Hamdi Ulukaya'nın eski eşi Ayşe Giray’ın Florida’da Türk fidyeciler tarafından silah zoruyla kaçırılıp 4 milyon dolar fidye istenmesi olayının arkasındaki gizem!. Kamuoyu onu sadece "saygın bir çocuk doktoru" olarak bilirken, fidyeciler onun Chobani’den 500 milyon dolarlık devasa bir uzlaşma tazminatı aldığını biliyorlardı. Bu veriler, yapbozun eksik parçalarını öyle bir birleştiriyor ki, ortaya çıkan tablo tam bir "Succession" dizisi senaryosu. Yani o tekinsiz coğrafyanın şiddet ve ganimet refleksi, kadını sadece eski eşinin gölgesi olduğu için değil, Amerikan mahkemelerinde koparılan o gizli 500 milyon dolarlık büyük pastanın sahibi olduğu için hedef almıştı. Kapitalizm, kitlelere satacağı kahramanların hikayesinin her zaman "temiz ve kusursuz" olmasını ister. "Munzur dağlarında çobandım, cebimde beş kuruş yoktu, eski bir fabrikayı mucizeyle dev bir markaya dönüştürdüm" anlatısı, Chobani’nin en büyük pazarlama emtiasıydı. Ancak metinde belirttiğiniz iddialar acı gerçeği fısıldıyor.
İlk Sermaye: Arkada yine bir kadının ve onun ailesinin sattığı toprakların parası (500 bin dolar) var. Yani ortada "sıfırdan" ziyade, bir başkasının sermayesinin üzerine basarak yükselme durumu mevcut.
Formül Hırsızlığı ve Rüşvet: Yunan tarzı yoğurdun (Fage tarzı) reçetesinin rüşvetle çalındığı iddiası, endüstriyel kapitalizmde sıkça gördüğümüz kurumsal casusluğun en çiğ örneklerinden biri. Ticari başarı, iddia edildiği gibi bir "Anadolu dehası" değil, rakibin sırrını ele geçiren pragmatik bir hamle üzerine kurulmuş.
İşte bu detay, Hamdi Ulukaya’nın Türkiye’de neden bu kadar agresif bir sponsorluk şovuna giriştiğini finansal ve psikolojik olarak mükemmel açıklıyor. 2015’teki o büyük davadan ve fon girişlerinden sonra Ulukaya’nın operasyonel yetkileri elinden alındıysa ve kendisi