Gönül yârın visâlinden meğer kat-ı ümid olmaz
1. Ne ranâ yüz ki gözler perdesiz seyrinden âr eyler Ne zîbâ göz ki bir kez kanda baksa cân şikâr eyler 2. Anındır izzet-i devlet anındır mesned-i ikbâl Cihân hükmündedir her ne diler ne ihtiyâr eyler 3. Mesîh-âsâ anın her nefhâsı Rûhu'l-Kudüs'dendir Hayât istersen ey mürde gönül var hoş timâr eyler 4. Değil ayrı anın zâtına andan bilmeyen ayrı Kim anı bildi andan doldu anı yâr-ı gâr eyler 5. Hayâle gelmeden dilden tecellîsi zuhûr eyler Görünmez gözle sun'un cümle birden âşikâr eyler 6. Gönül yârın visâlinden meğer katı ümid olmaz Düşürdü hicrine ümidi kim vaslına yâr eyler 7. Hulûsî'nin yuları dergeh-i bâbında bağlıdır O bend kim her kimin boynunda olsa iftihâr eyler
Alıntı
Garın İçinde Kaybolan Ruhlar..
Tren garı geceleri başka bir şeye dönüşüyordu. Gündüz insanların aceleyle geçtiği o kalabalık yer, gece olunca sanki bütün yorgun ruhların uğradığı sessiz bir bekleme salonuna dönüyordu. Saat gece üçe yaklaşıyordu. Tavandaki eski hoparlörden boğuk bir anons geçti ama kimse gerçekten dinlemiyordu. Çünkü orada bulunan herkesin aklı başka yerdeydi. Bazıları gitmek istediği yerde… Bazıları dönemediği geçmişte… Bazılarıysa artık hiçbir yere ait hissedemediği kendi içinde. Banklardan birinde oturuyordu. Dizlerinin üzerinde siyah bir çanta vardı. İçinde birkaç kıyafet, yarım bırakılmış bir kitap ve buruşturulmuş birkaç kâğıt… İnsan hayatını küçücük bir çantaya sığdırabiliyormuş meğer. Başını kaldırıp garın içindeki insanlara baktı. Bir köşede uyuyan yaşlı adam… Annesinin omzunda uyuyakalmış küçük çocuk… Telefon ekranına boş boş bakan genç kız… Sessizce ağlayan biri… Sarılıp vedalaşan başka biri… Hayat aynı anda herkese başka bir şey yaşatıyordu. Kahve otomatına yürüdü sonra. Plastik bardakta verdiği kahveyi aldı. Sıcaktı ama ellerini ısıtmıyordu. Çünkü bazı üşümeler derinin altında başlıyordu. Geri dönüp yerine oturdu. Tam karşısındaki duvarda eski bir saat vardı. Saniye sesi garın sessizliğine karışıyordu. Tak… Tak…
Duygular
Reklam
Andrew Mango Atatürk: Modern Türkiye'nin Kurucusu Ölümünden altı ay önce 1938 Mayısında İstanbul Haydarpaşa Gar'ında en küçük manevi kızı " Ülkü" ile el ele. 😌
Ey Rüzgar
PENCEREMİN PERDESİNİ HAVALANDIRAN RÜZGAR; KALBİM SENDEN KALAN HÜZÜNLERİ BARINDIRAN BİR GAR. SENDEN MUTLULUK ALMADIM AMA ACI VE HÜZÜNLERİN BANA KAR. SEN MİSİN DELİ DELİ ESEN YOKSA BEN MİYİM ANLAT EY RÜZGAR KK
Ben ki uzak bir istasyonda durmuş bir gar saati gibiyim. Rüzgârlar üşüşmüş içime, bil bunu... İlhan Berk
Zaman ki nedir ? Kasımlarda bir yaprak Bir çocuğun gidip gelen ağzı. Bir gül İçip yarıda bıraktığın bir bardak su... Ben ki uzak bir istasyonda durmuş Bir gar saati gibiyim. Rüzgarlar üşüşmüş üstüme.... İlhan Berk
Şiir
Reklam
Reklam