Kollontay, gerçek sevgiye, karşılıklı saygıya ve uyuma dayanan bir evlilik için "ruhlarımızın radikal bir şekilde yeniden eğitilmesi gerektiğini ve bu tutum değişiminin gerçekleşebileceği koşulları yalnızca sosyalist devletin yaratabileceğini söylüyordu. Ona göre, kişisel ve kamusal alandaki eşitsizliğin yükünü kadının taşıması gerektiğini buyuran burjuva cinsel ahlakının temel kavramları, "işçi sınıfı ideolojisinin temel ilkesi olan yoldaşça dayanışma ilkesi ile parçalanma" sürecindeydi; ama bu yeterli değildi. "Bu yanlış ve ikiyüzlü fikirlerin zayıflamasını ancak kadının ekonomik rolünde yaşanacak bir değişim ve üretim sürecine bağımsız olarak katılımı sağlayabilir ve sağlayacaktır da."
Sayfa 24 - Yordam Kitap, Birinci Basım, Ağustos 2023
"Bazen kaybolmuş gibi hissediyorum kendimi." dedi çocuk. "Ben de." dedi köstebek. "Ama biz seni seviyoruz. Sevgi insana yuvasını buldurur."
Reklam
“”Elimden gelse delirip kurtulacağım, ama hâlâ akıl denen şeyi başımdan kovamadım.””
Sayfa 179·Kitabı okuyor
bknz: kurtkapanı
Ama insan kurtları kapısından kovsa da onlar dışarıda karanlıkta ulumaya devam eder...
Sayfa 37 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okuyor
Hayata Dair
Namık Kemal (1840-1888). Babıâli Tercüme Odası’nda çalıştı. Şinasi’yie tanıştı ve onun gazetesinde yazılar yazmaya başladı. 1865’te Yeni Osmanlılar harekelinin kurucularından biri oldu. 1867’de Avrupa’ya kaçtı ve Hürriyet adlı muhalefet-gazetesini çıkardı. 1870’de İstanbul’a döndü, ama 1873’te Kıbrıs’a sürüldü. 1876’da Kanun-i Esasi’nin hazırlanmasına katkıda bulunmak üzere geri çağrıldı. Kısa bir süre sonra yine Abdülhamit’in gazabına uğrayarak Midilli’ye sürüldü. Yaşamının son yıllarında Midilli, Rodos ve Sakız adalarında mutasarrıflık görevlerinde bulundu.
Çiçeklerin Dili
Bez torbanın içinden sahip olduğum tek elbiseyi çıkarıp silkeledim. Hızla üzerimi değiştirip elbiseyi başımdan geçirdim. Siyah koton elbisenin belinde, yine aynı kumaştan incecik bir kemer vardı. Ayağıma kırmızı, topuksuz ayakkabılarımı giydim ve boynuma, Elizabeth’in bana verdiği ve Hazel’ın da oynamayı çok sevdiği kristal kolyeyi taktım. Kısa saçlarımı parmaklarımla tararken yeniden pencereye döndüm. Verandanın alt basamağına inen Elizabeth, bebek arabasının frenini indirdi ve gölgelik kısmını açtı. Hazel gözlerini kısarak güneşe baktı. Ardından bakışları su deposuna kaydı. Ben de üçüncü kat penceresinden ona el salladım. Gülümsedi ve onu arabadan almamı ister gibi kollarını kaldırdı. Elizabeth, Hazel’ı almak için eğildi. Bebeği kalçasına yerleştirdikten sonra arabadan bir şey çıkardı ve görebilmem için yukarı kaldırdı. Bu, uğur böceği biçiminde küçük bir sırt çantasıydı. İçinde Hazel’ın pijamaları, bezleri ve yedek kıyafetleri olduğunu biliyordum. Elizabeth’in yüzünde hem sevinç hem de kararlılık vardı. Benim yüzümdeki ifadenin de aynı olduğunu hissediyordum. Kızıma bakınca içimi, daha önce hiç tatmadığım bir sevgi doldurdu. Grant’in bana gül bahçesinde söylediklerini hatırladım. Yosunun kökü olmadığı gibi, anne sevgisi de birden ortaya çıkabiliyordu. Belki de kızımı büyütmeye uygun olmadığımı düşünmekte yanılmıştım. Belki de kimsesiz, istenmeyen ve sevilmeyen biri bile, herkes gibi gönülden sevebilirdi. Bu gece kızım ilk kez benimle kalacaktı. Birlikte kitap okuyacak, salıncaklı sandalyede sallanacaktık. Sonra uyumaya çalışacaktık. Hazel belki biraz korkacaktı, her şey bana da fazla gelecekti ama vazgeçmeyecektik. Her hafta yeniden deneyecek, birbirimize alışacaktık. Zamanla birbirimizi tanıyacak, onu bir annenin kızını sevdiği gibi, kusursuz olmasa da sonsuz bir
Sayfa 414·Kitabı okudu
Reklam
Reklam