Puan vermedi·144 syf.··
2025 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 00:00
Sesli dinlediğim ilk kitap. Keyifliydi. Hüseyin Rahmi'nin gotik edebiyatı ciddiye almaması üzüyor sadece. Let us have fun, sonunda her şeyi mantık çerçevesinde açıklamak zorunda değiliz.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 16. kitabı
Reading witcher in english is fascinating. Even though its translated directly from Polish, English sometimes flattens the raw, gritty Slavic wit, but the dark atmosphere still punches through. I love how this book tears down pretty fairy tales. It shows a magical world ruined by ugly human realities such as injustice, racism, and violence. It proves that no matter the universe, human nature always brings the same disgusting problems. Since I’ve played all the games, I didn't have to build this world from scratch. I felt like I was returning home, totally immersed from page one. Plus, every character is so distinct you instantly adopt them. Dandelion, especially, is brilliant, his dramatic bard energy perfectly balances the grim reality. The core of the book for me is Geralt. He acts like a heartless mutant who only kills for coin, forcing himself to believe he has no feelings because society expects him to be cold. But underneath, he is incredibly soft hearted. I related to him deeply. People often call me emotionless too. But I know how much I actually care. When it matters, sometimes I act way more thoughtful and genuinely considerate than the people who constantly brag about how sensitive they are. Like Geralt, being guarded doesn't mean you don't feel. Some dislike that this is just a collection of scattered short stories, but I think it’s the perfect, low pressure gateway into the universe. It’s a fun, easy read that makes you feel both the darkness of the world and the hidden warmth of its hero.
The Last WishAndrzej Sapkowski · Gollancz · 20204,285 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
6/10
·293 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 11:39
Bu kitabı okurken herkesle aynı şeyi hissetmedim. Hamnet’i okurken en çok düşündüğüm şey hikâyenin kendisinden çok çevirisiydi.Kitabın konusu zaten uzun zamandır karşıma çıkıyordu. Bu yüzden okumaya başladığımda kendimi hikâyeye bırakmak yerine ister istemez çeviri tercihlerini takip ederken buldum. Özellikle “duygudaşlık”, “flu”, “yenişemiyorlar” gibi bazı kelime seçimleri okuma ritmimi sık sık böldü. Kimi okurlar için oldukça doğal gelebilir ama benim kulağımı tırmalayan kullanımlar oldu.İlginç olan şu ki, bazı bölümlerde dil son derece akıcı ve etkileyiciyken bazı bölümlerde sanki bambaşka bir metin okuyormuşum hissine kapıldım. Hatta yer yer ilk kısmı başka, ikinci kısmı başka biri çevirmiş gibi düşündüm. Noktalama hataları da bu hissi güçlendirdi.Bu yüzden kitabın ilk bölümlerinde karakterlerle duygusal bir bağ kurmakta zorlandım. Sürekli metnin kendisine değil, metnin Türkçesine takılıyordum. Kitap bana biraz fazla “çeviri kokan” bir metin gibi geldi.Fakat yaklaşık bir hafta boyunca elimde süründürdükten sonra bir noktada çeviriyi düşünmeyi bıraktım. Metnin kusurlarıyla uğraşmak yerine hikâyenin içine girmeye karar verdim. İşte o zaman Hamnet’in anlatmak istediği şeye yaklaşabildim. Sonuç olarak benim için Hamnet kusursuz bir okuma deneyimi olmadı. Ancak çeviriyle yaşadığım mesafeye rağmen yas, aile ve kayıp üzerine anlattıklarıyla aklımda kalan bir kitap oldu.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,6bin okunma
Sahil kənarında etiraf
9/10
·196 syf.··
2026 13. kitabı
Həm hekayənin daha da dərinləşməsi, həm də obrazların hisslərinə nəzər salması məni olduqca şad etdi. Bu səbəbdən əslində qiymətim 4.5☆-dur. Lakin burda yarım bal vermək olmur, təəssüf ki. Obrazımız ölü bir bədənə keçən bir canlı olsa da, artıq insani dəyər və duyğuları anlamağa, iliklərində hiss etməyə başlayıb. Bunu son bölümdə görmək mümkündür. Yoshiki ilə danışanda sevgidən bəhs etməsi elə bunun ən böyük nümunəsidir. O bir hissə sahibdir ki, ona zərər verməkdən çəkinir və beləcə dağlara geri qayıtmaq istəyir. Biz də eynilə Hikaru kimi sevdiklərimiz üçün daha yaxşısı oldusun deyəv ya qorumaq məqsədli özümüzü uzaqlaşdırırıq. Bu nə qədər ağrılı bir prosses olsa da, bəzən edəcək başqa bir seçim şansı qalmır insanın əlində. -"An' I— well, being with you has been so much fun... I might just be subatitute fer Hikaru but— you've done so much fer me. I love you, Yoshiki. I don't know what this feelin' is, if it's romantic love or platonic love. But no matter what, that's how I feel."—Hikaru
光が死んだ夏 5 [Hikaru ga Shinda Natsu 5]Mokumokuren · 角川 [Kadokawa] · 202442 okunma
Saç Örgüsü
6/10
·188 syf.··
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
𝖲𝖺ç Ö𝗋𝗀ü𝗌ü. Üç 𝖿𝖺𝗋𝗄𝗅ı ü𝗅𝗄𝖾𝖽𝖾𝗇 üç 𝗄𝖺𝖽ı𝗇ı𝗇 (𝖧𝗂𝗇𝖽𝗂𝗌𝗍𝖺𝗇’𝖽𝖺𝗇 𝖲𝗆𝗂𝗍𝖺, İ𝗍𝖺𝗅𝗒𝖺/𝖲𝗂𝗌𝗂𝗅𝗒𝖺’𝖽𝖺𝗇 𝖦𝗂𝗎𝗅𝗂𝖺, 𝖪𝖺𝗇𝖺𝖽𝖺’𝖽𝖺𝗇 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁) 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍𝗅𝖺𝗋ı𝗇ı𝗇 𝗄𝖾𝗌𝗂ş𝖾𝗇 𝗍𝖾𝗆𝖺𝗅𝖺𝗋ı𝗇ı 𝖺𝗇𝗅𝖺𝗍𝖺𝗇 𝖻𝗂𝗋 𝗋𝗈𝗆𝖺𝗇. Üç 𝗄𝖺𝖽ı𝗇ı𝗇 𝖽𝖺 𝗄𝖾𝗇𝖽𝗂 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍𝗅𝖺𝗋ı 𝗂ç𝖾𝗋𝗂𝗌𝗂𝗇𝖽𝖾 𝗒𝖺ş𝖺𝖽ığı ç𝖾ş𝗂𝗍𝗅𝗂 𝗌𝗈𝗋𝗎𝗇𝗅𝖺𝗋 𝗏𝖺𝗋 𝗏𝖾 𝖻𝗎 𝗌𝗈𝗋𝗎𝗇𝗅𝖺𝗋ı çöz𝗆𝖾𝗒𝖾 ç𝖺𝗅ışı𝗒𝗈𝗋𝗅𝖺𝗋. 𝖪𝗂𝗍𝖺𝖻ı𝗇 𝖽𝗂𝗅𝗂 𝖺𝗄ıcı𝗒𝖽ı, 𝗈𝗄𝗎𝗆𝖺𝗌ı 𝗄𝖾𝗒𝗂𝖿𝗅𝗂𝗒𝖽𝗂. 𝖠𝗇𝖼𝖺𝗄 “𝖮𝗄𝗎𝗆𝖺𝗌𝖺𝗒𝖽ı𝗆 ç𝗈𝗄 ş𝖾𝗒 𝗄𝖺𝗒𝖻𝖾𝖽𝖾𝗋 𝗆𝗂𝗒𝖽𝗂𝗆?” 𝖽𝗂𝗒𝖾 𝗌𝗈𝗋𝖺𝗋𝗌𝖺𝗆 𝖼𝖾𝗏𝖺𝖻ı𝗆 𝗁𝖺𝗒ı𝗋 𝗈𝗅𝗎𝗋𝖽𝗎. İ𝗇𝗌𝖺𝗇 𝗄𝗂𝗍𝖺𝖻ı 𝖾𝗅𝗂𝗇𝖾 𝖺𝗅𝖽ığı𝗇𝖽𝖺 𝖻𝗂𝗋𝗄𝖺ç 𝗌𝖺𝖺𝗍 𝗂ç𝗂𝗇𝖽𝖾 𝗈𝗄𝗎𝗒𝗎𝗉 𝖻𝗂𝗍𝗂𝗋𝖾𝖻𝗂𝗅𝗂𝗋. “𝖪𝖾ş𝗄𝖾 𝗈𝗄𝗎𝗆𝖺𝗌𝖺𝗒𝖽ı𝗆.” 𝖽𝖾𝖽𝗂ğ𝗂𝗆 𝖻𝗂𝗋 𝖾𝗌𝖾𝗋 𝖽𝖾ğ𝗂𝗅𝖽𝗂 𝖺𝗆𝖺 𝗈𝗄𝗎𝗆𝖺𝗆ış 𝗈𝗅𝗌𝖺𝗆 𝖽𝖺 𝖻ü𝗒ü𝗄 𝖻𝗂𝗋 𝖾𝗄𝗌𝗂𝗄𝗅𝗂𝗄 𝗁𝗂𝗌𝗌𝖾𝖽𝖾𝖼𝖾ğ𝗂𝗆𝗂 𝖽üşü𝗇𝗆ü𝗒𝗈𝗋𝗎𝗆. 