10/10
·223 syf.·
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Büyük Dörtler , Agatha Christie 'nin klasik "katil kim?" romanlarından farklı olarak uluslararası casusluk ve macera öğelerini öne çıkardığı bir Hercule Poirot romanıdır. Roman, Poirot'nun Güney Amerika'dan İngiltere'ye dönmesiyle başlar. Evine vardığında beklenmedik bir misafirle karşılaşır. Korku içinde olan, bitkin ve aç bir yabancı, Poirot'nun evine sığınır. Adamın söylediği tek anlamlı şey, "Büyük Dörtler"dir. Ardından dört kişilik gizli bir örgütten söz etmeye çalışır. Örgütün üyelerini yalnızca numaralarıyla tanımlar. Birinci Numara, Çinli ve son derece zeki bir liderdir. İkinci Numara, olağanüstü zengin bir Amerikalı finansçıdır. Üçüncü Numara, Fransız bir bilim insanıdır ve örgütün teknolojik gücünü sağlar. Dördüncü Numara ise İngiliz kökenli, kılık değiştirme konusunda benzersiz yeteneklere sahip bir ajandır. Adam kısa süre sonra gizemli biçimde ölür. Poirot bunun doğal bir ölüm olmadığını anlar ve sözünü ettiği örgütün gerçekliğini araştırmaya karar verir. Poirot ile yakın dostu Hastings, kısa süre içinde kendilerini birbirinden bağımsız gibi görünen olayların içinde bulurlar. Önce önemli bir bilim insanı ortadan kaybolur. Ardından gizli devlet belgeleri çalınır. Bazı diplomatlar ve araştırmacılar esrarengiz şekillerde öldürülür. Başlangıçta bu olayların arasında bağlantı kurmak güç görünse de Poirot, hepsinin aynı örgüt tarafından planlandığını fark eder. Büyük Dörtler, dünya siyasetini perde arkasından yönlendirmeyi hedeflemektedir. Amaçları yalnızca para kazanmak değildir; savaşları, ekonomik krizleri ve uluslararası dengeleri kendi çıkarlarına göre şekillendirerek dünyayı kontrol altına almaktır. Soruşturma ilerledikçe Poirot, örgütün üyelerinin ne kadar güçlü olduğunu görür. Gittiği her yerde tanıklar ortadan kaldırılır, deliller yok edilir ve onu yanıltmak için
Edebiyat
Büyük DörtlerAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20192,315 okunma
Beyaz Leke (Abartıldığı Kadar İyi Mi?)
Puan vermedi
Özellikle Wattpad camiasına dahil olan neredeyse her okurun duyduğu bir kitaptan bahsedeceğim: Beyaz Leke... Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu yorum eleştiri amacıyla yazıldığından kaynaklı bol bol spoiler içerecektir. Gerekli uyarılar yapıldığına göre yiyeceğim muhtemel linçleri göze alarak konuşmama başlıyorum. Öncelikle Beyaz Leke distopya türüne dahil olarak satışa sunulmuş bir kitap. Ana kadın karakterimizin ismi Eftalya Atalar, ana erkek karakterimizin ismi ise Tugay Demir Çeviker. Eftalya Atalar bir avukatken, Tugay ise bir örgüt lideri. Her şeyden önce beni rahatsız eden ve kurgudan uzaklaştıran şey kitabın distopya olarak pazarlanmasına rağmen daha çok bir aşk romanı özellikleri taşıması. Elbette bir roman diğer unsurların yanında aşk içerebilir ancak bu kitabı okurken sürekli aşk fazla ön planda tutulmuş ve tamamen bir aşk romanı haline gelmiş gibi hissettim. Mesela eğer bir kurgu distopya ise ben öncelikle detaylı işlenmiş bir distopik evren bekliyorum, bu kurgu ise bu isteğimi karşılamadı. Yazılmış bir baskıcı devlet vardı fakat bu evren detaylandırılmamıştı. Sadece arka planda baskıcı bir hükümet olduğu söyleniyordu. Tek detaylandırılan yer ada hapishanesinin içi ve krallıktan kişilerdi. Onlar da Tugay ile Eftalya aşkında dram yapabilmek içindi. Yani bir distopik kitap değil, dramatik aşk kurgusu gibiydi. Başka bir hoşuma gitmeyen şeyse yazarımızın Tugay'ı mükemmel ve kusursuz bir erkek karakter olarak yazmaya çalışırken Eftalya hariç herkesi arka planda bırakmasıydı. Ben bir kitap okurken o kitapta kendimi ana kadın karakter gibi değil de orada onları izleyen görünmez bir kişi gibi hissederim. Bu sebeple de hiçbir zaman bir romanı okurken sırf erkek karakter kadın karaktere iyi davranıyor diye onu sevmem. Bir erkek karakteri sevmem için sadece müstakbel
Eleştiri
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
What do we do when things go wrong?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:36
Years ago, when I first spotted this book in a stationery shop, I decided to buy it without even flipping through its pages. On the cover, three men were being carried by the river's current toward an unknown destination. The title revealed little more than the image itself: Three Men in a Boat. Where they were going and why remained hidden between the pages. For some reason, I never got around to reading it. The book sat forgotten on a shelf for years, quietly waiting for me. Then one day I picked it up and finally began. Soon, I discovered why these three men had embarked on such a sudden and peculiar boating trip. Tired of their daily routines and convinced that they were suffering from all sorts of illnesses, they believe an adventure will do them good. Instead, the following two weeks prove far more challenging than expected. They can never quite agree on what should be done or how it should be done. They blame one another, make a mess of simple tasks, and seem incapable of catching a break. Jerome narrates all of this with an exaggerated sense of humor and remarkable wit. In the end, the three companions more or less accomplish what they set out to do. By the time they return to dry land, they are rather proud of themselves. But perhaps this book was written not only to amuse, but also to make us reflect. As we accompany these three friends like an invisible fourth passenger, we spend much of the journey wanting to step in and sort things out for them. And yet, when things go wrong in our own lives, what exactly do we do?
Three Men İn a BoatJerome K. Jerome · Literart Yayınları · 20151,032 okunma
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Uçurtma - 171 sayfa Laetitia Colombani Yaşadığı trajedi sonrası eşini kaybeden ve mesleği öğretmenlik olan Lena, yeni bir başlangıç yapıp kendini toplamak için Hindistan'a gider. Sahilde geçirdiği bir baygınlık sırasında ona her sabah sahilde uçurtma uçuran küçük bir kız yardım eder. Küçük kız geçmişte yaşadıklarından dolayı konuşamamaktadır ve okuma yazma bilmemektedir. Lena gerçek adı Lalita olan küçük kıza okuma yazma öğretmek için ona bakan kişilerden zorla izin alır. Çünkü o bölgede kimse okuma yazma bilmemektedir. Burada yaşayan alt sınıftaki insanların bilmesine de gerek yoktur. Lena o bölgede okul açmak istediğinde ona en büyük desteği kız çocuklarının kendini korumaları için onlara dövüş öğreten ve kendilerine Kızıl Tugaylar denilen bir örgütten olan Preeti yardım eder. Kitabı okumadan önce çok sevdiğim bir kitap olan Saç Örgüsü romanından Smita ile ilişkili olduğunu duymuştum. Ben doğrudan kitapta yer aldığını düşünmüştüm ama değildi. Yine de kitapta Smita'nın ruhunu ve varlığını hissediyoruz. Kitapta beni etkileyen bölümlerden biri de Lena'nın eşinin öldürülme şeklinin günümüzde yaşadığımız okul saldırılarını hatırlatmasındandı.
