GBade

GBade
“Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez.”
8/10
·216 syf.·
2017 36. kitabı
Evet,bu kitap Levana'nın gençliğini,ailesini,ilk aşkını ve nasıl tahta çıktığını anlatıyor.Yazarın Levana hakkında bir ara kitap yazması tam isabet olmuş. Bütün seri boyunca arada sırada görünüp Cinder ve ekibinin yakalanmasının,Prens Kai ile evlenecek olmasının ve dünyayı fethetmek istemesinin dışında pek bir şey yoktu hakkında. Bu kitapta Levanayı 16 yaşında bir kızken görüyoruz. Ailesi bir kabuk tarafından öldürülmüş ve ülkeyi,deli mi desem yoksa aptal mı,ablası Channary yönetiyor daha doğrusu yönetemiyor. Cidden,Channary kadar aptal bir kraliçe görmedim. Beceremiyorsan bırak yani senin neyine koca ülkeyi yönetmek. Levanaya kötü diyordum ama cidden Channary ondan daha betermiş.Kitaba başlamadan önce Levananın tam bir iyilik timsaliyken başından geçenlerden sonra kötü birine dönüştüğünü düşünmüştüm ama zaten buna meyilliymiş. Tamam,saf kötü sayılmaz ama sevdiği adama,Cinder'a ve dünyaya yaptıklarından sonra anlayabiliyorsunuz. Ablası yüzünden başına kötü bir kaç şey gelmiş ama bu yinede onu bu hale getirecek kadar kötü şeyler değiller,dediğim gibi Levananın düşüncelerini okurken psikopatlığa yatkın bir karakteri olduğunu rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Seri boyunca hep ilk aşkı hakkında bir yarası olduğunu tahmin etmiştim. Tahmin ettiğim gibi de oldu,seride Levananın en büyük zaafıdan,Evretten bahsetmiş yazar. Ayrıca Winter'ın da kim olduğunu bu kitapta öğreniyoruz. Kitabın son sayfasında çok kötü oldum,duygularım hem taştı hem karıştı. Öfkemi hissettim üzüntümü derken bir sayfa ki çevirdim ki teşekkür yazısı çıktı. Sonuç olarak,Levananın neler yaşadığını,Cinder'in doğuşunu,Winter'in kim olduğunu ve Cinder'in nasıl dünyaya getirildiğini merak edenler kesinlikle kaçırmasın derim!
LevanaMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20163,225 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Son zamanlarda ne düşünüyorum,biliyor musun? Galiba kusursuzluğun da kendi içinde kusurları olabiliyor.
Sayfa 504
10/10
·546 syf.·
2017 35. kitabı
Nerden başlasam bilemediğim için ilk olarak Ay Günlükleri serisinin üçüncü romanı ve Rapunzel'in modern versiyonu olduğunu belirteyim. Okuyanlar bilir ilk kitapta Cinder'e görüntülü arama yoluyla ulaşan bir kız vardı. Bu kitapta onun kim olduğunu ve neden Cinder'e yardım ettiğini öğreniyoruz. Kraliçe Levana aynalardan,robotlardan bir de kabuklardan nefret ediyor. Cress de o kabuklardan biri yani ay halkının kullandığı sihrin etkisi altına giremeyen nadir varlıklardan. Bu yüzden onları dünyaya yayılan hastalığın panzehrini elde etmek için deneylerde kullanıyorlar. Cress ise bir uyduya hapsedilmiş çünkü bilgisayar,ağ ve internet konusunda tam bir uzman. Saniyeler içinde bütün sistemi çökertebiliyor,sinyalleri değiştirebiliyor ya da istediği her bilgiye ulaşabiliyor. Cinder de onu o uydudan kurtarmak için kolları sıvıyor tabii. Bu kitap oldukça hareketliydi. Bir anları bile durgun ve huzurlu geçmedi ki benim bu tarz romanlardan beklentim bu yöndedir. İkinci kitapta olan olaylar yüzünden Kai sonunda Levana ile evlenmeye razı oluyor,Cress ve Thorne bir çöle düşüyor,Dr Erland geri dönüyor ve sonunda Winter da bu kitapta görünüyor. Scarlet ve Wolf tan behsetmiyorum bile bütün kitap boyunca o ikisine üzüldüm. Kitapta güldüğüm o kadar çok yer vardı ki. Özellikle Thorne,Cressi kurtarmaya geldiğinde yaşanan bir yanlış anlaşılma kısmı Keşke açık açık yazabilsem ama okumayanlara spoiler vermek istemiyorum. Zavallı Thorne un başına gelmedik kalmadı kitapta. Daha doğrusu hepsinin başına bir şeyler geldi. Her kitabında olduğu gibi yazar,bu kitaptada çok şaşırtıcı şeyleri ortaya çıkardı. Ve mutlaka her şeyin mantıklı bir açıklaması,ilişkisi var. Zaten seride en sevdiğim şeylerden biride kurgunun sağlamlığı,tutarsız olmayışı. Ve Iko her ne kadar gemi olarakta sevsemde yeni bedenine
CressMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20154,715 okunma
Aşk bir fetihtir. Aşk bir savaştır,savaş. Ben aşktan bunu anlıyorum işte.