Puan vermedi·510 syf.··
2026 36. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 01:17
Allah’a hamdolsun bu dini bize nimet olarak bahşetti, dini nasıl yaşanacağını açıklayan Kur’an’ı bize gönderdi, bu ilahi vahyi bize tebliğ eden, âlemlere rahmet Efendimiz’i bize gönderdi. Allah’a hamdolsun en güzel örneğin mübarek ellerinde yetişen ve her biri hayatın farklı bir alanında örnek olan sahabe efendilerimize karanlık dünyamızı aydınlatmaları için yıldızlar, yol göstermeleri için nehirler, sarsıntılarımızı önlemek için dağlar olarak bize gönderdi. Bakın o kutlu mesaj nasıl geldi ve bunu ilk duyan ne dedi… Yıl miladi 610’du. Aylardan Ramazan, gecelerden Kadir gecesiydi. Alemler nefesini tutmuş yıllardır hasretlerini çektikleri buluşmayı bekliyordu. Cibril, arzın ve arşın emini olan Efendimizle buluşmaya geliyordu. Beklenen an gelmiş, Allah insanoğlu ile vahiy aracılığıyla konuşmaya başlamıştı. ‘Yaratan Rabbinin Adıyla Oku!’ Efendimiz vahyin bu ilk sözleriyle ter içinde kalmıştı. Kendini mağaranı dışına atmış, zorlukla Hira’dan aşağı inmişti. Bu ruh hali ile nereye gitmeliydi? Onu bu haliyle kim teskin edebilecekti? Elbette yoldaşı ve sırdaşı Hatice’sine gidebilirdi. Neden mi? Çünkü Hatice bir eş olarak Efendisine güven vermişti. Derken Efendimiz başından geçenleri Hatice’sine bir bir anlatmıştı. Hz. Hatice; ‘Asla endişelenme Ey Efendim! Allah Seni kesinlikle zayi etmeyecektir,’ demişti… Başımıza zor bir durum gelse, bizler bu zorluğu ilk olarak eşlerimizle mi paylaşırız yoksa en son mu onu haberdar ederiz? Ya da bir sorunlarımızı eşlerimizle paylaştığımızda haticevari bir metanet ile mi karşılaşırız yoksa söylediğimize pişman mı oluruz? Unutulmamalıdır ki tüm Müslümanlar tebliğ göreviyle mükelleftirler. Ancak tebliğ, hakkıyla temsil etmekle gerçekleşir. Rabbim hepimize bu aziz dini önce temsil edebilmeyi, sonra hakkıyla tebliğ edebilmeyi nasip eylesin.
Din
Sahabe İklimi - 2Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20181,397 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 100. kitabı
Gülten Akın İlkyaz şiirinde “Bir gün birileri öte geçelerden / Islık çalar yanıt veririz” dediydi ya, ondan oldu işte… Okuduk, duyduk, seslendik, anlamaya çalıştık. “Biz” yaptık bunu : “ben ve ben”… Bu öykülerin yamacında soluklanarak … Uzun uzun mayalanmış bu kitabın içinde insan ruhunun kırılgan ve incinmiş ,sinmiş,korkmuş , susmuş ve susturulmuş koridorlarında acele etmeden dolaştık… “beni bana bırakmayan, köşeleri keskin bir yalnızlık”tan başladık… “Bize düşen yaşamak ta ki düşene kadar” diyen sesi , dünyayı değiştirmek isteyen ama dünyanın ağırlığını da hissedip altında kalan o sesi duyduk. Ayrılığı mukavva kutulara sığdırmaya çalıştık …Yenilmişler cumhuriyetine uğradık…Kendi zihninin içinde misafire dönüşmenin korkusunu yaşadık , insanın bir gün kendi adını bile hatırlayamayacak olmasının yarattığı derin ürperti ile … Tüm öykülerden bahsetmeyeceğim ama belki de dünyadaki bütün yalnız insanların toplamından oluşmuş hayali bir muhatap olarak Ercüment’in karşısında oturduk , “güzel kardeşim” dediği yerde bize seslenmişçesine dinledik onu -bize seslenmiştin değil mi ?- Yazarak kendine tanık arayan bir insanın ağıdı gibi geldi bana , yanılmadım umarım… (Ki yanılmanın ustasıyım.)İşini kaybeden, terk edilen, yas tutan, tökezleyen, dağılan, kaybolan ama yine de yaşamaya devam eden, yönünü kaybeden herkes… Herkes var bu kitapta , kimse olmanın sıkışmışlığında… Vicdanlı bir hırsız bile var… “Bir tereddüdün ağırlığının kaç mikrogram mürekkebe denk geldiğini görebilmek için” yazılanı okuduk. İyi ki yazıldı da okuduk … Bitti kitap , nasılsın diye sorana #MutedilDalgalı diyesin gelir belki … Ben gittim Edip Cansever’in sesini astım duvara , hep yankılanıp dursun içimizdeki uğultuda : “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka?” “Ne gelir elimizden insan olmaktan
Mutedil DalgalıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 2022977 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·440 syf.··
2026 15. kitabı
Kitabın özetidir. Kendime not olarak yazıyorum. Yazırın okuduğum dördüncü kitabıydı ve çok sevmedim. Başlangıçta anneanne, anne ve kızdan oluşan üç kuşak kadın hikayesi okuyoruz gibi geliyor ama ilerledikçe çarpıyor insanı. Şehnaz, annesi ideal öğretmen Ayhan Varlı ve soyu bir Osmanlı paşasına dayanan anneannesi Hatice Şehbal Targut hayatta kalmak için sıkı bir yumak oluşturmuş üç kadındır. Şehnaz ekonomi öğrencisiyken hocası olan, narsist, egoist, kibirli E’ye aşık olur ve 30 yıllık kabullenişmiş bir (bence) istismar başlar. Çünkü E, göz alıcı, çekici avukat Eyşan’la evlidir. Kör aşık Şehnaz ikinci kadın olmayı, E’nin lütfettiği kadar hayatında kalmayı bile isteye kabul etmiştir. Gezerler, yurt içi- yırt dışı tatillerine giderler, şehnaz’ın ayaklarını yerden kesen kaçamaklar yaşarlar ama E lütfettiği kadar. Ayhan hanım hiç onaylamasada kızını kaybetmemek için kabul eder bu ilişkiyi. Tüm sorun bu ve anneannelerinin bencil istekleri diye bakarken anneanne tüm acı ve sırlarını beyin kanaması geçirip ölerek yanında götürür. Ta ki, Ayhan hanımın uyur gezer olduğu anlaşılıp, en karanlık sırlar açığa çıkana kadar. Toplamda 3 uyur gezer gece sonunda tüm hikayeyi öğreniyoruz. Hatice şehbal hanımın paşa babası annesi güzeller güzeli Esmeden 30 yaş büyük çok yaşlı bir adamdır. Zaten çok erken ölünce annesiyle ortada kalırlar. Esme çok güzel olsada aklı kıttır. İmam nikahı adı aldında sayız erkeğin himayesine girer ve kızını koruyamayacak kadar aklı gittiği için Hatice şehbal hanım bu adamların tecavüzüne uğrar. Öyleki Ayhan hanımın babası belli bile değildir. Tüm bunları bilinç dışına itmiş kendi kurduğu gerçeklikte asıl gerçekleri değiştirerek kendine yep yeni bir hikaye yazar Hatice Şehbal hanım. Onu da gerçekleri kabullenme şekli budur. Annesi Ayhan hanım ise öğretmen
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
10/10
·257 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 21:04
Eğer bir devrim yapmak, isyan çıkarmak istiyorsanız aşık olun. Aşk devrimlerin en yaratıcı olanıdır. Eğer yaşadığınızı kanıtlamak istiyorsanız kendinize bir aşk hikayesi yazmalısınız. Sonu genelde mutsuz biter ki kalıcı olsun, unutulmaz olsun. Mutlu biten aşk hikayeleri bence bitmiş sayılmıyor. Kavuşmak aşkın en büyük sınavı çünkü. ​Kitapta aşkı o kadar güzel anlatıyor ki... Ali şu ana kadar okuduğum en 'kafa' karakter olabilir. Uzun süredir okurken ağladığım bir kitap olmamıştı. Kitabı seveceğime çok emindim çünkü kitabı açtığımda karşılaştığım ilk tarih doğum günümdü. İster istemez farklı bir yakınlık kurarak okumaya başladım kitabı. Ben aşk okumayı çok seviyorum. Hele böyle aşkları... İlk görüşte aşk olur mu, buna hâlâ emin değilim ama ilk görüşte o insanla bir hikayenizin olduğunu anlayabilirsiniz. ​Kırlangıçların denizcilere evlerini bulmalarında nasıl yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? Bu bence karşılıksız bir aşk gibi. Denizcilerin umudu, kırlangıçların umurunda bile değil aslında. Bazen sadece seversiniz, yolunuzu bulmak için o gökyüzüne muhtaçsınızdır ama gökyüzü bunu bilmez. Hayat umutlar ve hayaller üstüne kurulu. Çok büyük hayal kırıklığına uğrarsanız demek ki çok büyük hayaller kurmuşsunuz. Hayal kırıklığına uğradığımızda bir daha hiç hayal kuramayacağız sanıyoruz. Ama her sabah yeni bir hayal oluyor. Farkında değiliz. ​Kitabı okurken hep Göğe Bakalım şiirini düşündüm. Hep onun dizeleri yankılandı zihnimde. Sayfaları çevirirken sanki Turgut Uyar arkadan fısıldıyor gibiydi. Uzun lafın kısası ben çok sevdim. ​Göğe Bakma Durağı ​İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gitgide azalan hacimden Kafamı kaldırıp kaldırıp bu kaçıncı aramaktan Seni
1000Kitap
Kırlangıç DönümüSinan Sülün · İletişim Yayıncılık · 2015413 okunma
Beyaz gecelerden kapkara gecelere
Puan vermedi
Nerde, ne zaman, nasıl âşık olacağımızı bilemeyiz. Kimi zaman Hayalperest gibi asla âşık olmamamız gereken birine âşık buluruz kendimizi. Ama bu aşk gerçekten bize mutluluğu verir mi? Yoksa sadece birkaç beyaz geceden mi ibarettir? Beyaz geceler... Nastenka Hayalperest'e beyaz geceler yaşattı ama sonunda onu sadece kapkara gecelerle yapayalnız bıraktı. Her şey soluk her şey eskimiz her şey güzelliğini çirkinliğe bıraktı... Ama hâlâ onu böylesine bırakan kız için güzellikler diliyor. Ben yapabilir miydim, hiç sanmam...
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Parodi Yayınları · 2022102,3bin okunma
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Puan vermedi·96 syf.··
2026 26. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 18:20
Bilge Karasu dünyasına adım atmak ya da o derinlikte kaybolmak için "Ne Kitapsız Ne Kedisiz" sanırım en doğru seçeneklerden biri. "Kısmet Büfesi"nden sonra yazarın kalemiyle ikinci kez buluştum ve yine bambaşka bir haz aldım. Ancak baştan söylemekte fayda var: Karasu okumak öyle her yiğidin harcı değilmiş; dili kesinlikle ağır ve okuması ciddi emek isteyen bir kitap. Ben bir gaflete düşüp başladım ve ancak bir ayda bitirebildim. Yazarın, adeta kelimelerle oyun oynayan kendine has bir tarzı var. Her cümlesi üzerine uzun uzun düşünülmüş, bir sanat eseri gibi ilmek ilmek işlenmiş. Bilge bey, düşüncelerini dümdüz kağıda dökenlerden değil; her satırın, her kelimenin hakkını vererek ilerleyen bir usta bence. Anlatmak istediğini doğrudan vermediği, bolca bağlaç ve parantez içi yorumlarla kurguladığı için bir cümleyi defalarca okuduğum çok oldu. Sorgulamaya, düşünmeye sevk ediyor yazdıklarıyla. “Öyle dümdüz okumayın; ben yazdım bu kadar emek verdim ama siz de biraz uğraşın” der gibi bir tavrı var sanki. Kitap, yazarın farklı yıllarda kaleme aldığı sekiz denemeden oluşuyor. Yazmaya, kedilere, aşka ve hayata dair öyle derin felsefi sorgulamalar var ki... Karasu çoğu zaman bir köşeye çekilip size bir soru bırakıyor; "Bakın böyle bir mevzu var, bir de buradan düşünün" diyor adeta. Biz okurlarını pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, metnin içine dahil ediyor. *Zaten kitaplardan, kedilerden, gecelerden ve gündüzlerden başka kimimiz kaldı ki?* *Ama hayvanlarımız konuğumuz değil. Yaşam ortağımız. "Köle" hiç değil.* *Durmaksızın öğrenmek gerekiyor; kendini tanımak, her günün değişikliğine kendini uyarlamak.* *Sevgi ise, ısmarlama olmaz; yaşayarak öğretilecek/ öğrenilecek bir şeydir sevgi.* *Zaman geçtikçe degişiyoruz; her şeyden önce, önem verdiklerimiz değişiyor. Istediklerimiz,
Ne Kitapsız Ne KedisizBilge Karasu · Metis Yayıncılık · 20202,509 okunma