𝖸𝗂𝗇𝖾 𝖽𝖾 𝗄𝗂𝗍𝖺𝖻ı 𝗍𝖺𝗏𝗌𝗂𝗒𝖾 𝖾𝖽𝖾𝗋𝗂𝗆. Çü𝗇𝗄ü 𝗌𝖺𝖽𝖾𝖼𝖾 𝗉𝗈𝗉ü𝗅𝖾𝗋 𝗋𝗈𝗆𝖺𝗇𝗅𝖺𝗋 𝗀𝗂𝖻𝗂 “𝗈𝗄𝗎𝖽𝗎𝗆, 𝖻𝗂𝗍𝗍𝗂” 𝗁𝗂𝗌𝗌𝗂 𝗏𝖾𝗋𝖾𝗇 𝖻𝗂𝗋 𝖾𝗌𝖾𝗋 𝖽𝖾ğ𝗂𝗅𝖽𝗂. 𝖡𝖺𝗇𝖺 𝖻𝖺𝗓ı ş𝖾𝗒𝗅𝖾𝗋 𝗄𝖺𝗍𝗍ı, 𝖿𝖺𝗋𝗄𝗅ı 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍𝗅𝖺𝗋𝖺 𝗏𝖾 𝖿𝖺𝗋𝗄𝗅ı 𝗄𝖺𝖽ı𝗇𝗅𝖺𝗋ı𝗇 𝗆ü𝖼𝖺𝖽𝖾𝗅𝖾𝗅𝖾𝗋𝗂𝗇𝖾 𝖻𝖺𝗄𝗆𝖺𝗆ı 𝗌𝖺ğ𝗅𝖺𝖽ı. Ö𝗓𝖾𝗅𝗅𝗂𝗄𝗅𝖾 𝗄𝖺𝗋𝖺𝗄𝗍𝖾𝗋𝗅𝖾𝗋𝖽𝖾𝗇 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁’ı𝗇 𝖻ö𝗅ü𝗆ü𝗇ü ç𝗈𝗄 𝗌𝖾𝗏𝖽𝗂𝗆. 𝖡𝗎 𝖻ö𝗅ü𝗆𝖽𝖾 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁 𝗂𝗌𝗂𝗆𝗅𝗂 𝗄𝖺𝖽ı𝗇 ü𝗓𝖾𝗋𝗂𝗇𝖽𝖾𝗇 𝗒𝖺𝗓𝖺𝗋 𝗀ü𝗇ü𝗆ü𝗓𝖽𝖾 𝖻𝗂𝗋ç𝗈𝗄 𝗄𝖺𝖽ı𝗇ı𝗇 𝗒𝖺ş𝖺𝖽ığı 𝗍ü𝗄𝖾𝗇𝗆𝗂ş𝗅𝗂ğ𝗂; 𝗁𝖾𝗆 𝗂ş 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗍ı𝗇ı 𝗁𝖾𝗆 𝖽𝖾 𝖾𝗏 𝗒𝖺ş𝖺𝗆ı𝗇ı 𝖺𝗒𝗇ı 𝖺𝗇𝖽𝖺 𝗌ü𝗋𝖽ü𝗋𝗆𝖾𝗇𝗂𝗇 𝗓𝗈𝗋𝗅𝗎𝗄𝗅𝖺𝗋ı𝗇ı 𝖾𝗍𝗄𝗂𝗅𝖾𝗒𝗂𝖼𝗂 𝖻𝗂𝗋 ş𝖾𝗄𝗂𝗅𝖽𝖾 𝖺𝗇𝗅𝖺𝗍ı𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖲𝖺𝗋𝖺𝗁 𝗄𝖺𝗇𝗌𝖾𝗋 𝗁𝖺𝗌𝗍𝖺𝗌ı 𝗈𝗅𝗆𝖺𝗌ı𝗇𝖺 𝗋𝖺ğ𝗆𝖾𝗇 𝗒ü𝗓ü𝗇𝖽𝖾 𝗌ü𝗋𝖾𝗄𝗅𝗂 𝗀ü𝗅üm𝗌𝖾𝗆𝖾𝗒𝗅𝖾 𝖽𝗈𝗅𝖺şı𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖠𝗌𝗅ı𝗇𝖽𝖺 𝗂ç 𝖽ü𝗇𝗒𝖺𝗌ı𝗇𝖽𝖺 𝖻ü𝗒ü𝗄 𝖻𝗂𝗋 𝗄𝗂𝗋ı𝗅𝗆𝖺 𝗏𝖾 𝖺𝖼ı 𝗒𝖺ş𝖺𝗋𝗄𝖾𝗇, 𝖽ış𝖺𝗋ı𝖽𝖺𝗇 𝖻𝖺𝗄ı𝗅𝖽ığı𝗇𝖽𝖺 𝗄𝗂𝗆𝗌𝖾 𝗈𝗇𝗎𝗇 𝗒𝖺ş𝖺𝖽ığı 𝗆ü𝖼𝖺𝖽𝖾𝗅𝖾𝗒𝗂 𝖿𝖺𝗋𝗄 𝖾𝗍𝗆𝗂𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖵ü𝖼𝗎𝖽𝗎 𝗂ç𝗍𝖾𝗇 𝗂ç𝖾 𝖽𝖺ğı𝗅𝖺𝗇 𝖻𝗂𝗋 𝗒𝖺𝗉𝖻𝗈𝗓 𝗀𝗂𝖻𝗂 𝗈𝗅𝗌𝖺 𝖽𝖺 𝖻𝗎 𝗀ö𝗋ü𝗇𝗆𝖾𝖽𝗂ğ𝗂 𝗂ç𝗂𝗇 ç𝖾𝗏𝗋𝖾𝗌𝗂𝗇𝖽𝖾𝗄𝗂 𝗂𝗇𝗌𝖺𝗇𝗅𝖺𝗋 𝗈𝗇𝗎 𝗌𝖺ğ𝗅ı𝗄𝗅ı 𝗏𝖾 𝗆𝗎𝗍𝗅𝗎 𝗌𝖺𝗇ı𝗒𝗈𝗋𝖽𝗎. 𝖡𝗎 𝖻ö𝗅ü𝗆, 𝗂𝗇𝗌𝖺𝗇𝗅𝖺𝗋ı𝗇 𝗀ö𝗋ü𝗇𝗆𝖾𝗒𝖾𝗇 𝗒ü𝗄𝗅𝖾𝗋𝗂𝗇𝗂 𝗏𝖾 𝖽ış𝖺𝗋ı𝖽𝖺𝗇 𝗒𝖺𝗉ı𝗅𝖺𝗇 𝖽𝖾ğ𝖾𝗋𝗅𝖾𝗇𝖽𝗂𝗋𝗆𝖾𝗅𝖾𝗋𝗂𝗇 𝗁𝖾𝗋 𝗓𝖺𝗆𝖺𝗇 𝗀𝖾𝗋ç𝖾ğ𝗂 𝗒𝖺𝗇𝗌ı𝗍𝗆𝖺𝖽ığı𝗇ı 𝗀üç𝗅ü 𝖻𝗂𝗋 ş𝖾𝗄𝗂𝗅𝖽𝖾 𝗁𝗂𝗌𝗌𝖾𝗍𝗍𝗂𝗋𝖽𝗂. 𝘝ü𝘤𝘶𝘥𝘶 𝘪ç𝘵𝘦𝘯 𝘪ç𝘦 𝘥𝘢ğı𝘭𝘢𝘯 𝘣𝘪𝘳 𝘺𝘢𝘱𝘣𝘰𝘻 𝘨𝘪𝘣𝘪 𝘰𝘭𝘴𝘢 𝘥𝘢 𝘣𝘶 𝘨ö𝘳ü𝘯𝘮𝘦𝘥𝘪ği 𝘪ç𝘪𝘯 ç𝘦𝘷𝘳𝘦𝘴𝘪𝘯𝘥𝘦𝘬𝘪 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘭𝘢𝘳 𝘰𝘯𝘶 𝘴𝘢ğ𝘭ı𝘬𝘭ı 𝘷𝘦 𝘮𝘶𝘵𝘭𝘶 𝘴𝘢𝘯ı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶. Ah Sarah, dertli Sarah! Kendine bir bak aynada ve ne kadar yorgun olduğunu gör Sarah,demek istedim ona.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Popüler Kültürün Şişirdiği Bir Balon; Damızlık Kızın Öyküsü…
5/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 19:41
