“Şimdi başkaların dünyasında yaşıyorsun. Oysa eskiden geceleri senle ay tutulmadan yıldızlara bakar olurduk...
Artık başkaların dünyasında olduğundan beri, geceler bana bir sükunet gibi paramparça... kalbim özlüyor her gece seni, yıldızlar özlüyor her gece bizi ama ay tutulsa dahi sen gelmez oluyorsun... Biliyorum yüreğimin ardında saklanan bir hayal kırıklığı var... Rüzgar gibi geçen zamanın bir daha geri gelmesi imkansız, keşke ama keşke o eski günlerle hala yaşaya bilsek ama bunca uğraşmalarımıza rağmen seni kaybetmemin üzülmemesi değil de, eski günlerin o gecemsi ay tutulmadan önce yıldızlara bakmamızın özlemesi acayip şekilde üzüyor beni....
Şimdi ay tutulmuyor ama sen yoksun...
Eski gönlümün baş tacı; yıldızlar soruyor seni bana nerelerde kayboldu, hangi yıldızların arasında göçüp gitti?... artık geceleri uyumak bile bir intizar, o gamzeli gülüşlerini hayal etmem bile zor geliyor... kendime sorduğum sorulara cevap vermeye nerden başlasam bilemiyorum... kalbim kırık ( sen yoksun.), ruhum paramparça ( hissetmiyorsun.) eski gönlümün baç tacı; nerdeysen hangi yıldızların arasında kendini saklamışsan çık gel çabucak, gel... gel de bana soran yıldızlarımın senin nerede olduğuna cevap verebileyim.... Şimdi başkaların dünyasında veya başkaların yıldızında olsan da gel, gel de benim cevap bulamadığım sorulara sen cevap ver...
Artık başkaların aşkına çözüm üretmekten beynim bir intizarın okyanusunda bulundu.
Yorgunum ama (yıldızlar geceme iyi gelmiyor.) kayboldum ama ( gecenin yıldızları senden önce buluverdi...) ey kadın çık gel, gelde şu çözemediğim şeylere sen bir çözüm yolu bul....”🕊🕊🕊