Bunca cefayı verdikten sonra, Neyleyeyim süslediğin cenneti, Bir lokma ,bir hırkaya talimken gönül, Fazlası aç gözlülük değil mi, Ömür verdin, yüzü gören şanslıdır. Kiminin eli kanlı, kiminin gözü yaşlıdır, İmtihan dediğini ben mi istedim. Bu ne yaman sınavdır ,gidip de dönen yok, Gören yok ,inanan çok, Kimi bal yutar göbeği şişman, Kimi bakar haline, baktıkça pişman , Kime sorsam Mevlam böyle yazmış diyor, Bu garip teraziyi ben mi istedim. Vallahi de gözüm yok çeşmesinden akan şaraptan, İstemem öte dursun huriler, Bir diyar, bir yar yeter bana.
Ne garip..
Bugün kendime rastladım. Tanıyamadım. Ne garip.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir ekibimiz var , hepsi çok iyi insanlar hepsininde yaşanmışlıkları var iyi yada kötü 🦹 Güzel bir divan kuruldu muhabbetler edildi çaylar içildi şarkılar söylendi mükemmel bir ekip… Aslında bazı hayatın gerçeklerini böyle durumlarda görmemiz gerekiyormuş yada ben bu vesileyle gördüm Ekipteki herkesin bir anısı var ayrılıklarla ,bazıları çok acı bazıları ise çok daha acı şekilde gerçekleşmiş, tabi bu kişiler kendilerinin ayrıldıkları kişileri söylemediler belkide yoktur Unutmaya çalışıp unutamadıkları, sevmeye çalışıp sevemdikleri, her yerden engelleseler bile rüyalarından çıkmayan kişilerden bahsettiler. Çok garip hissettim, giden illaki günün birinde döner diye düşünüyordum çok safça bir düşünce ama kabullenmek gerekiyormuş . Sanki dönecekmiş gibi yaşamak başkalarına şans vermemek çok safçaymış. Kimileri evlilik hayali kurmuş, kimileri saçma nedenlerden ayrılmış illaki bir bahane bulmuşlar işte ama düşündüğüm şey sevmemişlermiya , birbirlerinden faydalanmakmıymış amaçları üzücü birşey.. Bende denedim başka birine gitmeyi, gittim hatta ama dedimya sanmışım gittiğimi sanmak kötü.. İçimden bir kere bile gitmek gelmedi, bir kere bile sana yakınmak gelmedi, aslında içimden seni kırmaya dair hiçbirşey geçmedi ama hisler karşılık bulamayınca böyle oluyor istemsiz refleksler… Aslında çok uzun yazmak isterdim ama gönlümde ,ellerimde izin vermiyor Satranç 2de belki gelmez benimde ekipteki herkes gibi kabullenmem gerektiğini daha çok anladım o yüzden sen beni anlamasanda olur.. Söylemek istediklerim çokta sevgi ifade edilemiyor maalesef Bu yazılarıda karmakarışık yazıyorum aklımdan geçenler keşke yazıya istediğim gibi dökülebilse
sancı
Garip bir çağda yaşamanın sancısı var ruhumda herkes yavan herkes samimiyetsiz bu da tiksinti yaratıyor ruhumda. Sevemiyorum bu yüzden bu çağı!
İnsan ve Hayat
Kendi Talihinizi Sevin: Özsevgi
İnsan çoğu zaman kendini, başına gelenlerin toplamı zanneder. Ailesiyle, çocukluğuyla, kırgınlıklarıyla, başarısızlıklarıyla, yarım kalan hayalleriyle ve içine gömdüğü cümlelerle kendini tarif etmeye çalışır. Oysa insan yalnızca başına gelenlerden ibaret değildir; onlara verdiği anlamdan, onlara rağmen kurduğu iç dünyadan ve kendi kaderiyle kurduğu ilişkiden de ibarettir. Kendi talihini sevmek, başına gelen her şeyi güzel bulmak değildir. Acıyı kutsamak, haksızlığı normalleştirmek, yarayı inkâr etmek hiç değildir. Kendi talihini sevmek; insanın geçmişine, kaderine ve varoluşuna düşman olmaktan vazgeçmesidir. “Keşke böyle olmasaydı” cümlesinin insan ruhunda açtığı sonsuz boşluğu fark edip, bir gün usulca “Bütün bunlara rağmen ben buradayım” diyebilmesidir. Bu düşünce, Friedrich Nietzsche’nin meşhur “Amor Fati” yani “kaderini sev” kavramını hatırlatır. Amor Fati, insanın yalnızca yaşadığı hayatı kabullenmesi değil; o hayatın bütün zorunluluklarını, kırılmalarını, rastlantılarını ve yaralarını da kendi varoluşunun bir parçası olarak görmesidir. Stoacı filozofların kader karşısındaki sükûneti de burada anlam kazanır. Epiktetos’un insanın kontrolünde olanla olmayanı ayıran bilgeliği, Marcus Aurelius’un hayatın akışına direnmeden erdemli kalma çabası, aslında aynı noktaya işaret eder: İnsan her şeyi seçemez; fakat yaşadıkları karşısında nasıl bir ruh inşa edeceğini seçebilir. Bu noktada “Memento Mori”, yani ölümü hatırlama düşüncesi de özsevgiyle derinden ilişkilidir. Çünkü ölümlü olduğunu bilen insan, kendi hayatını sürekli erteleyemez. Kendine düşmanlık ederek, geçmişle kavga ederek, başkalarının sevgisini inkâr ederek ve kendi ruhunu sürekli cezalandırarak geçirilecek kadar uzun bir ömür yoktur. Ölümün hatırlanması karamsarlık değil; hayatı daha sahici, daha adil ve daha
Psikoloji
Bir garip aşk ezgisi gibi Yitirdiğinin özlemini çekeceksin, Bense bilmediğin bir yerde, Bilmediğin bir zamanda, Sana sevdalı, sana özlemli, sana kırgın öleceğim…
Edebiyat