7/10
·272 syf.··
2025 32. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 12:50
Kitabın adı özündən daha böyükdür. Son 30-40 səhifəsini saymasaq,bəyəndiyimi söyləyə bilmərəm.Kitabın vermək istədiyi hissi ala bilmədim.Fikir olaraq yazıldığı dövrə görə çox yaxşıdır.Yazarı tanımayan biri daha yeni qələmə aldığını düşünə bilər.Lakin, tək başına bu məni qane etmədi.Bəzi hissələrində,hətta, darıxdım da.Sevdiyim bir neçə şeydən biri Gattaca filminə bənzər şeylərin olmasıdır.Bu arada, o filmi mütləq izləmənizi tövsiyyə edirəm.
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma
Digital İşgal ve Transhümanizm
7/10
·296 syf.··
2024 3. kitabı
Kitap aslında yıllardır sosyal medya aracılığıyla okuduğumuz yazılardan derleme bir kitap olmuş ancak 5 yıl önce belki de çoğunu komplo teorisi olarak düşündüğümüz gerçekler daha detaylı ve kanıtlı olarak toparlanıp önümüze sunulmuş. Seyrettiğimiz Black Mirror, Gattaca gibi bir çok dizi-filmin aslında insanlara yapay zekanın normalleşmesini sağlamak için adımlar olduğunu, tek dünya düzenine doğru hızla yol aldığımızı, 1984 kitabındaki dünyaya hızla ilerlediğimizi, insanları kontrol altında tutmak için çip tarzı bir çok hazırlıklar yapıldığını, en çok da koronavirüs ile bunun zeminini hazırladıklarını vs daha birçok mevzu ile ilgili önemli bilgiler verilmiş. Tek can sıkan kısım kitapta çok fazla tekrarlar mevcut. Bunun dışında okunması elzem denilebilir.
Dijital İşgal ve TranshümanizmSerhat Arvas · IQ Kültür Sanat Yayıncılık · 2023427 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tek kelimelik özet : dataizm
10/10
·456 syf.··
2022 44. kitabı
Kitapda geleceği bilmek için geçmişten de bahsediyor ve diyor ki, insan önce evrenin merkezine tanrıyı koydu,tüm edtik değerleri ne yapıp yapmamamız gerektiğini, kısacası herşeyi, tanrı veya tanrılardan öğrendik 2:bilgi çağına girdik ve insan kendisini herşeyin merkezine oydu, doğruu yanlışı, herşeyi insanlardan öğrendik. 3:bizler birer algoritmayız, bizden daha iyi algoritmalar yaratma yolunda gidiyoruz. 3. Bölümde artık insan da değil data herşeyin merkezi olacak diyor. Olacak demiyor olabilir diyor. Özürdileyerek düzeltiyorum. Aslında herşeyin bir veri transferi olduğundan, bizim kendimizi diğer canlılardan üstün müyüz diye altını deşeliyor ve bizim şuan diğer canlılardan üstünsek veriyi daha iyi işleyen algoritmalar olmamıza bağlıyor. Bizden daha zeki algoritma yaratırsak ne olur diye soruyor. Ama şunu da belirtmek lazım, geleceği tahmin etmek imkansızdır demiyor ama dese de olurmuş çünkü oyun teorisi burada da geçerli. Entel lığı bırakırsam, geleceği tahmin etmek imkansızdır çünkü her yeni fikre bir antitez, her anti teze ise başka bir fikir ve böyle böyle asla bilinemeyecek bir evrim geçirir fikir diyor. Demez olaymış. Baya güzel kitaptı, yazmaya üşenmesem daha çok şey yazarım ama Neyse sn bişey daha yazayım Aralarda bir felsefeden de bahsediyor, filozofun adını unuttum ama, homo deus diye farklı bir türe evrimleşeceğimizi söylüyor, bir köpek düşünelim. Salak sevimli bir köpek. Çok tatlı bir köpek. Köpeğimiz zekasını geliştirecek bir kask taktık, ameliyat ettik vs. Bi şekilde köpek zekileşti, köpeğimiz eskiden gidip diğer köpeklerin kıçını koklamak, kedileri kovalamaktan zevk almıyor ve şiir yazmaya kitap okumaya başladı, artık aşırı zeki bir köpek var elimizde. Bu köpek eski köpekle aynı türden veya aynı kişi diyebilir miyiz? gelecekte insanlar genleri ile
