Şikâyet kültüründe insanı pasifize eden bir şey var. Sadece şikâyet ederek yaşayan insan serin bir gölgelikte kalıyor. Şikâyet,nefsin bir tuzağı;kendinizi şikâyet ettiğiniz şeyden ayırıyorsunuz. Halbuki belki benimde kusurum var; bu mahallede,bu memlekette,bu toplumda eleştirdiğim şeyin bir parçasıda benim. Şikâyet ederek kendimi temize çıkarıyorum ve problemleri başka insanların üzerine yıkıyorum. Durumu düzeltmek için hiçbir eylemde bulunmuyorum,bu çok konforlu bir alan.
Her yerde ve her an ulaşılabiliyor olduğunuzda insanların emrine hazır ve nazır oluyorsunuz. O zaman tefekkür ve derinleşme anları kayboluyor. Siz bir tarafta bir kitabı okumaya çalışırken vız vız öten bir şey dikkatinizi alıyor. Kapatsanız da aklınız orada kalıyor. Bu da modern zamanda korkunç bir zihinsel sığlaşmayı beraberinde getiriyor. Şuanda her ev bir "uğultu değirmeni". Televizyon sesi,dışarıdan klakson sesleri. İnsanın içine girip huzur bulabileceği bir kovuk yaratmak çok zor.