Dolayısıyla Türkiye'de cumhuriyetin ilk yıllarrıda tarihi anlatmanın õnde gelen bir aracı olarak gõrülen basın, halka ifade õzgürlügü ve siyasi süreçlere katılım fırsatı saglamaktan ziyade elitler tarafından kurgulandığı biçimiyle bir millet yaratma görevinde maşa olarak kullanıldı.
Anne babamızda reddettiğimiz duygular, özellikler ve davranışlar kuvvetle muhtemel bizim içimizde yaşayacaktır. Bu bizim onları farkında olmadan sevme biçimimizdir, onları yaşamlarımıza geri getirme yolumuz-dur. Bu durumun, Gavin'ın yaşamında nasıl farkında olma-dan, bilinçsizce meydana geldiğini gördük.
Ebeveynlerimizi reddettiğimizde, onlara benzediğimiz yanlarımızı da göremeyiz. Davranışlar içimizde reddedilmiş hâlde kalır ve sıklıkla çevremizdeki insanlara yansırlar. Buna karşılık, reddettiğimiz davranışlara sahip arkadaşları, sevgilileri veya iş arkadaşlarını hayatımıza çekeriz. Böylece bu dinamiği fark etmemiz ve iyileştirmemiz için bize sayısız fırsat sağlar.
Örneğin TBMM'nin 23 Nisan 1920
tarihindeki açılışı hayli dinî bir tören havasına sahipti: Açı-lış Hacı Bayram Camisi'nde başlamış ve ulema da törende önemli bir rol oynamıştı. Halka dualar okunmuş, koyunlar kesilmiş ve bu bağlamda Mustafa Kemal konuşmalarında (bu yıllarda sıklıkla olduğu gibi) İslam'a hürmet, hatta kut-sal olana bir saygı göstererek, Osmanlı ve İslam tabirleri-ne sık sık atıflarda bulunmuştu.40 1921 yılının Eylül ayında TBMM'nin ona bir hayli simgesel olan gazi (inanç için savaş kimse) unvanını vermesi bir tesadüf değildir. Ankara'daki elitler Osmanlı'nın Müslüman muhitinin ürünüydüler. El-bette, bir çoğunun inanç meselelerine çok az kişisel ilgileri olmuş olabilirdi ama bu özgeçmiş ile Sufi şeyhlerinin nü-fuzlarını Anadolu direniş hareketi lehine kullanmaya ikna ettikleri kadar, Anadolu'daki Sünni ve Alevi liderleriyle de flört edebildiler.41