Herkes hayatında refaha kavuşmayı arzu eder, fakat hayatını terfi ettirmesini ve bizzat çalışma sonucunda hayatını daha iyi bir biçimde düzenleme ihtiyacını hissetmez.
Herkes hayattan bir şey almak ister ama ona bir şey vermek istemez. Çoğu kimse hayata menfaatçi, zorba ve asalak olarak atılır. Hayatın anlamını bu asalaklıkta ararlar.
Her gün, saat dokuza birkaç dakika kala, kırmızı kapüşonlu bir adam bir yere dikilip kepini ileri geri sallamaya başlıyor. Beş dakika sonra da ortadan kayboluyor. Günlerden bir gün karşısına bir polis memuru geçiyor:
“Ne yapıyorsunuz?”
“Zürafaları kovalıyorum.”
“Burada zürafa yok ki.”
“İşte, işimi iyi yapıyorum da ondan.”