Yazılım ve Teknoloji
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
GENETİK DİSTOPYA
Puan vermedi·272 syf.··
2022 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2022 01:47
Tanrıların Tohumu Wells'in çok da popüler olmayan bir eseridir. Sanırım bu girizgah bu kitap için standartlaşmış bir yorum. Kitabın özgünlüğü hakkında yazılan GDO'lu ürünlerin şafağında bu ürünlerle ilgili yapılan 'kahince' öngörünün şaşmazlığı da ayrı bir standart yorumlama haline gelmiş. Kitabın 1904 gibi bir tarihte 20.yy şafağında yazılması, ortada Avrupa'nın ruhunu parçalayan bir 1. DS ve onun getirdiği bir "Distopik gelecek kurgusu Modasının" başlamamış olması kitabın en enteresan yanını oluşturmaktadır. 1904'ler Avrupa da Savaş Rüzgarlarının esmeye başlamadığı Viktorya Çağının hala etkisini sürdürdüğü bir dönemdir. Wells'in böyle bir dönemde Genetik ve Genetik Müdahaleleri hayal etmesi okuyucuyu derinden sarsması gereken bir olgudur. Bu hayal sadece hayal etme ile sınırlı kalmayıp bir de bunun insanın 100.000 yıllık yeryüzü macerasında beraberinde getirdiği tüm "Kültürel Harçları" da nasıl derinden ve geri dönülemez bir şekilde etkileyebileceği de şaşmaz bir öngörü keskinliği ile anlatılmıştır. Kitabın girişi "Akademik Dünyaya" savrulan müstehzi oklarla başlar. Bu "derin sıkıcı, aşırı detaycı ve dipnot ukalası" dünyayı ustaca dokunmalarla hicveder. Tanrıların Tohumu her ne kadar ani bir ilham perisinin oluşturduğu bir fikir olsa da yeryüzüne yayılımı da o kadar sakarca olur. Bu maddenin fikir babası olan Bay Bensington ile ilham perisi olan Prof. Redwood bu maddenin denemelerini satın aldıkları çiftlikte olabilecek en pasaklı ve savruk çift olan Bayan ve Bay Skinner çiftine emanet ederler. Ve kaos başlar! Tanrıların Tohumunun, İngiltere kırsalında başlattığı kaosu anlatırken yazarımız bu dönemin Din ve Soyluluk anlayışlarını Asil hanımefendi Leydi Wondershoot ve Köy Papazının bakış açısı ile ustalıkla anlatır. 1904 İngilteresin'in neden bu kadar
Bilim Kurgu Distopya
Tanrıların TohumuH. G. Wells · İthaki Yayınları · 20191,315 okunma
10/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
Sınıflara bölünmüş bir toplum. Alfa, beta, omega, epsilon her tabaka olduğu yerde mutlu. Fabrikalarda aynı yumurtadan kopyalanmış işçiler. Gece vardiyası bitince Soma alıp dünyanın tadını çıkarıyorlar. Bebeklerin kaderi daha cenin değilken belirleniyor. Bunun için gelişmiş bir kuluçka şartlandırma merkezi var. Zaten merkezin içindeki bebeklerin geçmesi gereken tarifleri okuduğunuzda Ford'un T bandı direk gözünüzün onune geliyor. Bu yeni dünyanın tanrısı Ford ve sembolü de