Freud Etkisi Altında Kalmış Bir Kitap: Geçmişe Yolculuk
6/10
·56 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:01
İnsanların Zweig'ın kitaplarını hevesle okumasına ve beğeniyle karşılamalarına hep özenmişimdir; ama bu hissi şu ana kadar okuduğum hiçbir kitabında da yaşayamamışımdır (ki bu okuduğum 3. kitabı). Zweig'ın önceden okumuş olduğum kitaplarındaki zorlama ahlaksızlık ve cinsellik burada da devam ediyor. Ayrıca Zweig'ın büyük bir ihtimamla Freud'un biyografisini yazdığının farkındayım. Ancak bütün kitaplarına Freud'un etkisi sirayet etmek zorunda mıymış, anlamıyorum. Freud'un biyografisini dünyaya sunduğu için bütün dünya gibi ben de ona müteşekkirim ve eserlerinde ondan aldığı etki, aynı dönemde çıkan birçok esere göre onun eserlerini psikoloji bilimi açısından çok daha gerçekçi kılıyor. Lâkin bu durum da iyi değil: Aşk gibi yüzyıllarca yüceltilmiş bir duyguyu kitap sayfalarında okurlara zihnin gerçekleriyle takdim edemezsiniz. Bu bilimsel gerçeklilikle etkileyici, unutulmaz cümleler kurmanız olanaksızlaşır; kitabın başına gelen de tam olarak bu. Ancak kitaba verdiğim altı puanı getiren iki husus var: Birincisi, geçmişe ve yaşlanmaya dair çok güzel sorgulamalar içermesi. İkincisi ise özellikle kitabın sonundaki dönem Almanya'sının betimlemeleri; benim gibi, İkinci Dünya Savaşı sizin için büyük bir ilgi alanıysa sizin de çok hoşunuza gider. Sonuç olarak, incelemem kötü bir tonda seyretmiş olabilir. Ama bu Stefan Zweig'ın ne kadar değerli bir şahsiyet olduğu gerçeğini hiç de zedelemiyor. Novellaları hâlâ elinize kısa, tek oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap almak istiyorsanız biçilmiş kaftan. Ben yine de Zweig'dan umudumu kesmeyip birkaç adet novellasını okuyacağım. Hayatım boyuna okuyacağım hiçbir novellasını beğenmesem dahi okuyacağım biyografileriyle benim hatırımda kendine yer kazanacaktır. Umarım sizler incelememin başında kulaklarını çınlattığım, Zweig'ın eserlerini
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma
rüyalar vs gerçekler
9/10
·336 syf.·
2026 66. kitabı
Nermin Yıldırım’dan okuduğum dördüncü kitap ve onun oyunbaz, katmanlı dilini çok seviyorum. Birçok romanında olduğu gibi burada da geçmiş bugünü belirliyor. Kimse konuşmasa bile travmalar yaşamaya devam ediyor. Karakterler geçmişte yaşanan olaylarla değil, o olayların zihindeki izleriyle mücadele ediyor. Bir kuşağın sustuğu şey, sonraki kuşağın yükü oluyor. İlk bakışta bir aile hikâyesi ya da bireysel bir yüzleşme romanı gibi görünse de, aslında hafıza, travma, sırlar içeren derin bir metin. Kitaptaki rüyalar yalnızca bilinçaltının ürünü değil; karakterlerin bastırdığı duyguların, unutmak istediği anıların ve yüzleşemediği gerçeklerin dili hâlinde. Sigmund Freud ve Carl Jung’ın rüya üzerine düşünceleri aklıma geliyor ayrı ayrı; * Freud için rüya bastırılmış arzuların yoludur. * Jung için rüya kolektif bilinçdışına açılan kapıdır. Peki rüyalar neden anlatılmaz.? Çünkü anlatıldığı anda yalnızca rüya değil, onun sakladığı gerçek de ortaya çıkacaktır. Romanda yalnızca rüyalar değil, acılar, utançlar ve sırlar da anlatılmaz. Belki de romanın temel fikri şudur: İnsan hayatını çoğu zaman anlattıkları değil, anlatamadıkları şekillendiriyordur. Roman boyunca karakterler doğrudan konuşamazlar. Acıları, suçlulukları, özlemleri ve korkuları açıkça ifade etmekte zorlanırlar. İşte rüyalar burada devreye girer: Söylenemeyenin söylenme biçimi, bastırılanın geri dönüşü, geçmişin bugüne sızması olarak… Kitabın son kısmını okuduğunuzda her şey çözülüp bitmiyor içinizde, bazı sorular da peşinden geliyor son sayfayı çevirdiğinizde. İyileşmek için illaki gerçeği mi öğrenmeli insan, yoksa kendi hikayesini yeniden mi kurmalı her şeyden bir haber? Geçmişi keşfedip onun değiştirilemez olduğunu gördükten sonra ne yapacağız peki? Olduğu gibi bilmek mi daha çok iyileştirir yoksa daha az
