Öldüğünüzü ve gözünüzü cehennemde açtığınızı düşünün; ancak bu cehennem, alışık olduğumuz o alevli ve karanlık tasvirlerden çok uzak, sessizliğin hüküm sürdüğü devasa bir kütüphane. Steven L. Peck’in kurguladığı bu evrende, doğru inancı seçemediğiniz için gönderildiğiniz yer, sonu gelmeyen koridorlar ve yazılabilecek her türlü harf kombinasyonunu içeren trilyonlarca anlamsız kitaptan oluşan bir labirent.
Gerçekten tuhaf bir kitaptı ama beni etkileyen tarafı da tam olarak buydu. Kitap boyunca büyük olaylar olmuyor aslında, buna rağmen insanın içini daraltmayı başarıyor. Özellikle o sonsuzluk hissi kitabı bitirdikten sonra bile insanın zihninde dönüp duruyor.
Cehennem fikrini ele alış biçimi bayağı farklıydı bence. Alıştığımız o klasik korku anlayışı yerine, yavaş yavaş insanın aklını tüketen bir boşluk hissi yaratıyor. O labirent fikri de aşırı iyi düşünülmüş. Bir noktadan sonra sadece kaybolmayı değil, zamanın tamamen anlamını yitirmesini okuyormuş gibi hissediyorsun.
Kitabın dili de buna çok uyuyor zaten. Fazla dramatikleşmeden, sakin sakin anlatıyor her şeyi. Ama o sakinlik hikâyeyi daha da rahatsız edici yapıyor. İncecik bir kitap olmasına rağmen verdiği his inanılmaz büyük.
Herkese hitap edeceğini düşünmüyorum açıkçası çünkü fazla garip bulunabilecek bir kitap. Ama farklı fikirler okumayı seven biriyseniz etkisi uzun süre geçen kitaplardan biri bence. Özellikle “sonsuzluk” fikrini bu kadar ürkütücü hissettirmesi gerçekten çok iyiydi.