9/10
·308 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Kuzgun Yemini // Kamuran Elagöz // Edebiyatist Yayınları Selam size yine keyifle okuduğum psikolojik- polisiye tarzında,gizemlerle dolu ve tarihten ufak bilgilerin barındırdığı sade,akıcı ve çok kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitapla geldim. Okumaya başladıktan sonra katil kim,neden yaptı,ortağı var mı?Neden böyle oldu diye sorular yankılanıyor sürekli kafanızda.Rakamlar cizilen görseller sizi düşündürüyor.Olayları farkında olmadan araştırıyorsunuz Başkomiser Efsun bir akşam bir evde yaşanılan cinayet için olay yerine gider.Ekibi,olay yeri inceleme hepsi oradadır.Araştırmalar sonucunda sadece tek bir düğme bulurlar.Öldürülen henüz 20 yaşındaki Zahidedir.Zahide eşiyle tartıştıktan sonra ailesinin evine gitmiştir.Ama başına gelenler büyük bir olay dizisinin başlangıcı olmuştur.Efsun ve ekibi Zahide'nin cinayetinden sonra araştırmayı derinleştirmek için uğraşırlar. Delil bulurlar bu deli sayesinde eşini cezaevine gönderirler.Ama gerçek bu muydu?Çünkü eşinin haricinde üvey babası da şüphe altındadır. Ayrıca bulunan başka bir delilde bunu gösterir. Bir gün Efsun eskiden beri arkadaşı olan ve bazılarına boyun eğmediğini değmediği için polislikten ayrılan Cenk'in yanına gider.Ondan yardım ister,çünkü Zahide'nin ölümünden sonra olaylar bitmemiş aksine başlamıştır.Bir gece Efsun bir eve bir ihbar yüzünden gider ve orada bir gölge görür.Bu gölge ile boğuşurken elinden kaçırır. Bu Gölgenin yeni bir kurbanı vardır ve yastıkla onu öldürmüştür.Efsun bu Gölgenin kendi aradığı aradığı kişi olduğu için,bu yüzden Cenk'ten destek İster.Eski bir başkomiserin yani Cenk'in olaylara bakış açısını,analitik bakış açısının farklılığına farkındalığını,olayları sanki kendi yaşıyormuş gibi hissederek karlışan bir aklı vardır.Cenk ve Efsun Gölgenin cinayetlerini çözmek için bulmacalarini
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:41
Yasak atış kitabının serisi ilk çıktığında ilk üç kitabı pes peşe okumuştum yani okumak için ilk üçün çıkmasını beklemiştim sonra arda okudum ve çok sevdim zaten hızlı okunan bir seri bu kitabı okurken de gayet seveceğimi zaten düşünüyordum. Kitabın elimde sürünmesinin nedeni tamamen kendimle alakalıydı. O da benim lanet bir huyum var ki kitap okurken aynı zamanda araya manga alıp onu okumaya çalışıyorum ve sonra duramıyorum yoksa iki günde biterdi bu kitap aslında.  Kitapta Emilia ve Smith karakterlerini okuyoruz. Emilia iki yıl önce sevgilisinden aldığı kalp yarasıyla oradan ayrılarak başka bir şehre taşınıyor amcasının yanına, Smith de aynı şehirde Comets de hokey oynuyor. Arkadaşları ona ihtiyar deyip dalga geçiyor çünkü yaşı bir hayli ilerlemiş ve Smith’in sene sonunda hokeyle vedalaşma endişesi var. Emilia ve Smith Hokeycilerin sıklıkla geldiği bir barda tanışıyorlar ikisi de birbirleri hakkında hiçbir şey bilmiyor isimlerini işlerini birbirlerine söylemiyorlar. Hollisin de gazlamasıyla Emilia ve Smith o gece bir şekilde birlikte oluyor. Ancak bir sorun var ki ikisi aynı yerde çalışacaklarını öğreniyorlar. Emilia sosyal medya direktörü ve Smith ise direktörlüğünü yaptığı takımın oyuncusu ve aynı zamanda koçu da Emilianın amcası. Keşke sadece bunla kalsa aynı zamanda bir kural da var ve o da hokey çocuklarıyla yatmaları aralarında bir ilişki olması kesinlikle kural ihlali. Ancak kimsenin bilmediği şey bu kuralın zaten iki sene önce çiğnendiği. Kitabı gerçekten çok severek okudum biraz elimde süründü biraz da arkadaşım bitirmem için zorbaladı ama kitaptan gerçekten büyük keyif aldım. İçinde erotik unsurlar var tabiki. Bunun dışında zaten oldukça hızlı ve akıcı okunan bir seri ben onu beceremesem de… Bende sadece şöyle bir sıkıntı oldu serinin ilk kitaplarını
