Eğer tüm bunlar Tanrı'nın onu içinden geçemeye zorladığı bir nevi ıstırap tüneliyse, bu karanlık dehlizden alnının akıyla çıkacak ve çıktığında bambaşka bir kadın olacaktı.
Uzun Fő Sokağı'nın, bilenler "tam bir kilometre" olduğunu söylerlerdi, bir tarafında beyler takımı, öte tarafında hizmetçiler, erler ve toplumun yoksul sınıfı yürürdü. Beylerin tarafında yürüyenler çok gerekmedikçe caddenin karşı tarafına, proleter tarafına geçmemeye çalışırlardı. Onlarca yıllık bu uygulama, gezintiye çıkanları ikiye ayırmıştı. Hizmetçiler de öteye, "beylerin tarafına" geçmemeye dikkat ederlerdi. Gerçekten caddede neden karışsınlardı ki? Yaşamın başka alanlarında, başka zamanlar su ve yağ gibi ayrı değiller miydi?
Sayfa 57 - Can Yayınları 2010 Baskısı·Kitabı okudu
1975 Senato Kısmî Yenileme Seçimleri'nde oy kaybeden MSP ve MHP çok geçmeden birbirine düştü. Şimdi Ülkücülerle MSP'li Akıncılar çatışmaya başlamıştı. Ayrıca yer yer AP'lilerle CHP'liler ve daha yoğun biçimde olmak üzere Ülkücülerle solcu gruplar silâhlı çatışmalara giriyordu. Yurtta artık olaysız bir gün geçmemeye başlamıştı.
İlk adımı atmaktır bütün mesele. Belki de bu, istemeye istemeye, tiksintiyle ya da çekinceyle yerine getirdiğimiz her şey, gösterdiğimiz bütün çabalar için geçerlidir; tamamen çekincesiz yerine getirdiğimiz öyle az şey vardır ki, neredeyse daima harekete geçmemeye, o adımı atmamaya, evden çıkmamaya, kımıldamamaya, kimseyle konuşmamaya, bizimle konuşulmasından, bize bakılmasından, bir şey söylenmesinden kaçınmaya iten bir şey vardır.
Kadınların yarısı az sayıda insanın bulunduğu tren kompartımanlarına ya da otobüslere binmekten kaçınıyor. Her üç kadından biri gündüz bile tenha bölgelerden geçmemeye çalışıyor.
Telgraf dışarıdan gelme bir şey olduğu için, Tomo Noguçi telgraf tellerinin altından yürümeye yanaşmadı. (Telgraf sistemi, Meiji Döneminin altıncı yılında kurulmuştu.) Noguçi, Lord Kiyomasa’ya adanmış olan türbeye günlük ziyaretini yapmak için yola koyulduğunda, yolu epeyce uzatmak pahasına da olsa, bir tek telgraf telinin bile altından geçmemeye özen gösterirdi. Tellerden kaçınmanın olanaksız olduğu durumlardaysa, beyaz bir yelpazeyi başının üstüne tutardı.