1000Kitap
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20194,403 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Takdire şayan
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Uzaktan gür bir Freud sesi işitilircesine bir kitaptı. İnsan kişiliğini oluştururken nasıl kendini oluşturur? Biz insanlarda her duygu vardır ama biz kendimizi oluştururken "onu istiyorum" diye duygularımızı bir marketten satın alır gibi almayız. "Bende bu olmasın" diye öteler , en karanlık kısma iteriz. Burada bir duyguyu çocuğun kendine seçmesi ya da seçmemesi, tamamen evdeki imagolardan oluşur. Ayna Evresi, Lacan’ın kuramında egonun doğum anıdır ve tamamen bir yanılsama üzerine kuruludur. 6-18 aylık bir bebek, henüz kendi bedenini motor beceriksizlik yüzünden paramparça ve koordinasyonsuz hisseder. Yine bu dönemde anneye bağlı olan bebeğin arzu nesnesi anne olmaktadır. Çocuk için anneden sütün kesilmesi, oluşan büyük devler ile beraber yeni bir dünyada var olmaya çalışmak olacaktır. Çocuk için anne artık bir arzu nesnesi değildir. Bu durumda dışarıdaki o devlere karşı babaya yönelmek gerçekleşecektir. Bu, bir tercih değil, dil dünyasına adım atmak için kaçınılmaz bir boyun eğmedir. Burada aklıma benim ilk gelen şey, Freud'un Oedipus Kompleksi'dir. Elektra Kompleksi'nin doğruluk payının çok yüksek olduğunu savunmakla beraber, aynı zamanda toplumda tabulanmış kısıma taşınan bir şey olduğunuda savunmaktayım.(Günümüzde genelde kanıt eksikliğinden savunulmasa da kişsel görüşlerin saygı duyulması taraftarıyım.)Bunu yapan kısım, tahmin edileceği gibi en çok gerçeklerden kaçan taraftır. İlerleyen süreçte çocuklar için yargılar oluşmaya başlayacaktır ve bu yargılar büyük ötekiye benzer olmalıdır. Çocuk burada Öteki ile beraber var olmaya başlayacak. Bir X'in, X için pek bir önemi yoktur. X, bir günde kaç kere "Ben X" diye kendini tanıtır? X, Öteki varsa vardır; Y varsa X olur. Eğer bu süreçler sıkıntılı ilerlerse, işte kitabımızın bir diğer kısmı olan psikanaliz
Psikanalizin Temel ilkeleriJacques Lacan · Çolpan Kitap · 202057 okunma
7/10
·142 syf.··
2026 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 13:36
Psikanalizin Tarihi, Freud'un psikanalizden önceki kariyerini özetledikten sonra, psikanalize geçiş sürecini, teorilerin oluşumunu, gelişimini ve Freud sonrası ekolleri konu alıyor. Kitapta Freud'un fikir ve teorileriyle beraber Adler, Jung, Stekel gibi farklı isimlerle gelişen düşünce ve yorum alanlarını da görüyoruz. Roger Perron'ın anlatımındaki Psikanalizin Tarihi'nde Freud'un kişisel ve mesleki mücadelesine de yer veriliyor. Freud'un görüşlerinin toplumsal eleştiriye maruz kalmasının yanı sıra çalışmaları önce 1. Dünya Savaşı'yla sekteye uğruyor. Sonrasında da Hitler'in iktidara geçmesiyle daha büyük bir sorunla karşılaşıyor. Çünkü Hitler Yahudi Bilimi diye tanımlayarak Freud'un bütün kitaplarını yakıyor. Freud bu durumu; "Ortaçağ'da olsak beni yakalardı. Şimdi sadece kitaplarımı yakmakla yetiniyorlar." diyerek ifade ediyor. Hem sağlık, hem mesleki hem de toplumsal sorunlara rağmen pes etmeden, tam anlamıyla son nefesine kadar çalışma azmi ve mücadeleci özelliğiyle Freud, psikanalizin babası olarak bugün de katkı sağlamaya devam ediyor. Akademik beklentisi olmadan, psikanalizi merak edenler için okunması rahat bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Psikanalizin TarihiRoger Perron · Dost Kitabevi · 201733 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 16:13