İnceleme
Yasak AtışTeagan Hunter · Pukka Yayınları · 2025238 okunma
Reklam
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:01
“Tabii ki bu roman geleneksel anlamda Gece Yarısı Kütüphanesi'nin devam kitabı değil. Aynı konsepti geliştiren bir kitap. Gece Yarısı Kütüphanesi yaşamla ölüm arasındaki bir kütüphaneydi. Bundaysa ölüm sonrasında yaşamın içinden geçen bir tren var. Bu kez iki romanın yaşamanın en iyi yoluna dair ateşli bir tartışma içinde olduklarını hissediyorum. Fakat her ne olursa olsun, ilkini okuyan insanlar sayesinde var olabilmiş bir roman oldu bu.“ s.294 diyor Matt Haig kitabını bitirirken. Öncelikle bir önce çıkan kitabı “Radley Ailesi” beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. O sebeple az da olsa temkinli yaklaşarak okudum bu kitabını. Tam da “Gece Yarısı Kütüphanesi” tadında bir eser olmuş. Ortalara ve sonlara doğru merak ivmesi yükseliyor. Zamanla oynamasını ben zaten çok seviyorum. Elbette bilimkurgu tadında olması da beni mutlu ediyor. Ama bir “İnsanlar” ya da “Hayat İmkansız” kadar da lezzetli değildi sanki. Beğendim beğendim ama biraz da “hadi bi kitap yazayım” düşüncesine yenik düşmüş izlenimi yarattı. Bunların yanında eğer yazardan okuduğum ilk kitaplardan olsaydı sanırım çok daha bayılırdım. Bu benim beklentimle de alakalı olabilir tabi. Biraz arafta bıraktın beni meslektaşım, ama yine de hem seni hem kitaplarını çok seviyorum ;)
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026183 okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:53
# SPOİLER# Tam da boşluğa, karamsarlığa düşmüşken karşıma çıktı ve beni güzel bir hayatın, sonsuz olasılıkların, beklediğine inandırdı. Baş karakterimiz Nora, hayatı umutsuzluklarla dolu, potansiyelini gerçekleştirememiş birçok pişmanlığının üstüne tutunacak son dallarını da , kedisinin ölmesi, piyano dersi verdiği tek öğrencisinin dersi bırakması, kaybetmesi üzerine intihar etmeye karar verir. Çünkü yaşamak için sebebi kalmamıştır. Babasının istediği gibi yüzme konusunda yeteneğini geliştirmez, abisinin istediği müzik grubu hayalini devam ettirmemiş, sevgilisiyle evlenip pub açma hayalini de yarım bırakmıştır. "Herkesi yarıyolda bırakmış, hiçbir şeyi becerememiş biri ölmekten başka ne yapabilir? Başka olasılık var mı?" İşte Nora bu düşünceyle intihar ettikten sonra kendini bir kütüphanede bulur, Gece Yarısı Kütüphanesi. Kütüphaneci ise çocukken babası öldüğünde onu teselli eden Bayan Elm. Bayan Elm onu sonsuz hayat seçenekleri hakkında bilgilendirir. Yaptığımız her seçim bizi bambaşka hayata sürükler ve hepimizin bambaşka hayatları olabilirdi. Ve işte Nora bu hayatları seçebileceği bir eşiktedir artık. İstemeyerek de olsa tek tek dener bu seçenekleri. Ondan beklenen hayatları yaşamakla başlar. Babasının desteklediği yüzme kariyeri, abisini yüz üstü bırakmadığı müzik kariyeri ya da sevgilisini terk etmediği hayat... Hepsi başkalarının hayalidir ve istediği gibi mutlu hissetmez. Böyle sonsuz hayat seçeneği vardır ve birçoğunu dener. Buzul bilimcisi olup buzullarda kutup ayısıyla karşılaştığı hayattan tutun Şili'de depreme yakalandığı hayata kadar ve hatta onun gibi paralel hayatlar arasında gezen Hugo'yla karşılaştığı bir hayatı da dener. Ama hep içinde bir boşluk hissi, tam mutlu olamama durumu vardır ve sonsuz seçenekleri denedikçe artık kendini bir yere ait
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
Rezil herif Necib
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:51
