Ş.r.fs.zlr...
İnsanlar asla sözlerini tutmaz, bu yüzden de hiçbir sır, sır olarak kalmaz...
Sayfa 585·Kitabı okudu
Westerosun tarihçelerini tutan hisarin üstatları son üç yüzyıldır Aegon' in Fethi'ni mihenk taşı olarak almışlardır. Do­ğumlar, ölümler, muharebeler ve diğer olaylar ya FS (Fetih'ten Sonra) ya da FO (Fetih'ten Önce) olarak tarihlendirilir.
Sayfa 11
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Muhakkak ki Kur'ân'ın sırları Allah Rasülü ﷺ'nün rühāniyetine bürünen kalbin esrarına göre fåş olur.
Sayfa 495 - Erkam Yayınları. ﷺ
Peygambere ve O'nun takipçilerine karşı girişilen bütün zulm eylemlerinin, aslında, ruhundan kaynaklandığını görmemiz cehl gerekiyor. Onlar, görünüşe göre, Peygambere ve İlahi öğretiye inatla direnip şiddet uygulamakla, zulm'lerini bizzat Tanrı'ya yöneltmektedirler. Fakat, Kur'anı anlayışta, evrende hiç kimse Tanrı'ya zulm edemez. Dolayısıyla, onlar, aslında, Tanrı'ya de­ ğil, kendilerine etmektedirler. Kur'anı ("ken­ zulm zulm'el-ne fs dine zulmetmek") tabirinin anlamı bu olmalıdır.
Sayfa 309·Kitabı okudu
Sartre
İnel: Sayın Foucault, şimdi de biraz Jean-Paul Sartre ile olan ilişkiniz üzerinde duralım istiyorum. Siz her zaman Sartre'ı takdir ettiniz. Sartre'ın "olağanüstü çabaları”ndan övgüyle bahsettiniz ve onun son Marksist olduğunu söylediniz. Fakat buna karşılık Sartre yapısalcıları yeni bir ideoloji oluşturmakla ve sizi bir anlamda burjuvazinin Marx'a karşı dikebileceği son barajı kurmakla suçladı. Ne dersiniz bu konuda? Foucault: Bu konuda iki şey söyleyeceğim: Birincisi, Sartre, çok önemli bir eserin sahibidir; edebi, felsefi ve siyasi bir eserdir bu. Doğrusu, ben onun benim kitaplarımı okumaya zaman bulamadığını düşünüyorum, çünkü bu konuda söylediği şeyler bana pek akla yakın gelmiyor. İkinci olarak, bir dönem Sartre'ın Komünist Parti tarafından burjuva emperyalizminin son siperi olarak tanımlandığını biliyorum. Neyse, aynı suçlamanın on beş yıl sonra Sartre tarafından bana yöneltilmiş olması beni hem eğlendiriyor hem de şaşırtıyor. İnel: Ayrıca Sartre sizi tarihi küçümsemekle de suçladı, yanlış hatırlamıyorsam. Foucault: Evet. Bu suçlamayı bana hiçbir tarihçi yapmadı. Aslında filozoflar genellikle felsefe dışındaki tüm disiplinlerde pek cahildirler. (FS 108-10) İnel: Sartre her fırsatta iktidarın kötülüğünden bahseder. Bu konuda siz farklı bir konumdasınız. Foucault: Evet ve nedense bu fikir yani "İktidar kötüdür" sloganı bana yakıştırılmıştır. Halbuki benim söylediğim bu değil. İktidar kötü değildir. İktidar stratejik oyunlardan ibarettir. Örneğin aşk ilişkilerine bakalım. Aşk bir anlamda stratejik bir oyundur ve bu oyunda birinin diğeri üzerinde iktidar uygulaması kötülük değildir. Sevginin, tutkunun ve cinsel hazzın bir parçasıdır. Bir başka örnek, pedagoji kurumuna bakalım. Bu kurumda daha fazla bilgisi olanın, olmayana bir şeyler öğretmesinde, bilgi aktarmasında,
Sayfa 64·Kitabı okudu
Alıntı
İnel: Psikanalize gelelim; kimi psikanalistler ise sizi psikanalizden söz etmemekle suçluyorlar. Foucault: Aslında psikanalizden söz etmek isterim, ancak "dışarıdan" söz etmek isterim. Çünkü söyleminiz psikanalitik alana nüfuz ettiği anda, psikanalitik yorumun tahakkümü altına girecektir. Psikanaliz kurumu karşısında dışsal bir konumda kalmak ve böylece psikanaliz kurumunu kendisini ayakta tutan iktidar sistemleri içine yerleştirmek istiyorum. (İG 75) İnel: Deleuze ve Guattari psikanalize ciddi eleştiriler yönelttiler. Onların eleştirilerinin esası neydi? Foucault: Bu soru onlara sorulmalı. Yine de şunu söyleyebilirim: Onların kitaplarına kadar psikanaliz bir özgürleşme aracı olarak görülüyordu. Oysa bu iki isim günümüzde uygulanan biçimiyle psikanaliz yüzünden, libido ve arzunun aile iktidarına boyun eğmek zorunda kaldığını gösterdiler. Bir başka ifadeyle, psikanalizin arzuyu "ailevileştirdiğini" gösterdiler. Burada yine bir iktidar mekanizmasını görüyoruz. (İG 59) İnel: Lacan hakkında ne düşünüyorsunuz? Foucault: Lacan psikanalizi psikiyatriye bağımlı kılmaya yönelik her şeyden radikal bir kopuşu temsil eder. Psikanalizi tibba olan yakınlığından kurtarmak istiyordu. Psikanalizde aradığı şey, davranışların normalleştirilme süreci değil, özne teorisiydi. Çünkü öznenin kökten özgür olduğunu söylemek durumu açıklamaya yetmediği gibi, öznenin toplumsal koşullarca belirlendiğini söylemek de yetmiyordu. (FS 316)
Sayfa 26·Kitabı okudu
Alıntı