Kitap İncelemesi ve Yorumu
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Sigmund Freud’un 1913 yılında yayımlanan bu çığır açıcı eseri, psikanalizin kurallarını antropoloji ve dinler tarihine uygulayarak insanlığın ortak şuurunun kökenlerine iner. Yazar; ilkel kabilelerin inanç sistemlerini, ensest yasağını ve kuralcı "tabu" kavramlarını modern nevrotik bireylerin saplantılarıyla kıyaslayarak insanlık tarihinin psikolojik bir haritasını çıkarır. Freud, "Oedipus kompleksi" teorisini toplumsal bir boyuta taşıyarak dinin, ahlakın ve sosyal hukukun temelinde ilkel klandaki babayı katletme suçu ve sonrasında yaşanan kolektif suçluluk duygusunun yattığını ileri sürer. Totemizm bu suçlulukla başa çıkma ve babanın otoritesini sembolik olarak yaşatma çabasıdır; tabu ise bastırılan arzuların toplumu yıkmasını önleyen en eski barikattır. Totem ve Tabu, modern insanın en medeni davranışlarının bile altında yatan o vahşi ve karanlık kökleri açık yüreklilikle gösteren, antropolojik bir başyapıttır.
Totem ve TabuSigmund Freud · Olimpos Yayınları · 20217,9bin okunma
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Kral Oidipus, insanın kaderiyle olan amansız mücadelesini ve hakikati arayışının yıkıcı sonuçlarını işleyen, Antik Yunan tragedyasının başyapıtlarından biri. Aristoteles tarafından acıma ve korku duyguları aracılığıyla ruhsal arınmayı (katharsis) sağlayan en yetkin tragedya örneği olarak kabul edilen eser, okura ve seyirciye özgür irade ile kaçınılmaz yazgı arasındaki dramatik çatışmayı sarsıcı bir şekilde sunuyor. Hem Freud'un psikanalitik "Oidipus Kompleksi" çözümlemelerine hem de Foucault'nun bilgi, iktidar ve sorgulama üzerinden kurguladığı "hakikat tiranlığı" analizlerine ilham veren bu çok katmanlı metin, tarih boyunca salt bir mit veya yazgı hikâyesi olmanın çok ötesine geçmiştir. Kral Oidipus, insanın kendi karanlık gerçeğiyle yüzleşmesinin bedelini, güç ile kibrin sınırlarını ve insanlık durumunun kırılganlığını ustalıkla yansıttığı için günümüzde hâlâ evrensel değerini ve geçerliğini koruyan eşsiz bir edebi değerlendirme ve felsefi sorgulamadır. Okumak iptiladır, müptelalara selam olsun!
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·416 syf.·
2020 648. kitabı
Öyle bir roman düşünün ki eserin karakterlerinden bir tanesi gelmiş geçmiş en önemli filozoflardan biri Nietzsche, diğer tarafta psikanalizin kurucusu Freud, devrinin en önemli doktorlarından biri olan Josef Breuer ve tabii ki güzelliğiyle etrafındaki erkekleri kendine hayran bırakan, adı Nietzsche, Rilke hatta Tolstoy'la aşk dedikodularına karışmış, başına buyruk ve önemli edebi eserler ortaya koymuş olan Lou Salome. Böyle bir kadronun varlığı bile o kitabı çekici kılıyor, okuma isteği oluşturuyor. Roman olmasının yanında edebi anlatımı, felsefik, psikolojik ve tarihi içeriğiyle de dolu dolu bir eser. Doktor Breuer ve Nietzsche kitabın iki ana karakteri olarak görülmektedir. Yukarıda saydıklarım ve sayamadığım diğer karakterler de yan karakterleri oluşturmaktadır. Ümitsizlik içerisindeki Nietzsche'yi tedavi etmeyi üstlenmiş Doktor Breuer ile Nietzsche arasında bu tedavi sürecinde aralarında geçen diyaloglar kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Tabii ki hasta koltuğundaki isim Nietzsche olunca zamanla roller değişiyor ve Nietzsche, Breuer'ın doktoru oluyor. Günden güne iyice birbirine açılan bu iki insanın içsel yolculukları, tıkındıkları yerde birbirlerine yardım edişleri, ikili arasında gerçekleşen felsefe, psikoloji içerikli entellektüel sohbetleri benim için tadına doyum olmaz nitelikteydi. Yazarın anlatımı da ekstra bir alkışı hakediyor. Benim gibi çok felsefe içerikli eserler okumayanlar bile bu anlatım şekliyle kitabı okumakta ve anlamakta çok zorlanmayacaktır. Gönül rahatlığıyla bu güzel eseri okumayan herkese tavsiye eder, şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Rüyalar Masallar Mitoslar
Puan vermedi
“Rüyalar, Masallar, Mitoslar” ismini verdiği kitabında sembol dilinin çözümlenmesi üzerine sosyal psikoloji bağlamında bir araştırmanın altına imza atan psikanalist Erich Fromm’u özellikle sevgi, şiddet, özgürlük, erdem, sağlıklı toplum, insan olanakları konusundaki pek çok çalışmasıyla yakından tanıdığımızı belirtmek isterim. “Sevme Sanatı”, İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri”, “Özgürlükten Kaçış”, “Sevginin ve Şiddetin Kaynağı”, “Umut Devrimi”, “Sahip Olmak mı, Olmak mı?” ilk akla gelen kitapları arasında yer alıyor. Söz konusu eserinde Fromm, insanlık tarihinde yer etmiş mitoslarla günlük yaşamımızda her zaman ilgimizi çeken rüyalarımız arasındaki ilişkiyi masaya yatırıyor. Kültürel bağlam, toplumsal deneyim ve kişilik yapısını göz ardı etmeden rüyaları yorumlamanın önemine değiniyor. Fromm, 1951 yılında kaleme aldığı esere gönderme yaparken, “unutulmuş bir dili yeniden anlamamıza yardımcı olabilmek için yazıldığını” ifade ediyor. Yazara göre, “rüya gerçek bir yaşayıştır” (s.19). Nitekim kendi anlatımı ile de, “tüm farklılıklara rağmen, bütün mitos ve rüyaların ortak bir yanı vardır. Hepsinin anlatımı aynıdır, sembolik bir dil ile yazılmışlardır” (s.21). Sembol dilinin insanlığın geliştirdiği evrensel bir dil olması ve bütün kültürlerde ortak özelliklere sahip olması ve bu dilin niteliklerinin bilinmesi mitosların, masalların ve rüyaların dilini anlayabilmeyi olanaklı kılar… Aralarındaki etkileşim öyle derin ve içice geçmiş ki, bu dili anlayabilmek “bilgelin” kapısını da aralamak gerekir. Benliğimize giden yolun yapı taşlarının bu dili anlamak üzerine kurulu olduğunu anımsatmakta fayda var. Kitapta sembol dilinin özellikleri detaylıca anlatılıyor. Sembollerin çok anlamlılığına dikkat çekiliyor. Rüyaların özelliklerinde ise yazar “rüyalar, uykudayken bedenimizi terk
Rüyalar, Masallar, MitlerErich Fromm · Arıtan Yayınevi · 1992784 okunma
“Kafamın İçinde Biri Var Ama O Ben Değilim”
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 82. kitabı
“Carl Jung’un ifadesiyle, her birimizin içinde tanımadığımız biri daha vardır.” (s.19) İnsan kendisini tanıdığını düşünmeyi sever. Ne istediğini bildiğine, kararlarını bilinçli olarak verdiğine, dünyayı olduğu gibi gördüğüne inanır. Fakat bu kitap, bu noktadan başlayarak ayağımızın altındaki zemini yavaş yavaş çekiyor. Kitap fikirlerini büyük iddialarla sunmuyor; deneyler, vakalar ve nörobilim araştırmaları üzerinden açıklıyor. David Eagleman ’a göre yaptıklarımızın, düşündüklerimizin ve hissettiklerimizin büyük bölümü bilinçli zihnimizin erişemediği süreçler tarafından şekillendiriliyor. Sabah uyandığımızda “ben” dediğimiz şey, beynimizde olup bitenlerin yalnızca küçük bir parçası. Bu kitabı okuma sürecinde beynin yanında kendimiz hakkında sahip olduğumuz birçok kesinliği de sorgulamaya başlıyoruz. Kitap ilk olarak algılarımızdan şüphe ettiriyor. Eagleman, gördüğümüz dünyanın dış gerçekliğin doğrudan bir kopyası olmadığını, beynin oluşturduğu bir yorum olmasından bahsediyor. Görsel yanılsamalardan zaman algısına kadar uzanan örnekler, dış dünyanın sabit kalmasına rağmen beynimizin bize farklı gerçeklikler sunabildiğini açıklıyor: “Gerçeklik, beyin tarafından pasif biçimde kaydedilmek yerine, aktif biçimde beyin tarafından inşa edilir.” (s.127) İkinci aşamada sıra kararlarımıza geliyor. Özgür irade, kişilik, tercih ve sorumluluk gibi kavramlar kitap boyunca ele alınıyor. Kitabın en sevdiğim tarafı buydu. Yazar kesin yanıtlar sunmuyor. Güzel olan tarafı düşünmeye değer keyifli sorular bırakıyor zihnimize. Kararlarımızın ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu, davranışlarımızın ne ölçüde bilinçli seçimlerimizin sonucu olduğunu tartışıyor kitap buyunca. Kitabın zihnimizi rahatsız eden tarafı bu bölümde bence. Çünkü insan, duygularını ve seçimlerini özgür iradesinin
Incognito - Beynin Gizli HayatıDavid Eagleman · Domingo Yayınları · 20138,1bin okunma
Kitap ne sunuyor ?
7/10
·136 syf.··
2026 28. kitabı
Öncellikle Freudian analiz konusunda bir usta olmadığımı belirterek başlayayım. Konu hakkındaki bilgim amatör bir ilgiden fazlası değil, o yüzden bu konuyla amatör olarak ilgilenen insanlara yardımcı olup olmayacağını çok kısaca anlatmak istedim; kitap ne hakkında, ne hakkında değil onu açıklayacağım. Kitap Gustave Le Bon ve Mcdougnall gibi kitle üzerine fikir yürütmüş insanların fikirlerini analiz ederek başlar, önceki yazarların eserlerindeki eksikliği ve ne üzerinde durmadıklarını anlatır. Sadece kendi ağzından değil, başka yazarların düşüncelerini de analiz eder ve onların fikirleri üzerine açıklama yapar. Daha doğrusu Freud işin nasılından ziyade, nedenini bu kitapta açıklamaya çalışır ve bunu yine cinselliğe bağlayarak yapar. Freud'un diğer eserleri kadar terminolojide boğulmamış, ayrıca boğulsa dahi arka tarafta bir açıklama sözlüğü bulunduğundan zorluk çıkarmaz. Çeviri bazı yerlerde sorunlu ama anlaşılmayacak kadar değil. Bu konulara merakınız varsa okumanızı öneririm.
Kitle PsikolojisiSigmund Freud · Say Yayınları · 20174,189 okunma