"Minli olmadan günler yavaş, geceler ise çok daha yavaş geçiyordu." Minli... Hızlı düşünen kız. Eğer herkes, verilen ismine göre şekillenseydi ona verilen hayatı nasıl sürerdi? Örneğin bir yağmur, vaktini mi beklerdi, sabırlı mı olurdu? Yahut bir Yaprak suyu mu özlerdi? Düşmek, yüzmek, süzülmek için... Ya da korkar mıydı sonbahardan, teninin en ince yerlerinden bendesi olduğu ağaçtan ayrılma vakti diye.. Minli için durum tam olarak böyle. Adının taşıdığı anlamı sonuna kadar hak ediyor. 'Hızlı düşünen' Minli'den başka kim olabilir ki? Önüne çıkan engellerde ne yapacağını bilen, yaşça büyük dünyadaşlarından daha cesur ve yeri geldi mi daha akıllı olan küçük bir kız... Cesur, diğerkâm, müşfik ve rikkat onun için kullanacağımız sıfatların başında geliyor.
Peki nedir bu kızın hikayesi, alametifarikası? Minli ailesiyle Verimsiz Dağ'da, bir masanın etrafında üç kişinin sığabileceği kadar büyük bir evde yaşayan, her gece babasının anlattığı masallarla evinin kapısını tekmil canlıların hikayelerine açıp onları bir güzel ağırlayan Çinli bir kız çocuğundan başkası değil. Öğrenme merakından kendine bir çember yapıp etrafında sürekli dönen, merak ettiği şeyi her ne halde olursa olsun öğrenmek için soran bir kız. Öyle ki yorgunluktan gözleri açılmasa dahi ağzını aralar, sorusunu sorar ve sonra bırakır kendini uykunun tatlı kucağına.. Her kahraman gibi onun da rahatsız olduğu bir minval vardır. Ev ile tarla arasında kullandığı minik ayaklarını bu kez maceradan maceraya atılmak için, çayıra, nehre, yeri geldi mi bir saraya hatta kaderin iplerinden örülü bir köprüye basmak için kullanır. Neden mi? Sadece tek bir soru için.. Tek bir kişinin yanıtlayacağı tek bir soru.. Kim mi? Ay'ın Yaşlı Adamı'ndan başkası değil elbet. Minli bu önemli ve bilhassa onun için değerli soru için uzun bir