Gamtem

Duyarsızların anlamayacağı türden bir hikaye...(mehmet reşad)
9-10 yaşlarındayken evimizin yanındaki parkta, bi duvar kenarında yatıp kalkan, orada yaşayan bi adam vardı. 30'lu yaşlarında, siyah beresi, krem, kirlenmiş kazağı, yırtık kadife pantolonu ve artık dikkatli bakınca yırtıklarından ayakları görünen ayakkabılarıyla çocukları izlerdi. o adamı oradan gidene kadar ben bi daha hiç doyasıya mutlu olup oynayamadım o parkta. hiç kimsenin umrunda değildi, ama ben küçük muhtarlık kulübesinin duvarına saklanıp uzun uzun onu izlerken, dizlerini karnına çekip uzun uzun çocukları izlemesi, bazen üstüne gelen toplara kocaman bi gülümsemeyle bakması, kendine yaklaşmaya korkan çocuklara dünyanın en sıcak tebessümüyle toplarını atması.. bana hep tuhaf gelirdi. içimde bi yerler o adamı düşünürdü hep. ben evde sıcak yemeğimi yerken, yeni montumu, beğenmediğim kazakları, sırf rengini beğenmedim diye aldırıp da giymediğim botlarıma bakarken hiç çıkmazdı aklımdan. oraya ilk geldiğinde kartonların üstünde yatıyordu. kat kat kazak ve montla bile dişlerim birbirine çarpardı o havada, o hiç üşümez gibiydi. ama nasıl üşümesin ki? kim bilir nasıl titriyordu o incecik kazağıyla.. beresini gözlerine kadar kadar çekerdi yatacağı zaman. neden kimse yardım etmezdi düzgün, hiç bilmiyorum. bi sıcak çorba vermek, bakkaldan bi ekmek, bi peynir almak bu kadar zor muydu ya? en çok da içime bu otururdu işte. sonra bi gün battaniyesi olmuştu. kim bilir hangi çöpün yanından buldu. bi tarafı yanmış, kapkara bi battaniyeye sarılıyordu. ya o yüzündeki gülümseyi görmeden size anlatamam ben o mutluluğu. ne zaman dönüp baksam, battaniyesini özenle düzgün örtmüş olurdu üstüne. bakıp gülerdi. bi başka gün muşamba gibi bi şey bulmuş, onu taşıyordu. duvara tutturmuş sonra, onu üstüne kapayıp yatıyordu. çok uyuyordu nedense, belki uyku bizi gerçek dünyadan koparıp
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevgili yüzünden peçeyi (örtüyü )seher vaktinde kaldırır. Uyanık olan onu seyreder.
Din
Kadın dostlarımızın Napolyon Bonaparte ile şu ortak yanları vardır ki, herkesin başarısızlığa uğradığı yerde başaracaklarını sanırlar hep.
Sayfa 45·Kitabı okudu
—tutamak sorunu dedim. dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaylardaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin, "— veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur," demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum... Gerçek sevgiyi.
"Allahım beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla ben kendim başa çıkarım!"