Öncelikle aslında başka bir kitap okuyordum ama maalesef bayram sürecinde Kırıkkale’de unutmuşum kitabı o yüzden de Eylül’e başlamak zorunda kaldım. Kitabımı aldığım zaman diğer kitabı da bitiricem inşallah alana kadar başka kitaplarla devam. Kitabımızın konusu Süreyya ile Suad evli bir çifttir. Süreyya ailesinin yaşadığı konakta yaşarken sıkılıp bunaldığı için kendilerine Beyoğlu taraflarından bir yalı tutarlar Suad’ın babası sayesinde ve bu yalıya arkadaşlık etmek için sürekli Necib gelir. Bu arada bilgilendirme olsun Süreyya erkek Suad ise kadın. Ve bu yaz tatili sürecinde Suad ile Necib arasında önce gizli sonra ise alenen ikisinin bildiği bir şekilde aşk gelişir. Kitap ahlaksızlığın vücut bulmuş hali aslında bence doyumsuz ve narsist insanların kitaplaştırılmış hali. Süreyya; doyumsuz bir adam, karısıyla ve evliliği ile asla ilgilenmeyen, karısının hobilerine karşı alaycı yaklaşan, karısının iyiliğini suistimal edip hep ben yapan bir adam. Necip, gece hayatına düşkün, kadınlara düşkün, ahlaksız her şeye düşkün olan düşkün bir adam; kendi içsel pisliklerini kadınlara yansıtan ve sadece kadınlar kötü imiş gibi kadın düşmanlığı yapan kendi yaptığı ahlaksızlıkları örneğiniz; arkadaşının karısına aşık olma ahlaksızlığını asla görmeyip, evlilik üzerinden ben asla evlenmem çünkü kadınlar şöyle kötü böyle ahlaksız diyip kendini dev aynasında gören ama o aynaya bile tam bakmayan iğrenç bir adam. Suad ise namus timsali olmuş ama namustan uzak, kocasına veya etrafındakilere problemi anlatmak yerine susarak yaşamayı tercih eden bir dilsiz, kocasının arkadaşına aşık olup namussuzluk yapıp sonra da Süreyya’nın kız kardeşi Hacer’i kötü bulan iki yüzlü bir kadın. Evet Hacer kötü, iyi demiyorum kesinlikle ama iğneyi madem başkasına batırıcaksın o zaman çuvaldızı da kendine batır
EylülMehmet Rauf · Panama Yayıncılık · 201950bin okunma
8/10
·240 syf.·
2026 13. kitabı
Kitap Türk edebiyatında okuduğum en farklı eserlerden. Ömer F. Oral'dan ise okuduğum ikinci kitap. Kendisinden okuduğum ilk kitap olan Ferahlık Anına Övgü'den sonra beni oldukça şaşırttı. Sanki iki ayrı yazardan iki ayrı kitap okumuş gibi hissettim. Açıkcası kitabın ismine baktığımda beni tamamen ters köşe yapan, hiç ummadığım bir düşünce akışına dahil olduğum bir okuma oldu. Bir akademisyenin bir gece uykusuz kalmasıyla üzerinde çalıştığı Evliya Çelebi'nin de uykusuz bir gecesinde yaşayabileceklerini hayal edip kurguladığı, yazarın zihin akışıyla okuduğumuz bir eser. Kitap hem yazarın kendi evinde, hem de Evliya Çelebi'nin Kahire'deki kalesinin içinde geçiyor. Yazar sizi alıp Kahire kalesindeki Evliya Çelebi ve kölelerinin uykusuz kaldığı taş duvarların içine götürüyor. Evliya Çelebi'nin yazdığı notlardan, kaledeki haşerelere kadar kalenin ayrıntılarını sanki siz de uykusuz kalmışsınız da, taa 21. y. y. 'dan bir gözle kalenin içini ve karakterlerin zihnini gözlüyorsunuz gibi hissediyorsunuz. Bununla da kalmayıp hem Evliya Çelebi'yi hem de kölelerini uyutmayan düşünce akışlarının içinde, yazar size geçmiş bir dünyanın kapılarını açıyor. Sürekli tekrarlayan düşüncelerin içinde, karakterlerin uykusuzluklarını, endişelerini, hayallerini, hayatlarında olmasını istedikleri durumları yazarın kaleminden keyifle okuyorsunuz. Benim için farklı bir okuma deneyimi oldu. Ömer F. Oral'ın daha önce yazdığı Uçmak "Hazerfan Ahmet Çelebi" adlı tiyatro eserini de izleyip, kafasının içinden geçenleri seyircilere aktarmasını çok sevmiştim. Gerçekten bu kitapla da kendisine hayran kaldım. Nasıl ki insan bir hayal kurduğunda belli başlı noktaları sürekli kafasında döndürüyorsa, yazar da kitapta bize kurduğu cümlelerle bunun edebiyat versiyonunu oluşturduğunu sezdirmeye çalışıyor. Hem
Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek KişiÖmer F. Oyal · Yapı Kredi Yayınları · 060 okunma
Reklam
Reklam