Herkesin eminim ki klasikler içinde enleri vardır. Benim en iyi klasiğim şu ana kadar #k:172. Ama Suç ve Ceza ve Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım) ile at başı gittikleri bu zorlu yarışta bu kitap, çok az farkla 1. oldu. #148894025 bu da Sefiller incelemem. Sizin şu ana kadar ki okuduğunuz en iyi dünya klasiği hangisi?
Yukarıda attğım incelememde azda olsa Hugo dan bahsetmiştim. Ama kendisinin hayatını uzun uzun okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Bana göre çok donanımlı bir adam. Bir kütüphane. Bir bilgi yumağı Hugo. Belki de en büyük eksiği de çok bilmesi. Çünkü anlatırken bildiklerini konunun o kadar çok dışına çıkıyor ki, sonrasında tekrar konuyu her seferinde nasıl toparlayabiliyor çok merak ediyorum. Özel bir kalem. Ama bazen de gereksiz bilgi deposu da diyebiliriz rahatlıkla. Hiç unutmam Sefiller kitabında Paris n lağım tarihini anlatmıştı. Aynı gariplikleri ne yazık ki Notre Dame'ın Kamburu kitabında da yaptı. Hem de defaatle. Bu bölümleri Sefiller den de, Notre Dame Kamburundan da çıkarsa eminim iki klasikte toplam maksimum 300 400 sayfa olurdu.
Kitabın orijinal adı : Notre-Dame de Paris tir. Gotik bir roman bence. Kambur kelimesini pek sevimli Türkçe çevirici arkadaşlarımız koymuştur. Tabiki ana karakterle alakalıdır bu kitap adı. 1831 de yazılmıştır. Notre Dame, dünyaca ünlü bir katedraldir ve ona atıflı bir bölüm ve tanıtım kısmı da yine kitabımızda mevcuttur. Roman, eşit uzunlukta olmayan on bir kitaba bölünmüş ve elli dokuz bölümden oluşmaktadır.
Bu kitap peki nasıl oluştu? Victor Hugo ile yakın dostu yayıncı Gosselin bir gün otururlar ve kendi aralarında edebiyat dünyası ile alakalı konuşurlarken Gosselin e bir fikir gelir. Hugo nun da bu fikir çok hoşuna gider. Fikir kısaca şudur : Walter Scott un o dönem için yazdığı eserler aşırı popülerdir ve onun yenilikçi tarzı beğenilmektedir. Hugo ya Gosselin
YouTube kitap kanalımda Victor Hugo'nun Notre Dame'ın Kamburu ve diğer kitaplarını nasıl daha bilinçli okuyabileceğinizi anlattım: ytbe.one/nYN27KVPeFY
Keşke dünyaya yeni bir kitap puanlama sistemi getirilseydi de bu kitaba 10 üzerinden 10 değil, henüz icat edilmemiş o sayı sistemiyle birlikte sonsuz bir puan verebilseydim...
Bu kitabın benim için bambaşka bir anlamı var. 9 yıl önce bir mimar kimliğiyle Paris'e gidip görebildiğim Notre Dame Katedrali'ni, şimdi içerik üretici kimlinkiyle birlikte Victor Hugo'dan okuyup değerlendiriyorum. Hayat, insanı ne kadar da güzel büyütüyor.
Bugüne kadar Victor Hugo'dan pek fazla kitap okudum diyemem. Hatta eskiden sadece Sefiller (2 Cilt Takım)'i okuyup çok beğenmiştim. Ama kendisinden sadece iki kitap okumuş olmama rağmen Hugo'da fark ettiğim bir yön var. Kitapları nasıl kusursuz olacaksa o hedef uğruna çalışan bir yazar Victor Hugo. Şair kimliğinin de getirdiği tasvir gücüyle birlikte yazdığı her şey onun edebi atmosferinde gezegenleşiyor sanki.
Peki neden bu kitabın farklı bir puanlama sistemi içine dahil olması gerektiğini düşündüm? Çünkü Victor Hugo az ama öz kitap yazmanın tam olarak kelime karşılığı bence. İnsanın içindeki evrensel duyguları nasıl uyandırabileceğini o kadar iyi bilen bir yazar ki, bu sayede kitaplarında sevinci ve hüznü, iyilik ve kötülüğü, güzellik ve çirkinliği, ruh ve maddeyi aynı anda okuyup görebiliyoruz.
Gelelim Notre Dame'ın Kamburu'na... Evet, kitabın isminin bu olduğunu biliyorum. Fakat aslında bu kitap ile anlatılan şey çok büyük oranda Notre Dame Katedrali'dir. Mimarinin insanlar üstündeki hakimiyeti ve insan ilişkilerini kapsamasında sahip olduğu evrensel etkidir. Bireysel gücümüzün Tanrı'nın himayesine bağlı olduğunu anlatmak için Victor Hugo'nun kullandığı ilahi bir araçtır Notre Dame Katedrali.
Bu