Agafya benim için İstanbul'dur.
Asla işgal edilemez.
Çünkü hep işgal altındadır.
Asla fethedilemez.
Çünkü fethedenin fethedilişidir.
Mücevherleri , madalyaları , sırmalı apoletleri gölgede bırakır.
Çünkü Agafya güneşin gölgesidir.Güneşin gözlere toplanmış halidir.
Umut et diyorsun,umudunu kaybetme diyorsun,gece bağrında ne kadar hüzün taşısada,diyorsun ki ,her gecenin kapısı gündüze , gün ışığına açılmaz mı ? karanlık bir demir gibi eriyip gündüze , gün ışığına açılmaz mı ? karanlık bir demir gibi eriyip yüzünü güneşle yıkamaz mı ?
tüm gündüz boyunca geceyi bekliyoruz , her gece ise sabah olmasını , bu mudur şimdi yaşamak ? gidene üzülmek , gelecek olana sırt çevirmek ? ..
''Beni sevmek bana tahammül etmek demektir.Eğer beni sseviyorsan buna katlanacaksın.Beni ben olmaktan çıkararak sevemezsin.O zaman sevdiğin kişi ben ddeğil,başka birisi olur.Sen başka birisini istiyorsan,o zaman başka birine git,ben ise buyum.İşte senin asıl çaresizliğin burada başlıyor Anton . ''
''marco polo, tek tek her taşıyla bir köprüyü anlatıyor.'Peki köprüyü taşıyan taş hangisi ?'diye sorar kubilay han.'Köprüyü taşıyan şu yada bu taş değil,taşların oluşturduğu kemerin kavisi.!der marco.
Kubilay han sessiz kalır bir süre , düşünür.sonra ekler :
'neden taşları anlatıp duruyorsun bana ? beni ilgilendiren tek şey var, o da kemer.'
marco cevap verir : 'taşlar yoksa kemerde yoktur.'