Margaret Atwood'un yere göğe sığdırılamayan başyapıtı(!) Damızlık Kızın Öyküsü, totaliter rejim, toplumsal cinsiyet rolleri ve dinin manipülasyonu gibi konuları odağına alıyor. Yazar, romanda kurguladığı hiçbir dehşet verici uygulamayı sıfırdan uydurmadığını; hepsinin 17. yüzyıl Püriten Amerika'sı veya yakın tarihteki diktatörlükler gibi insanlık geçmişinde zaten yaşandığını belirtiyor. Kitapta Gilead rejiminin sınıf sistemi, kadınların renk kodlarıyla kategorize edilerek nesneleştirilmesi hatta ana karakterin isminin bile elinden alınarak bir erkeğin mülkü (Of-Fred / Fred-inki) haline getirilmesi gibi düşünceleriyle kitabı çarpıcı kılıyor diyebilirim. Gelelim kitabın neden şişirildiğini düşünme sebeplerime… Fikirlerin çarpıcı olması, kitabın edebi açıdan kusursuz olduğu anlamına gelmiyor. İşte tam olarak bu noktada, eserin parlatıldığı kadar güçlü olmadığını gösteren ciddi eksiklikler barındırdığını düşünüyorum. ** Fredinki (Offred) kesinlikle klasik bir distopya kahramanı değil. Bir distopyadan sisteme aktif olarak başkaldıran, güçlü veya karizmatik bir figür beklediğimizde bu kitap büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Karakterin sadece pasif bir gözlemci gibi olayları yalnızca anlatıyor olmasının sürükleyiciliği ciddi anlamda engellediğini düşünüyorum. Bana göre edebi bir eserde sarsıcı bir fikir bulmak, işin çok küçük bir dilimini kaplıyor. Kalan büyük bir yüzdelik ise o fikri güçlü karakterlerle, sürükleyici bir olay örgüsüyle ve tatmin edici bir sonla işlemeye kalıyor. Damızlık Kızın Öyküsü iyi bir fikre sahip olmasına rağmen, olay örgüsü ve aksiyon barındırmadığı için bir romandan ziyade uzun bir "durum tasviri" gibi kalıyor. Bu sebeple "Ee, şimdi ne olacak?" beklentisi kitap boyunca cevapsız kalıyor. ** Ben bir distopya okurken sistemin kökenlerini,
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma