zihnini, gözlemlerini bazen anılarını akıtmış metne. Tüm bunlar kol kola ilerliyor metinde, keskin sınırlarla ayrılmıyor. Luiselli Meksikalı ve Amerika’da yaşayan bir yazar. Kitabın isminin geldiği “Sahte Belgeler” adı altında kimlik kavramını irdeliyor aslında. Kimliğin sabit değil akışkan olduğunu ayrıca pasaportlar, formlar gibi belgelerin kimliği kanıtlamadığını, değişkenliğini, sahteliğini ele alıyor. Benim kitapta en beğendiğim kısım “Kitaplara Dönmek” bölümü oldu. Ocak ayının ilk kitabıydı. Böylelikle bu yılki okuma yolculuğum başlamış oldu
Sahte BelgelerValeria Luiselli · Siren Yayınları · 202422 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2025 856. kitabı
“ en iyi yol sana benzemeyen ve farklı arzularla meşgul insanlardan uzak durmaktır. tarkowski ‘ diyor zaman zaman içinde .. "Nazi dehşetinin uğramadığı Weimar dönemi Berlin'inin ritmini yakalıyor ve Alman kültürünü sarsan sismik değişimleri kaydediyor. Hessel gürültülü Berlin'de dolaşıyor; meydanları, sokakları, müzeleri, parkları, pazarları, kafeleri ziyaret ederek kentin tarihine, sırlarına, günlük yaşamına dokunuyor. Böylelikle okur, başkentteki bir flanörün tabelaları ve afişleri bir kitabın sayfası gibi okuyabilmesinin, mimari detaylardaki sembolleri ve alegorileri kavrayabilmesinin, yoldan geçenlerin yüzlerini ve sözlerini görebilmesinin izini sürüyor.Alman düşünür ve kültür tarihçisi Walter Benjamin’in, kendisine esin kaynağı olmuş bu kitaba yazdığı önsözü de içeren Berlin’de Gezinirken, bugün bile Alexanderplatz'dan Kreuzberg'e kadar, şehirdeki gezginlere rehberlik edebilir.“Biz sadece bize bakanı görürüz. Elimizden ancak bu gelir ve bu konuda elimizden hiçbir şey gelmez.” Hiç kimse flanör felsefesini bu sözlerle Hessel kadar derinden kavramamıştır." Farklı kültürlerin,farklı ülkelerin gezmeyi kültürel anlmda ruhu besleyen güzellıkleridır, okumakla bırlıkte keyufle gezındığımız yerler oldu kıtabımız buyurun diyelim o vakit Berlin’de Gezinirken
Edebiyat Anı-Mektup-Günlük Deneme-İnceleme
Berlin’de GezinirkenFranz Hessel · Ketebe Yayınları · 20243 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·280 syf.··
2025 75. kitabı
İkinci okumadan elimde kalan soru şu: Dorian Gray Oscar Wilde’ın ta kendisi mi? Dorian Gray’in Portresi’ni ikinci okuyuşum Krakow’daki kitap kulübümüz vesilesiyle olduğundan bu sefer yazar ve kitap hakkında çokça araştırma yaptım. İlk başta kitabın iki güçlü karakteri Lord Henry Wotton ile ressam Basil Hallward’ın; Dorian Gray’in iki omuzuna yerleşmiş melek ve şeytan oldukları kanısına varmıştım. Ancak yazarın hayatını biraz okuyup üstüne düşününce bu fikrim biraz daha değişti. Oscar Wilde, ayrıcalıklı ve entelektüel birikimi yüksek bir ailenin mensubu. Akademik olarak çok başarılı biri olmanın yanı sıra kendisinin ve çevresinin güzelliği ile oldukça meşgul bir “dandy”. Döneminin bakış açısıyla; hayatını kendi bildiği gibi yaşaması, şaibeli ilişkileri ve yazdıkları ile “ahlaksız” olarak damgalanmış. Hatta bu doğrultuda yargılanmış ve hapis cezası almış. Çok uzatmadan, Dorian Gray’in Portresi’ne gelelim. Kitapta gençliği ve güzelliğiyle herkesi kendisine hayran bırakan Dorian; henüz reşit bile değilken tanıdığı Basil Hallward’ın ilham perisi - ve sansürlenmemiş olarak baktığımızda aşığı - iken Lord Henry Wotton tarafından yönlendirilen bir flanör. Dorian, sanatların en üstünlerinden sayılan resim sanatını icra eden ve “vicdanlı, temiz, doğru yolda“ olarak tabir edebileceğimiz Basil’i örnek almak yerine, yapması gerekenin “dünyanın, gençliğinin ve güzelliğinin tadını çıkarmak” olduğunu öğütleyen Lord Henry’nin yolundan gitmeyi tercih ediyor. Anladığım kadarıyla Wilde; Dorian’ı, Lord Henry ve temsil ettiği hayatın kurbanı gibi göstermek istiyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde bana kitabın üç başat karakterinin de aslında Oscar Wilde’ın ta kendisi olduğunu söylüyor. Dorian, dışardan görünen canlı kanlı yakışıklı Oscar Wilde iken Basil sanat üreten yüce yanı, Lord
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,4bin okunma
10/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2025 254. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 00:00
