Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da. Şu an yaşadığım her şey o günlerin aynısı. Evde olmak istemiyorum ama her akşam eve dönüyorum. Hiçbir yere ait hissedemiyorum kendimi.
Ne seni unutabiliyorum, ne senden kalanları. Başımın içinde bir kanser tümörü gibi büyüyor büyüyorsun. Seni unutamamanın verdiği acılara dayanamıyorum artık. Unutamamanın bu kadar kahredici, çıldırtıcı olduğunu bilmezdim. Her yerde, her zaman benimle birliktesin, işin kötüsü her şey seni hatırlatıyor. Kalabalıkta gelişigüzel söylenmiş bir söz bile yetiyor seni düşünmeme. Yalnızlığımda ise sesin kulaklarımda çınlıyor, avuçlarının serinliğini hissediyorum alnımda. Yaşanmış zamanlar bir film şeridi gibi geçiyor hafızamdan. Anılarımızı en küçük noktasına kadar birer birer hatırlıyorum. İşte o zaman; bu seni unutamayan başı, duvarlara vura vura parçalamak geliyor içimden.
"Ey bekleyişimin yedi renkli çaresizliği, hangi kavuşma çıkarır alnındaki lekeyi?"
Bir daha dünyaya gelsem de
Ben bu hayatı
Hiç kimseye, kimseye
Anlatamam...
'Sen sadece bir tutam saç, sıcacık bir beden, çırılçıplak önümde atan bir kalp ve sonsuza dek bir mağaradan diğerine mahkum bir suyun şırıltısı gibi hüzünlü bir sestin...'