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,732 okunma
7/10
·438 syf.··
2026 73. kitabı
Sins of the Bratva serisinin 4.cü kitabı bodos girdim ama tek okunabiliyor serinin kitaplar bağlantı yoktu ilk kitaplarla . Aslında konu falan özgündü bu türe göre başta puanım daha yüksekti fakat ortadan itibaren kadın karakter azıcık tadımı kaçırdı ve puan düşürdüm . Lena Orlova'nın amcası salak gibi borca girip babası ile Bratva'dan para çalıyor . Ve fark edilince olay aileye ibretlik olsun diye Lena hakkında çıkan infaz yüzünden üç senedir ücra bir kasabada dağ evinde yaşıyor . Bir gün evinin yakınlarında karda yaralı bir adam buluyor omuzdan vurulmuş kafadan başka kurşun sıyırıp geçmiş . Kız adamı kurtarıp bakmaya başlıyor adamın hafıza yok . Bunlar beraber yaşamaya başlıyor aradan 2-3 hafta geçiyor sevgili oluyorlar yani aslında yatıp kalkmaya başlıyorlar temelde . Adamın ara ara kopuk şeyler geliyor aklına ama bütünlük yok sonunda biri geliyor kapıya adamı tanıyan aslen sağ kolu çocukluk arkadaşı . Sonrasında tabi adamın hafıza iyice seri düzeliyor . Adam aslında Bratva Pakhan'ı Aleksander Romanov ve kızın infaz emrini veren adam elbette yakın adamlarından biri tuzağa düşürüp oraya getirip adamı vurmuş . Bu noktadan sonra gerginlik başlıyor kız adama aşık adam kıza aşık aslında ama belli etmiyor . Geri dönüyorlar zira hainin bulunması lazım kızın infaz emri iptal edilmesi lazım . İptal duyuruluyor ama adam kızı tam emin olana kadar yanından ayırmak istemiyor . Bu arada tuzağa düşüren kişi ölü bulunuyor asıl hainler hala belli değil bulunması lazım . Ve tabi bu noktada kız hamile olduğunu anlıyor . Şimdi dağ zamanları kızın halleri davranışları doğallığı çok iyiydi . Adamın hafızası yerine geldikten sonra kızın dengesi kaçtı yani hayatını kurtarmışsın 50 bin dolar için seni öldürmeyecek ayrıca sana hisleri olduğu bariz belli . O akıllı becerikli kadın gitti
The Forgotten PakhanAriana Cooper · Independently Published · 20261 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Merhabalar Belleğin Öcü kitabının yorumu ile buradayım. Bellek transferi teknolojisi sayesinde insanlar artık bedenlerini değiştirebiliyor, anılarını kopyalayabiliyor ve ölümü yenebiliyorlar. Ancak ölümsüzlük yalnızca ona sahip olmayı göze alabilenler için geçerli. Bellek teknolojisinin insana yararı kadar zararı olacağını da düşünen bir insanım. Yazarımızda bu kitap ile zararını insanları psikolojik olarak nasıl bir etki edeceğini belki de vicdani bir sorgulama yaptırmış olabilir. İlk başta güzel gibi gelen bir durumun aslında çok da iyi bir şey olmadığını düşünüyorum. Bir bedendesin ama farklı bir bellek ile. Bir süreden sonra yorulursun. Hangisi senin anıların hangisi senin değil. Cengiz Aras’ta tam da böyle bir karakter. Kendisi Akıl Dedektifidir. Hem evliğindeki hem de görevindeki sorunlar onu gerçeği ve yanılsamayı ayırt edemediği bir sınavın içine sürükler. Eşi Eylül psikologtur. O da bellek transferini hastalarında kullanan bir kişidir. Cengiz Aras bu durumu çok sevmez eleştirir. Hatta kendisine gelen işlerde bu yöndedir. Hırsızlık gibi suçlar bile az kalır. Araştırlan olaylar bile artık bellek transferi ile ilgilidir. Cengiz Aras’a da böyle bir görev verilir. Bir suçlu örgütün içindeki öğrenmesi için o örgütten birisinin belleğine transfer edilir. Hem kendi belleğini hem de başkasının belleğini kullanmak. Hangisi Cengiz’in hangisi değil? Cengiz bu işi kabul etmekle iyi etti mi? Bedeninden bir kere ayrıldığında zihin geri gelecek mi? Kendi belleğini koruyabilecek mi? Kitapta hangisi gerçek hangisi değil? Her şeyin iç içe geçtiği anılarını korumak. Hangisi doğru hangisi benim yaşadığım hayat geçmişe götüren izler bilmiyorum bu kitapla epey bir sorgulama yaptım. İlerleyen yıllarda böyle şeyler olabilir. Bu kitapta fragmanı gibi olmuş. Hiç
Belleğin ÖcüTurgay Çumak · A7 Kitap · 202613 okunma