6/10
·384 syf.··
2020 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 23:53
Teknik bakımdan değerlendirecek olursam kitabın dili akıcı ve çok fazla kuram ve bilgi yok.daha çok örnekler üzerinden yol ve yöntemler uygulamalı olarak anlatılmış formülize edilebilecek çok fazla bir bilgi ve altına çizebileceğim çok fazla bir yer bulamadım Kitaptan beklentim korku çeşitleri korku kaynakları düşünsel ve duygusal altyapısı ve bunlarla ilgili çözüm önerileriydi. Açıkçası hayal kırıklığına uğrattı beni. Kitabı tavsiye etmiyorum içeriğine göre kitabın adı çok iddialı.
Korkunun PsikolojisiChristophe Andre · Say Yayınları · 2015113 okunma
İNSANIN ANLAM ARAYIŞI, Viktor E. Frankl
Puan vermedi·170 syf.··
Beğendi
·
2020 92. kitabı
Yahudi asıllı biri olan yazar ikinci dünya savaşında Hitler’in zulümlerine maruz kalmış biri. Yani Polonya’da bulunan Auschwitz toplama kampı başta olmak üzere çeşitli kamplarda kalmış ve oralardan sağ kurtulmuş birisi. Kitabın ilk bölümünde burada yaşadıkları izlenimleri anlatıyor yazar. Kendisi bir nörolog ve psikiyatrist. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise benimsemiş olduğu anlama dayalı “logoterapi”nin genel ilkelerini anlatmaya çalışmış. Tabi ki çok kısa, özet denebilecek şekilde. Yazar genel olarak insanın hayatta anlam bulma ihtiyacından bahseder. Ve insanın genel olarak üç farklı yoldan yaşamın anlamını keşfedebileceğini söyler. Bunlar; 1)Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak, 2) Bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek, 3) Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek. Fakat bunun yanında anlamın her an değişebileceğini ve kişiye özel olacağını söyler. Yani birisi size sorar yaşamın anlamı nedir? Bu sorunun bir doğru cevabı yoktur. Genel bir cevap aramak da anlamsızdır. Bu, bir satranç şampiyonuna sorulan şu soruya benzer: “Satrançtaki en iyi hamle nedir?”. Nasıl ki bu soru anlamsız bir soruysa genel bir yaşam anlamı bulmaya çalışmak da anlamsızdır. Herkesin kendine ait yaşama yüklediği anlamlar vardır. Ve genel olarak insan, yaşamını; özel olarak terapist de terapisini bu anlayış üzerinden devam ettirir. Yazar toplama kampındaki anılarını aktarırken buradan edindiği deneyimleri terapi yöntemi ile harmanlar. Ve belki de büyük oranda toplama kampında yaşadıklarıyla oluşturduğu terapi yöntemi ile birçok insana yardım ederek kendisine buradan bir anlam çıkartmış olabilir. Toplama kampında yaşananları birazcık hissederek okuduğumuzda okumak dayanılması zor bir eylem haline geliyor gerçekten. İnsanın insana yaptıklarıyla kötü yönlerimizin ne kadar ileriye
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nerdesin aşkım?
Puan vermedi·80 syf.··
2020 9. kitabı
"Aşka gönül vermem aşka inanmam Yıllarca boş yere ağlayıp yanmam Böyle bir arzuya meyledip kanmam" (Beste-Güfte: Baki Çallıoğlu) Meşhur fıkradır; Bektaşiye sormuşlar: "Hiç aşık oldun mu?" diye. "Bir kere tam olacaktım, bastılar" demiş. Bektaşi ile Schopenhauer'ın birleştiği nokta 'aşk' denen mefhumun cinsel dürtü kaynaklı olduğu. Çevremizi biraz gözlemlediğimizde benzer sonuca bizim de varmamız mümkün. İnsanlar pek çok konuda olduğu gibi aşk konusunda da ikiyüzlüdürler. Sözlerindeki ruhaniliğe hallerinde rastlayamazsınız. 'Aşık'tan geçilmeyen memleketimizde aldatmaların, boşanmaların, aile içi şiddetin, sevgili terörünün, kaprislerin, ayrılıkların,değer vermemenin, değer görmemenin ve dahi bir yığın problemin adiyattan sayılması şüphesiz aşkla ilgili tasavvurlarımızda bir problem olduğuna işaret ediyor. Bu verileri, arzuların doyum noktasına ulaştıktan sonra acı vermesi bilgisi ile birlikte değerlendirdiğimizde aşkın arzu odaklı yaşandığını varsayabiliriz. Hande Yener'in "yanan yanana ama pişen yok/ iki lafın arası aşk acısı" diye tarif ettiği bir ortamda aşkın ne olduğu konusunda ben de Bektaşi, Schopenhauer ve Hande Yener ile aynı saftayım. Aşkı -veya insanların aşk derken kastettiği şeyi- daha iyi anlamak için bir tanım getirelim. Bunu formülize ederek yapmayı düşünüyorum. Bunun için de benzer bir kavramdan yola çıkacağım: Arkadaşlık. Arkadaşlık içerisinde ne gibi duygular barındırır? Elcevap: Sevgi, saygı, fedakarlık, vefa, sadakat,iyilik, şefkat, nezaket, empati gibi ulvi duygular. Bu saydıklarım aşkta da bulunan kavramlar, yani aşk ve arkadaşlığın kesişim kümesi. Peki aşkı arkadaşlıktan ayıran şey ne?, Aşkta olup arkadaşlıkta olmayan şey ne? Cevap tahmin ettiğiniz gibi: (kibarca yazarsak) Şehvet. Dolayısıyla aşk
