R

10/10
·556 syf.··
2019 68. kitabı
John Steinbeck’in harika otesi bir eseri. Adeta bir basyapit. Kitabi okurken kendinizi Joad ailesinden biri gibi hissediyorsunuz. Onlarin sefaletini, acligini, umudunu birebir hissediyorsunuz. Butun kitap boyunca icim oyle buruktu ki. Ayni zamanda oyle umutlu. Surekli guzel seylerin olacagina dair bir umut besledim. Cok sey birakiyor bu kitap insanda. Kitap, 1940 yillarinda kapitalizme eleştiri olarak yazılmış. Tabiidir ki gercekligini, guncelligini asla yitirmemis. Kitabi okurken 2019 dunyasini dusunmeden edemedim. Oklahoma’dan Kaliforniya’ya is bulmak icin goc eden insanlara Oki diye hitap edilmesi, surekli ezilmeleri, muhtacliklari firsat bilinerek ucuza calistirilmalari bana gunumuz dunyasinda suriyeli multecileri hatirlatti. Ve etrafimizdaki insanlarin acımasızlığını hatirlatti. İcim burkuldu. Kitapta can alici oyle noktalar vardi ki donakaldim. Kitabin icerisine gizlice yerlestirilmis manifesto niteliğinde oyle guzel pasajlar vardi ki. Ancak kitabin en can alici noktasi sonu idi. Hayretler içerisinde kaldim. Bu kitabin tadi hep damagimda kalacak, ve her seye eskisinden farkli bakacagim. Teşekkürler John Steinbeck.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Reklam

R

, bir kitap okudu
10/10
·556 syf.··
2019 68. kitabı
John Steinbeck
8.8/10 · 45,7bin okunma
“Herkesin günahları olur. Günah dediğin şey, emin olamadığın bir şeydir. Hani o her şeyden emin olan, hiç de günahı olmayan tipler var ya... ben Tanrı olsam o itlerin kıçına tekmeyi patlattığım gibi cennetten atıverirdim! Hiç dayanamam öylelerine!”
Hukukta hala süregelmekte olan cezanın amacı nedir tartışmasına; John Steinbeck, 1939 yılında, bu pasajla değinmiş. "Beni en çok sıkan, bu işte bir mantık olmamasıydı. Yıldırım düşüp bir ineği öldürse ya da sular kabarıp ortalığı sel bassa, insan mantık aramaz. Böyledir bu der, geçer. Ama bir grup insan seni tutar, dört yıllığına bir yere kilitlerse, bunda bir mantık olması gerek. İnsan her şeyi düşünerek yapmalı çünkü. Beni alıp kapatıyorlar, dört yıl boyunca besleyip bakıyorlar. Bu ya beni çok etkilemeli, aynı şeyi bir daha yapmamalıyım ya da beni öyle korkutmalı ki, bir daha yapmaya korkmalıyım..." Durakladı. "Ama Herb olsun, başkası olsun, şimdi üstüme gelmeye kalksa, ben yine yapardım aynı şeyi. Hem de düşünmeden önce yapıp bitirmiş olurdum. Hele de içmişsem. Bu tür bir mantıksızlık canını sıkıyor insanın."
Manifesto niteliğinde bir pasaj
Topraktan atılan bir tek adam, bir tek aile. Batıya giden otoyolda ilerleyen şu paslı, gıcırtılı araba. Ben toprağımı kaybettim. Bir tek traktör gelip aldı benden toprağımı. Yalnızım, şaşkınım. Gece olunca o bir tek aile hendekte konaklıyor, derken yanına bir aile daha gelip duruyor, çadırlar ortaya çıkıyor. İki erkek yan yana çömeliyorlar, kadınlarla çocuklar da dinliyorlar. Ey değişiklikten nefret eden, devrimden korkanlar, işte düğüm noktası burasıdır. Eğer o çömelen iki adamı birbirinden uzak tutabilirseniz mesele kalmaz. Onların birbirinden nefret etmesini, korkmasını, kuşku duymasını sağlayabiliyor musunuz? Sizin ürktüğünüz şeyin çekirdeği budur işte. Döllenmiş hücredir, zigottur bu. Çünkü artık, "Toprağımı kaybettim," sözü değişmektedir. Bir hücre bölünmekte, o bölünmeden de sizin korktuğunuz şey doğmaktadır: "Toprağımızı kaybettik." Tehlike buradadır. Çünkü bir arada bulunan iki adam asla tek başına bulunan adam kadar yalnız ve şaşkın olmaz. Derken bu ilk "biz" sözünden, daha bile tehlikeli bir başka şey doğar: "Bende biraz yiyecek var"a karşı, "Bende hiç yok." Eğer bunun sonucu, "Bizde biraz yiyecek var," olursa, hareket başladı demektir. Bir yön kazanmıştır hareket. Artık tek gereken biraz çarpma işlemidir. Bu toprak, bu traktör bizim oluverir. Bir hendekte yan yana çömelmiş iki adam, bir küçük ateş, tek tencerede kaynayan biraz et, o sessiz, taş gözlü kadınlar, onların ardında da akıllarının anlayamadığı kelimeleri ruhlarıyla dinleyen çocuklar. Gece bastırıyor. Bebek nezle. Dur, şu battaniyeyi vereyim sana. Yündür. Annemin battaniyesiydi... al da bebeğe ört. İşte bombalamak gereken şey budur. İşin başlangıcı burasıdır. "Ben"den "Biz"e geçiş. Eğer herkesin olması gereken şeylerin sahibi olan sizler bunu anlayabilseniz, kendinizi koruyabilirdiniz. Eğer