Fransız yazardan yüksek kültürlü bir macera romanı. Amerika’da zengin bir işadamı, bir gizemi çözmek için ünlü sihirbaz Harry Houdini ve psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’u kiralar. Yardımcı rollerde Jung ve Tesla var. Gerçek ve kurmaca iç içe. Gerçek tarihi kişilikler romanda rol alıyorlar ; zamanın siyasetçileri, ünlü gangsterler, sihirbazlar, HP Lovecraft, Sandor Ferenchi ...vs. Eski New York’un karanlık ve gösterişli yüzünü görüyorsunuz. Roman gerçek tarihi olaylarla ilerliyor; ilk gökdelenler, Manhattan kültürü, gangster mahalleleri, seri katiller. Kitabın tanıtım yazısında Freud’dan bahsetse de Houdini daha ön planda. Hatta Houdini’nin kısa bir biyografisi bile diyebiliriz. Geri dönüşlerle ve rüyalarla Houdini geçmişini hatırlıyor, koşuşturmacanın arasında da Freud onu analiz ediyor. İki tarihsel figürün macerası gibi görünse de iki farklı gerçeği arama biçimi çatıştırılıyor. Freud : "İçeri girme". Bilinç altına inmek, derinleşmek, bastırılmış anıları ortaya çıkarmak. Houdini : "Dışarı çıkma". Zincirleri kırmak, kilitlerden kaçmak, kurtuluş. Klasik polisiye değil, duygusal yoğunluğu düşük, çabuk okunuyor ve entellektüel mizah içeriyor. İyi okumalar.
Sahte Yüzler TopluluğuXavier Maumejean · Alakarga Sanat Yayınları · 202019 okunma
Saffet Murat Tura’nın Bilinci Bilimin Ufkuna Taşıma Çabası
Puan vermedi·240 syf.··
2026 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 15:56
Histerik Bilinç, Saffet Murat Tura’nın bilinç problemine odaklanan; psikiyatri, nörobilim, fenomenoloji ve zihin felsefesini birlikte kullandığı teorik bir çalışmadır. Kitabın merkezindeki temel soru şudur: “Atomlardan oluşmuş maddi varlıklar olmamıza rağmen neden öznel yaşantılarımız ve fenomenal bilincimiz vardır?” Kitap, klasik anlamda “histeri”yi anlatan bir klinik psikiyatri kitabı değildir. “Histerik” kelimesi bu kitapta popüler anlamıyla değil; bilinç ile beden arasındaki ilişkinin çözümlenmesinde kullanılan teorik-klinik bir kavram olarak kullanılmaktadır. Saffet Murat Tura bu eserinde yalnızca psikiyatrik bir meseleye değil, insan zihninin ontolojik yapısına yönelir. Kitap, “bilinç nedir?” sorusunu popüler psikoloji düzeyinde değil; nörobilim, fenomenoloji ve psikanalizin kesişiminde ele alır. Eserin en güçlü tarafı, bilinç problemini yalnızca biyolojik indirgemecilikle açıklamaya çalışmamasıdır. Tura, beynin fiziksel süreçlerini ciddiye alırken aynı zamanda öznel deneyimin gizemini de korur. Özellikle fenomenal bilinç meselesini işlerken, insanın yalnızca nöronal devrelerden ibaret olmadığını hissettiren bir düşünsel gerilim kurar. Bu yönüyle kitap, katı materyalist bilinç teorilerine karşı eleştirel bir mesafe taşır. Eserin önemli yönlerinden biri de Sigmund Freud ile kurduğu eleştirel diyalogdur. Tura, Freud’un bilinçdışı ve bastırma kavramlarını tamamen reddetmez; fakat bunları çağdaş nörobilim ve bilişsel süreçlerle yeniden yorumlamaya çalışır. Böylece kitap, psikanaliz ile modern bilim arasında köprü kurma girişimi hâline gelir. Dil bakımından eser kolay değildir. Yer yer yoğun kavramsal tartışmalar içerir ve dikkatli okuma ister.
Bilim/Felsefe
Histerik BilinçSaffet Murat Tura · Metis Yayınları · 200762 okunma