Sonra düdük çaldı, düdükler çaldı. Son sigara elimi yaktı. Gözlerime baktım aynalarda, milyar tümce yalnızlık okudum, sevecen sıktın elimi, yanaklarımı öptün terk eden insanların o uzak yakınlığıyla. Sonra düdük çaldı, düdükler çaldı, sen gidiyordun, dumanlar sardı çevremi; dumanlardan sıyrılamadım bir türlü, dumanlara yenildim, tren gitti, sen gittin. Düdükler çalmaz oldu, gar ıssızlığa gömüldü.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı
Büyümek
Çocuklar gerçeküstü şeylerden, uçan gizemli adamlardan, gar dıroptaki canavarlardan korkarlar ama anneleriyle babalarının onları dünyadaki kötülüklerden koruyacaklarına inandıkları için yeniden uykuya dalarlar.
Alıntı
Reklam
Yalnız gece trenlerine biniyor şimdi uzak gözlerim Yağmurda titreşen gar lambalarıyla büyüyen gölgelerin Kimlerden ne kaçırırcasına telaşla koşuşan seslerin ardında büyük bir hiçlik, terkolunuş ve kederin sıcak yağmuru bu, dudaklarıma yağan, sokaklara, gar lambalarına rıhtıma her akşam yorgun umutlar boşaltan yolcu vapurlarına tersaneye, ışıkları sönük son vardiyalara aşka ve kedere yağan, kemiren yalnızlıkları.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Onbinküsürüncükez
kimsenin olamadım kimsem olmadı Allah’tan ve anamdan başka şartsız şurtsuz kim affettiyse hepimiz onunuz esasında vurgunuz yarım kalana kendimizle dargınız ağlamak için insanın kendinden başka bir yari daha olmalı yarasında her türlü galeyana hazırım yeter ki düştüğüm zaman kalkmayayım trensizliğimi yutuyor her defasında bomboş kalan bir gar sabaha daha çok var ama biliyoruz ki bir sabah var ölüp gideceğiz işte yetmedi mi o güzelim şarkılar yetmedi mi bu kadar hayvanımıza bu kadar kafes radyoyu açıyorsun kuşlardan kalma bir şarkı başlıyor yine dönüyorsun onbinküsüruncukez
Sayfa 37 - Dergah·Kitabı okuyor
Erlik Kağan
İç Avrasya'ya dağılmış tüm milletler vaktiyle öğrendi ki yer altının tanrısı Erlik Kağan'dır. Türk sahası mitolojik anlatılarında kötülüğün, ölümün, ölülerin ve yer altının tanrısı olarak anılır. Kötülüğün kavramsal olarak karşılığı ya da dünyadaki tüm fenalıkların kaynağı olarak görülür. Kelime anlamı itibarıyla runik yazılardan öğrendiğimiz kadarıyla kötü kuvvet ve Buryatça karşılığıyla kan içen gibi anlamlar taşıyabilir. Erlik, kötülüğü, hırsı, açgözlülüğü ve her tür kötülüğü simgeler. Yaradılışı gereği, kötü şeyleri sever ve kötü işler yapmayı tercih eder. İyi şeylerin temeline ve köküne karşıdır. Son derece bilgisiz, yıkıcı, küstah ve utanmaz olarak bilinir. Düzen ve barış istemez. İradesi yoktur, iradesizliği temsil eder. Sarayı yer altındaki karanlık ülkededir. Burası kara güneşle aydınlanır. Sarayı çamur, kara demir ve kara kayadan yapılmadır. Eğer bir insan oraya gitmek isterse önce Siyah Göl'ü aşmalıdır. Ama burası öyle kolay kolay geçilebilecek bir göl değildir. Gölün tamamı, intihar edenlerin kanlarından oluşur. İçinde ölü atalar yaşar. Gölü aşabilmek için üzerindeki köprüden geçmek gerekir. Ama bu köprü tek bir at kılından oluşmaktadır. Oradan geçebilmek için bir şaman olmak gerekir. Bunu başaran şaman büyük bir ırmağa varır. Burası insanların gözyaşlarından oluşan Toybadım (Doymadım) Irmağı’dır. Saray da bu ırmağın yanındadır. İçinde Abra ve Yutba adlı büyük iki ejderhanın yaşadığı Toybadım Irmağı, Erlik Kağan'ın sarayının önünden böylece geçip gider ve Büyük Tengiz'e akar. Yer altının karanlık ülkesinde, Erlik Kağan dünyadaki tüm kötülüğe hükmeder. Yer altındaki ve yer üstündeki tüm kötü ruhlar onun emrindedir. Hatta insanlardan da emrinde olanlar vardır. Görünüşü hakkında detaylı tasvirlere ulaşmak mümkündür. İhtiyar olduğu bilinir ama
Sayfa 97 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
İlahi!
Alemleri vâr eyleyen, Muhammed'i yâr eyleyen, Sadıkları câr eyleyen, Zâhir, Batın, Hâlık Sen'sin. Kelâmını fikrederiz, İsmi pâkin zikrederiz, Hâlimize şükrederiz, Evvel, Ahir, Maksud Sen'sin. Âşık olan zâr eyliyor, Yüreğini nâr eyliyor, Meskenini gâr eyliyor, Rahman, Rahim, Gafûr Sen'sin. Hak! Aşkını can eylersin, Damarlarda kan eylersin, Tesbihini nan eylersin, Muhyî, Mümit, Hâdi Sen'sin. Gönlümüzü nûr eyledin, Şeriatı sûr eyledin, Münkirleri dûr eyledin, Ezel, Ebed, Melik Sen'sin.
Sayfa 396 - İlkadım Dergisi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam