Belki de mühim olan geleceği değil, geçmişi görebilme yeteneğiydi . Belki de hayatın kontrolsüz bir düşüş olduğunu kabul edip ona mutlu bir son aramak yerine, iyi bir hikaye olmasına gayret etmeliydim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Artık sevmeyen kadının gözlerini hemen tanırsınız. Denizi yırtan bıçak gibidir. Bombardımana uğramış tavernalar, ırzına geçilmiş melekler, etobur krizantemler, kükürt çağlayanları ve en müşfik anında bir çift kör kuyudur o gözler.
Düşes, “Ya sanata ne diyorsun?” diye sordu.
“Bir illettir.”
“Aşk?”
“Yanılsama.”
“Din?”
“İnancın yerini tutan günün modası.”
"Sen kuşkucusun.”
“Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcıdır.”
“Ya nesin sen öyleyse?”
“Tanımlamak kısıtlamaktır.”
“Bir ipucu ver bana.”
“İp dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin.”
Hissederek yapılan her portre, nihayetinde modelin değil ressamın kendi portresine dönüşür. Model bir resmin yapılmasına kazayla vesile olandır. Ressamın gözler önüne serdiği kişi o değildir; o renkli tuval üzerine yansıltılan, ressamın bizzat kendisidir. Bu tabloyu sergilemememin nedeni kendi ruhumun gizini ele vermekten korkuyor olmam.
Nedenini bilmiyorum fakat ders çalışamıyorum, kafam hiçbir şey almıyor. Beni çeken hiçbir şey yok burada. Nefes alamadığım şu korkunç yalnızlıktan beni hiç kimse kurtaramıyor. Burada daha uzun süre kalmak istemiyorum, her şeyden iğreniyorum. Yolda üzerine bastığım her taştan, karışma çıkan insanlardan, içinde yaşadığım odadan nefret ediyorum. Bu kentin nemli ve kirli havasını ciğerlerime çekerken ıstırap duyuyorum.