Fiziksel ve psikolojik sınırlara, toplumsal normlara, gelenek göreneğe, öğrenmenin, keşfetmenin ve kendini bulmanın önüne konmuş her biçimdeki engele bir başkaldırış Martı.
Kendiyle alıp götüren, sürükleyici bir hikaye. Martıların fotoğraflarına bakıp hayaller kuruyorsanız artık sahilde gördüğünüz hiçbir martı eski martı olmayacaktır.
“Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmalardan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!”
Önünde uzanan gelecekten umutluydu Jonathan.
Büyük umutlarla üniversite öğrencisi olarak gittiği şehirde aradığını bulamayan, yalnızlık çeken ve depresif bir moda giren genç bir adamın hikayesini anlatıyor. Zweig’ın dili, üslubu, psikolojik betimlemeleri muhteşem.
Ancak bu kitapla ilgili beni inanılmaz rahatsız eden bir konu vardı.
*spoiler içerir*
Berger’in, kız çocuğuna karşı yakınlığı kendi kız kardeşini anımsatmasıyla başlamıştı. Çocuk iyileşmeye başlayınca Berger’in ona fiziksel olarak yakınlaşması beni çok rahatsız etti. Kardeşine benzettiği, hatta kardeşinden ayıramadığı bir çocukla yakınlaşması bir yana, çocuğun 13 yaşında olması gerçekten rahatsız ediciydi. Kitaplarda bu tarz konuların işlenmesini doğru bulmuyorum. Bir noktada bu ensest ve pedofili.
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202237bin okunma