T. Hristiyanlığın sembölündeki acı ve çarmığa gerilen İsa'ya bu dünyada ihtiyaç kalmamıştır. Anne kavramı ortadan kalkmış, bebekler tüplerde yetişmektedir. Acı mı çekiyorsun, kafan mı karışık sadece Soma kullanman yeterli. O seni uçuşa geçiriyor. Vahşiler var sınırın ötesinde her distopya da olduğu gibi. Sınırın ötesindeki yabani, vahşi, pagan, hastalık, suç, kaos. Bebekler henüz tüpteyken geliştirilen şartlandırma teknikleriyle gelecekte maksimum tüketim yapacak şekilde doğuyorlar. Birine ait ve aşık olmak yok, herkes zaten herkese aittir. Yetişkinlik çağına kadar kulaklarında fısıltı şeklinde bu yeni cesur dünyanın şartlandırmaları onların bilinçlerine kazınıyor. 1984 ün tersi şekilde burada baskı ve şiddetin yerini yumuşak güç alıyor. Hazla ve mutlulukla geçen hayatlar. Bu kitaptan sonra Gattaca filmini izlemenizi öneririm. Yazarın hayalgücü ve yaptığı göndermelere hayran olmamak elde değil. Keşke bugünlerde bizde Soma atıp her şeyi unutup biraz hayatın tadını çıkarabilseydik. Kısaca mükemmel bir distopya 1984 gibi.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma
Cesur Yeni Dünya İncelemesi: Spoiler içerir*
8/10
·310 syf.·
2021 28. kitabı
Neden 8 puan verdim? Kitap güzel ama bu kitaba 8 puanı vermemi sağlayan şey içinde gördüğüm, anlamaya çalıştığım olayların, izlediklerimle, dinlediklerimle ve okuduklarımla çok uyumlu bir şekilde bağdaşması. Yoksa daha düşük bir puan verirdim. Hikâye olarak benzer şeylere çok rastladığım için fazla etkilenmedim. Kitaptaki fikirlere gelecek olursak; o zaman içinde bulunduğu ekolü iyi yansıtmış diyebiliriz. Buradan sonra okuyacaklarınız, tespitlerim ve kurduğum bağlantılardan ibaret olacaktır. Dilerseniz okumayabilirsiniz. Öncelikle kitap Zamyatin'in yazdığı Biz romanına oldukça benzer bir hikâye içeriyor. 1931'de yazılmış bu roman daha sonraki gelmiş edebi ve diğer eserleri etkilemeyi başarmış. Ben bu zinciri şöyle kurdum: Biz-Cesur Yeni Dünya-1984-Fahrenheit 451-GATTACA-Matrix-Eternal Sunshine of the Spotless Mind-Mosaic (Bu eserlerden spoiler verdim uyarayım) İsmi geçen kitap, film ve oyunların, insanların nasıl mutlu olabileceği konusunda değişik bir yaklaşıma sahipler. Mutlu olmayı hedeflemek veya mutsuzluğu yok etmek hedef tahtasına yerleştirilince uçuk fikirler kaçınılmaz oluyor. İnsanların kıskançlık sahibi olmalarını mutsuzluğun sebebi olarak gören Biz ve Cesur Yeni Dünya bireyci toplumdan uzaklaşıp "Herkes herkes içindir" anlayışını bir çözüm olarak sunuyorlar. Buna ek olarak Biz romanında bulunan çözüm önerisi Eternal Sunshine of the Spotless Mind filmindeki çözüm önerisi için de geçerli. Sildir hafızanı bitsin gitsin tüm acılar :D. Aynı şeyi Cesur Yeni Dünya için de söyleyebiliriz. Nerede bir acı oluşsa Soma al tüm acıları unut mantığı ile hareket ediliyor. İkinci olarak insanların mutlu olması için bedel olarak özgürlüklerini vermesi gerektiğini zincirde bulunan tüm eserlerde görmekteyiz. Örneğin Biz kitabını okuduğum sırada şöyle iki alıntı
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma