Şimdi yine yolluyoruz seni, git diyoruz. Ne bileyim, hep kendimizi düşünüyoruz demek ki. Oysa düşünülecek ne yanımız kalmış. Günümüzü gün edelim derken insanlıktan çıktık. Korkaklıktan sevmediğimiz, sevemediğimiz insanlara gülümsüyoruz. Beni yatak odasına çağırıp 'kardeşin bizde kalamaz' diyen adamın bağışlanacak yanı var mı?
Ne konuştuklarını yerlerine döndüklerinde bilemeyecekler. Mutluluk en öndeydi günboyunca. Öylesine baskın bir duyguydu ki, neyin neden söylendiğini değil, kiminle olunduğunu önemli kılmıştı.
Füruzan'ın Parasız Yatılı ve Kuşatma 'dan sonra okuduğum üçüncü kitabı. Altı hikayeden oluşan bu kitapta daha önce yazdığı kitaplarla benzer temaları işlemeye devam etmiş. Toplumun köşede kalmış ve ezilmiş insanlarını anlatan Füruzan özellikle hikayelerinde verdiği küçük detaylarla ve karakterlerin iç dünyalarını yansıtmadaki başarısıyla beni etkiledi ve yaşamadığım bir dönemdeki insanların durumuna üzülmeme sebep oldu. Hikayeleri gerçekten okurun üstünde ağırlığını bırakıyor. Yer yer can sıkıcı hissettirebilir ve bu yüzden okuyup yarım bırakanlar da kesinlikle haklılar hikayeler üzücü ve can sıkıcı. Ama ben tam da bu yüzden okunması gerektiğini düşünüyorum. Ne zaman bir Füruzan hikayesi okusam kendimi daha duyarlı biri haline gelmiş hissediyorum. Okumaya başlayacak olanlara Parasız Yatılı 'dan okumaya başlamalarını tavsiye ederim.