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 5. kitabı
kapitalist sistem, sosyalist sistem, işçi-emek sömürü hakkında genel kültür seviyesi sayılacak kadar bilgim vardı daha çok öğrenmek için bu kitabı okuyum dedim malum kapitalin orjinali baya baya uzun ve anlaması zor soyut dil içeriyor. Bu kitap beklentilerimi karşılamadı; bildiğim şeylerin formülize edilmiş, kavramsallaşmış halini okudum. Hiçbir bilgisi olmayanlar için ideal sadece
Yeni Başlayanlar İçin KapitalMike Wayne · Yordam Kitap Yayınları · 201490 okunma
Puan vermedi·496 syf.·
2019 110. kitabı
Jose Dos Santos ile ilk defa Tanrı'nın Formülü ile karşılaştım ve hemen 5 'li serisini almak oldu ilk işim :) Süleyman'ın Anahtarı'nın evrenin yaratılışı, atomaltı parçacıklar ile tüm varlıkların temellendirilmesi, canlılığın formülize edilmesi, bilinç kavramı ve kuantum mekanizmasına oldukça akıcı giriş yaptığını söyleyebilirim. Canlılığı, yaratılışı ve bilinci bilimsel düzeyde anlamak için evrenin bir kuantum bilgisayarına benzetilmesi etkileyici. Eğer bilime ilginiz varsa ve benim gibi popüler kitaplar yerine klasikleri ve bilimsel kaynaklı kitapları tercih ediyorsanız tavsiye: İçeriğindeki gerçek bilimsel bilgilerin kullanılarak kurgulandığı bu kitabı mutlaka okuyun :) Fizik, evrensel bir felesefedir; ve bu kitap serisi olay örgüleri ile evrenin fiziğini çok güzel betimleyecektir... İyi okumalar :)
Süleyman'ın AnahtarıJose Rodrigues dos Santos · Pegasus · 20151,417 okunma
9/10
·357 syf.·
Beğendi
·
2019 19. kitabı
Âşkın getirdiği kıyas kabul etmez coşkuyu yüceltmeli mi yoksa insana hissettirdiği yoğun acı ve çaresizliği yermeli mi; insana hayat veren erdemlerini göklere mi çıkarmalı yoksa zalimliğini ve yanılsamalarını ifşa mı etmeli? (s. 18). Öncelikle Lacan'da İmgesel, Simgesel ve Gerçek'e bakalım; >İmgesel<, öncelikli olarak benliğe ve ötekilere ait görsel duyusal imgelerle ilişkilidir. Bu imgeler şeylerin kırıntısını gösterir ve dikkate değer biçimde birbiriyle bağlantılıdır...bir tırnak, gülümseyen bir dudağın kıvrımları, duvara düşen ışık huzmesindeki uçuşan toz taneleri... işte bunlar imgelerin parça parçalığını gösterir. Görevi ise ruhsal enerjiyi yönlendirmektir yani Freud'daki karşılığıyla libidoyu Lacan'daki karşılığıylaysa jouissance'ı. İmgeler jouissance'ın, beni bu incelemeyi yazmaya koyan atılımın, enerjinin aracıdır. J.D. Nasio imgenin ne'liğinden bahsederken şöyle güçlü bir örnek verir; "Bana 'Ben nedir?' diye soracak olursanız, hemen şöyle cevap veririm: ben, bana uygun olan ve bana bir hissi yaşatan eski imgelerin şimdide güncellenmesidir." (s. 50, Monokl Lacan Seçkisi). >Simgesel< dil ve yapıyla ilgilidir. Birbirlerine çok sıkı kurallarla uyan ve her zaman birbirlerine bağlı bir gösteren sistemidir ve iki birimi vardır; Bir ve ötekiler. Yani bir imleyenin sadece başka bir imleyenin yanında değeri vardır. >Gerçek< se bedende ve bedenin mümkün doyumları düzleminde konumlanır. Gerçek, adı konulamayandır, dile direnendir, bilinemezdir, simgeselleştirilemeyendir, imgeselleştirilemeyendir, her zaman bizde önde gidendir, kadınsıdır. Varlığımızın hep daimi yanıdır, değişmeden ve sürüp giden kendinde aynı kalan şeydir Borromean Düğümü'nün üçlüsünü kısaca hatırladıktan sonra bölüm bölüm
İlişkiler
Lacan'da AşkBruce Fink · Kolektif Kitap · 2019239 okunma