Ben iki elimde iki hançer
Kıpkızıl günahlar örmüştüm...
Bu eller benim ellerim cennetten kovuldular.
Kan kusan geceye nehir, nehir...
Tükrükle boğulan, ezilen, lanetlenen
İrin yüklü bakışlardan bu kaçıncı kaçışım?
Bu kaçıncı saplayışım tırnaklarımı yüreğime,
Ama ölmedim
Neden ölmedim?
Öptüm ölümün kaynamış tutkal kokan ağzından
Kara kara yengeçlerin yuva yaptığı
Işık değmemiş ıslak saçlarına astım kendimi
Belki bin yıl sallandım durdum
Neden ölmedim?
"Ölmedin belki ama bu yaşta yas tutturdun bana
Sonbahar rengi var üzerimde
Biraz kırılmış, biraz soğuk
Ve çok yalnız...
Terk edilmenin diğer adı
Bu acıyı, bu tadı
Unutur mu insan?
Oysaki beni anladığın yerden vuruyorsun
Tam da kendinden
Çünkü bütün anlam sensin
Sende yüklü anlam deryası
İçimdeki bu çocuğun sessiz feryadı
Yine tutuyor bu hüznü, bu yadı
Özlemek deyince içim yarılıyor
Oluklarından sevda akıyor
Sen fışkırıyorsun toprağa rahmet diye
Senin yanında ağlamayı göze alan
Bunu bile isteyen birini elinin tersiyle ittin
Küs değilim, küsemem sana
O yüzden bu suskunluğum
Acılarımı açtım sana
Kanasın ne varsa
Yaralarımı sarmayı bıraktım
Ay geceye
Yolcu yoluna
Anne çocuğa
Çiçek bahara
"Sana bir şey olsa haberi olmayacak insanları taşıyorsun içinde, sana bir şey olmasın diye içi titreyenler varken.
Başka evlerin ışıklarına almışsın, karanlığın bundan. Birilerine özenirken senin güzelliğin kırılıyor aynada, tüm ağrın ondan..."