"Bu kafa büsbütün başka işler becerebilir... Sen kendini ziyan ediyorsun, halbuki buna hakkın yok!.. Mademki herkes gibi değilsin, onlardan daha akıllı, daha üstünsün, onlara hükmetmek hakkın, hatta vazifedir. Yalnız bunu istemen gerekir. Her şeyi feda edebilecek kadar şiddetle istemen ve bütün arzularını tek bir amaca, insanlara hükmetmek, onların başına geçmek acına vermen lazım. Sonra senin gibi hayallerle, çocukça, daha doğrusu kadınca hislerle uğraşmakta insanı berbat eder. Hayatını nasıl olupta bir kadına bağladığına şaşırıyorum. Kadın bir oyuncaktan başka nedir? Erkek, tam manasıyla erkek ol... Erkek sert, haşin, güçsüz hislere yabancı, sadece kuvvete tapan mahluktur. Dünyada bizim gibi insanlar, kendi kafalarında düşündükleri şekli vermeli ve koyun sürüsünden farklı olmayan halk ise sadece bağlı olmalıdır. Bunu sabit fikir halinde kafana yerleştirir ve maddi manevi bütün kuvvetlerinle bu yolda çalışırsan muhakkak amacına varırsın... Başarılı olmamak ihtimali pek azdır; belki de hiç yoktur... "
Herkes anlamak istediğini anlar.Burada bunu düzeltme ihtiyacı duymuyorum. Bu bir romandan alıntı ve ben anlatılmak isteneni nasıl anladıysam herkes öyle anlamalı, anlayamayan kendini sorgulamalı.Teşekkür ederim.
Königsberg'deki mezarında en ünlü sözlerinden biri yazılıdır: 'Ne kadar sık ve uzun düşündüysem, şu iki şey hep yeni ve artan bir hayranlık ve huşuyla doldurdu ruhumu:
üstümdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası.' Ve devam ediyor, 'Yukarıda ve içimde bir Tanrı olduğunun kanıtı bunlar.'
Benden 296 yıl önce yaşamış bir insanın düşüncesine sahip olmanın, bu düşünceye düşünerek ulaşmanın ve okuduğum kitapta o insanın düşüncesine sahip olmanın mutluluğu bunun sebebi. Saygısızsın.