Hükmedilenlerin, hükmedenlerden gelen ahlakı onlardan fazla ciddiye alması gibi, günümüzün aldatılan kitleleri de başarı mitosuna gerçekten başarılı olmuş kişilerden çok daha fazla kapılmaktadır
Çizgi filmlerin duyuları yeni tempoya alıştırmaktan başka bir işlevi varsa, o da sürekli törpülenmenin, bireysel direnişin durmadan tümüyle kırılmasının bu toplumda yaşamanın bir koşulu olduğuna ilişkin o eski dersi herkesin beynine kazımaktır. Çizgi filmdeki Donald Duck ve gerçek yaşamdaki bahtsızlar dayak yesinler ki onları izleyenler kendi yedikleri dayağa alışsınlar
Bu hayata lanet, yaşama lanet
Nefretim uyandı, ben benden bezdim
Cehennem olmuştur bana bu cennet
Nefretim uyandı, ben benden bezdim...
Ne bir tatlı işim, ne sıcak aşım
Gözlerimden eksik olmadı yaşım
Yan çizdi evladım, hor baktı eşim
Nefretim uyandı, ben benden bezdim...
Buluttan çıkmadı asla güneşim
Baharsız ömrümde bol oldu kışım
Ağustos, temmuz sabahı dahi donmuşum
Nefretim uyandı, ben benden bezdim...
Bu hale girip var olmasın düşman
İnsanlıktan insan olur mu pişman
Ben bana olmuşum sanki bir düşman
Nefretim uyandı, ben benden bezdim
İnsanlık kaderin kendi çizermiş
Bilmeden kendine kuyu kazarmış
Nesimi'ye düşman Nesimi imiş
Nefretim uyandı, ben benden bezdim
... Jung da bu mitlerin aradan asırlar geçse de günümüzde bile insanların yaşantısını şekillendirdiğini belirterek kendisi gibi düşünen Raddin'in şu sözlerini aktarmaktadır: "Psikolojik açıdan bakıldığında, insan kültürünün tarihi, büyük oranda, insanın hayvandan insana dönüştüğünü unutma çabasından ibarettir." Birkaç sayfa sonra da (Altın Çağ'la ilgili olarak) şöyle devam eder: "Unutmamak konusundaki bu inatçı ısrar bir tesadüf olamaz." (Jung, 2015:133).