Uğur Koşar'ın "Allah De Ötesini Bırak" adlı kitabın ismi itibariyle kaderimize ve yaşadığımız zorluklara yakından bir yorum yapmaktadır. Kader, Hayat ve mücadele bu kavramların, bizlerin üzerinde yıllarca düşünmek, yorumlamak, tartışmak üzere olmamız gereken yegane kavramlardır. Kitapta aslında "hayatın hakikati nedir?" Sorusuna yaşadığımız toplumundaki genel kanılara yer yer zıt yer yer ise anlaşılamayan günlük kullandığımız içi boşalmış değerlerimiz olmuş durumları açıklayarak ilerlemektedir. Bizler yaptıklarımızın karşılığını yine yaptığımız eylemlerin gerçekleşme oranına dayanırken aslında "sonuçların" bizlere değil Rabb'imize bağlı olduğunu hep unutuyor veya bilmiyoruz. Bizler somut değerlerde yaşayan modern insanlarız. Müslümanız fakat müslümanlık nedir bilmiyor ve bilmediğimiz daha doğrusu hakka yönelmediğimiz için genel kanıları değer olarak görüyor, yaşıyor, hatta ölümüne savunuyoruz. Kitabın bende ki en büyük tesiri ve çıkardığım mana bizler Allah'ın sınavına muhatap olan kullarız. Olaylara, durumlara müdahalemizin olmadığı sadece bize sunulan seçeneğe nasıl tepki verdiğimiz geçerlidir. Allah de Ötesini bırak aslında bütün mesele budur bizler günlük hayatımızda elimizde olmayan birçok meselenin sonucunu istediğimiz gibi çevirmek için bütün enerjimizi veriyoruz. Fakat sonuç bizim elimizde değil. İşte Uğur Koşar tam burada toplumumuzdaki sorunların nereden meydana geldiğini tereyağından kıl çeker gibi bulup önümüze seriyor.
George Orwell içerisinde bulunduğu kaos ve faşizm güç olması gereği birçok haksızlığa karşı yeri geldiğinde kalemiyle, yeri geldiğinde bedeni ile mücadele etmiştir. Birçok eleştirmen tarafından George Orwell'in başyapıt 1984 kitabı olduğunu vurgulamak gerek. Kitabı şimdiki zaman ile gelecek zaman içerisinde karşılarına çıkması olası sömürülmelerine karşı toplumu bilinçlendirme ve harekete geçirme amacıyla yola çıkmış bir eserdir. George Orwell içerisinde yaşayıp gördüğü, devletlerin aldıkları ve uyguladıkları kararları yaşayarak, insanların birçok alanda hükümetlerin karar mekanizmasına göre düşündüklerini ve yönettiklerini; bunun gelecekte daha da kapsamlı özel yaşam alanlarını dahi işgal edecek düzeye geleceğini ön görmüştür. Kitapta baskıcı herhangi bir hükümetin asıl amaçlarını vurgulamak, amallerini göstermek amacıyla oluşturduğu distopik dünyasında, projeleri açığa çıkarma amacı gütmüştür. Özellikle dilin edebiyatçı olarak ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. İnsan düşünce sisteminin temeli, her şeyin başladığı nokta olduğunu bundan dolayı toplumun bir parçası bireyin dikkat etmesi gerektiğini vurgulamıştır. George Orwell yaşadığı zaman ki hükümetlerin uyguladığı politikaları görmüş ve insanlığın eğer dikkat etmez ise gelecekte her şeylerinin; ailelerinin, düşüncelerinin, zevklerinin dahi sömürülmesinin mümkün olduğunu vurgulamaktadır.
Ahmet Ümit'in okuduğum ilk romanıydı. Kitap hem cinayet hem tarih alanında okurlarını tatmin ederken yardımcı öğeleri kullanmasıyla ve okurlarına birer birer yeni kapılar açması okurlarına güzel serüven yaşatmaya aday konumda. aynı zamanda açtığı farklı kapılar ile insanın en yüce duyguları olan aşkı ve insan ruhunun karmaşıklığında yaptığı yolculukla güzel bir tat bıraktığını söyleyebilirim. Kitap bir polisiye roman olsa bile polisiye roman sevmeyen okurlarında severek okuyacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitap kendisini gerçek manada okuyacak ve üzerinde düşünecekler için büyük bir hazine taşıdığını ve içinde hayatın bir anlam ifade ettiğini anlatan ve bunun yorumunu ifade eden güzel bir yapıt. Aynı zamanda insan ruhunun ifadesini akıcı bir şekilde sezdirmeye yönelik girişimi önemli bir kitap olmasının şifrelerinden bir tanesi olarak karşıma çıktı.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Bir insan hayatını nasıl bir kendi özünü hiçe sayarak geçirdiğini ve bunu çok acı bir şekilde hayatının son zamanlarında anladığı ve sonrasındaki boşluğu anlatan güzel kısa bir roman