"YAVAŞ SEYAHAT" "Kimseyi tanımadığım kalabalıklarda iyiydim anlaşılan. Bana zor gelen, konuşmak zorunda olduğum kalabalıklarda olmaktı." Hayatın koşuşturmacası içinde çoğumuz bir yerlere yetişmeye çalışırken, gerçekten durup etrafımızı görebiliyor muyuz? Gökhan Kutluer’in “Yavaş Seyahat” kitabı, tam da bu soruyu gündeme getiriyor ve bizleri sıradan bir gezgin olmanın ötesine davet ediyor. Bu kitap, umudunu ve merakını kalkan yaparak yoluna devam edenler, dijital göçebeler ve içinden taşanı akıtmak için kendine bir “Paris” bulamayanlar için yazılmış. Yazar, sadece bir gezi rehberi sunmakla kalmıyor; elinden tutup şehirlerde gezdiriyor, yürüyüşün ve keşfetmenin olağan güzelliğine eşlik eden olağan dışı karşılaşmalara davet ediyor. Kitabın büyüsü, küçük ayrıntılarda gizli. Bir uçağın penceresinden Alp Dağları’nı görmek, dar sokaklarda kaybolmak, tanımadığın bir şehirde kendiliğinden kurulan bağların tadını çıkarmak… Her sayfa, okuyucuya yavaşlamanın, farkına varmanın ve anı yaşamanın önemini hatırlatıyor. Başta sadece fotoğraflar çeken ve flanör edasıyla Avrupa’yı gezen, bazen bisikletiyle şehirleri turlayan bir gezgin olarak tanıdığımız Gökhan Bey, bu kitap sayesinde kalemi kuvvetli bir gezi yazarına dönüşmüş. Ancak sırf şehirleri anlatıyor diye kuru bir gezi kitabı demek haksızlık olur. “Yavaş Seyahat”, aynı zamanda felsefi bir tarafı olan, okurlarına umut aşılamayı amaçlayan nahif bir anı kitabı. Kitabı okurken ilk dikkatinizi çekenlerden biri de sık kullanılan “nahif” kelimesi olabilir. İlk başta yanlış kullanıldığını düşündüm; sonra öğrendim ki “nahif”, Arapça kökenli olup ‘ince, duygulu, hassas, nazik’ anlamına geliyor. Fransızca kökenli “naif” ise bildiğimiz anlamıyla ‘saf, deneyimsiz’ demekmiş. Bu küçük detay bile kitabın öğretici ve merak uyandırıcı yanını
Edebiyat
Yavaş SeyahatGökhan Kutluer · Yitik Ülke Yayınları · 202440 okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2025 00:00
‘Mezarlıkta bir mezar aramak, yabancı biriyle bir kafede, otel lobisinde veya kent meydanında kalabalıkta buluşmaya benzer, her ikisi de aynı bakma ve orada olma biçimini doğurur: Belli bir mesafeden herkes bizi bekleyen o kişi, her mezar taşı aradığımız o mezar taşı gibi görünebilir. Aranana rastlamak için insanlarla mezarların arasında dolaşmak, karşılaşma anına dek sabırla beklemek gerekir.’ . Joseph Brodsky’nin Su Seviyesi kitabını okuduğumda içimde Venedik’te olma arzusu doğmuştu. Brodsky, Venedik sokaklarını arşınlarken o hafifliği hissetmiştim ben de. Valeria Luiselli de Brodsky’nin izinden gidiyor ama tek bir mekana değil hayatını mekanlara bölüyor sanki. Bolca düşünüyor, bolca hatırlıyor ve olanca şeffaflığıyla flanör ruhuyla anlatıyor içinden geçenleri. Tüm yolculuklar gibi başladığı yerde bitiyor.. . Kayıp Çocuk Arşivi, Kalabalıkta Yüzler ve Bana Sonunu Söyle’den sonra farklı bir üslupla buluştuğum Valeria Luiselli, yine beni etkiliyor ve yola çıkmayı düşündürüyor bana. Bu sadece kendi içimde bir yolculuk olsa bile~ . Seda Ersavcı çevirisi, Nazlım Dumlu kapak tasarımıyla ~
Sahte BelgelerValeria Luiselli · Siren Yayınları · 202422 okunma
Dişi Flanör
9/10
·372 syf.··
2025 1. kitabı
Dişi flanör; Hayatımda hiçbir kelime beni bu kadar tanımlayamaz.. En mutlu anımda ya da beni yerle yeksan eden bir olay yaşadığımda saatlerce yürürüm hatta bir çok arkadaşım bilir bu huyumu nasıl bu kadar yürüyebiliyorsun diye şaşırtırım. Her gittiğim yeri sanki orada yaşayacakmış gibi yürürüm. Tüm objeleri, tüm sokak köşelerini tek tek beynime nakşederim o kadar yürürüm ki bir bakmışım kaybolmuşum. Hangi sokaktan girdiğimi hatırlamam ama sokakta gördüğüm saksının rengini, kuşun sesini , yeşilini, mavisini unutmam bu bir hastalık mı meslek mi bilmem ama yürünecek yol bulamazsam bu seferde bildiğim yolları yürümeye başlarım. Bunun sonu yok sanırım okumak gibi. Bazı insanlar bazen ait hissettiği için yürür bazen ait hissetmediği için ben iki durumda da yürüyorum.Kitapta ki bazı yollardan ben de geçtim. Okurken bir daha yürüdüm. Yazar da benim gibi çok yerde yaşamış. Anlattığı bir olayı tanınmış kişilerle örnekleme yaparken yazarla aynı kişileri düşünmüş olmam beni epeyce şaşırttı. Okuyun pişman olmazsınız sanatın ,edebiyatın, sazın ve sözün yürümekle anlam kazandığı bir kitap olmuş. Yürümeyi sevenlere gelsin‍
Flanöz - Şehirde Yürüyen KadınlarLauren Elkin · Nebula Kitap · 2018184 okunma