Yağmur çiseliyor! Akıp gitsin üstümdeki küf! Yakam bağrım fora. Üç duble votkanın beklentisindeyim; dört şiddetinde bir deprem! "Mal ve can kaybı: dokuz gökdelen çökmesi ve üç kalp krizi".
Gündelik nefretin maliyetini kurtarmasa da fena değil.
ama ben ne dedim
bu şiirde soyunabilirsiniz
tam tamına böyle söyledim değil mi
aklınıza geldiyse korkmayın üşümezsiniz
balık etinize de iyi gelir, havalanırsınız şöyle bir hem kimsecikler görmez ben hariç benim yüreğim de ah bir temiz bir temiz şeytan kulağına kurşun
sormayın hani
ha şöyle sütyenler fora
siyahına bayıldığım ağ çoraplar dantelli külotlar
yalnız aman ha dikkat yanlış anlaşılmasın bu çağrı gül gibi bayanlara
(Söz aramızda, ne zaman güzel bir kadın soyunsa, bir şiiri görür gibi olurum yeryüzünün bu tarafında. Arınan, saydamlaşan, yorgunluğunu atan,
kımıl kımıl bir şiiri Anlarım ki, günün birinde duvarlar terleyecektir, aralık kapılar, güngörmez pencereler, sırı dökülmüş boy aynaları Ne zaman bir güzel soyunsa, koşar denize bakarım. Dalgaların bir irmağa dönüşmesi olur ilk gördüğüm.
Belli ki, yüzyıllardır bu böyledir.)
Tektekçi meyhanelerde terlemişti içimdeki çakal
Bıyıklarımın hâlâ ayva ve rakı kokması bundandır
Kendimi en zâlim şarkılar makamına yolcu ederken
Fiyakamı ödünç alırdım açıkhava sinemalarından
O zamanlar biz, ohhoo iki kafadar bir araya gelsek
Yelkenleri fora edip hayallerimize, giderdik giderdik
Sesimiz sıtma görmemiş ruhumuz mürekkep içmemişti
! Hercai birer nidâ idik yıldız şavklarıyla oynaşan
Sayfa 93 - Erdal Eren ile Necdet Adalı'yı düşünürken·Kitabı okuyor
Birden blucini ve donu aynı anda fora ederek, yani donu ona göstermeden işi bitirip, gömleği çözerek anadan üryan giriyorum dereye. Soğuk ne kelime, kuzey kutbundayız sanki! Isınmak için bir iki kulaç atmak istiyorum, koltuk altlarım buz kesiyor, sanki karların içinde kulaç atıyorum, soğuk su her yerime batıyor. Fakat namahreme faça vermemek için, haso bir Karadeniz çocuğu olarak, üşümüyormuş gibi akıntıya karşı delikanlı kulaçlar sallıyorum.
Meyhanelerde terlemişti içimdeki çakal
Bıyıklanının hala ayva ve rakı kokması bundandır
Kendimi en zalim şarkılar makamına yolcu ederken
Fiyakamı ödünç alırdım açıkhava sinemalanndan
O zamanlar biz, ohhoo iki kafadar bir araya gelsek
Yelkenleri fora edip hayallerimize, giderdik giderdik
Sesimiz sıtma görmemiş ruhumuz mürekkep içmemişti
! Hercai birer nida idik yıldız şavklarıyla aynaşan