Her an kâinâta tasarruf etmektedir. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?” (Rahmân, 55/29-30) “Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O güçlüdür, hakîmdir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye kâdirdir. O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur. Varlığı âşikârdır. Gerçek mâhiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir. Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O’dur. Nerede olursanız olun. O, sizinle berâberdir. Allah yaptıklarınızı görür. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Bütün işler Allah’a döndürülür. Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. O, kalplerde olanı bilir.
Alıntı
Peygamberinizin o suçlu ve budala tümcesini, o bana ne kadar acı çektirmiş olan; “Düşünüyorum, şu halde varım,” tümcesini bana acı çektirmiş diyorum, çünkü düşündüğüm sürece kendi varlığımdan kuşku duydum keyfimce ve senin uzaktaki öfkene karşın değiştiriyorum ve şöyle diyorum: “Görülüyorum, şu halde varım.” Yaşamımın koyu, kıvamlı akışından sorumlu değilim: Beni gören yaratıyor beni; ben, onun beni gördüğü kalıbımla varım, beni nasıl görüyorsa öyleyim. Gecelere özgü ve ölümsüz yüzümü geceye çeviriyor, bir başkaldırma, bir isyan halinde dimdik duruyorum karşısında, Tanrı'ya, "İşte, buradayım!" diyorum. Buradayım, senin beni gördüğün gibi, ben, olduğum gibi! Kim olabilirim? Sen beni tanıyorsun, ben kendimi tanımıyorum. Kendime katlanmaktan öte ne yapabilirim? Ve sen, bakışı sonsuzluğa dek benden gizlenen, sen bana katlanacaksın.
Reklam
Karanlığa ve geceye bir şeyler borçlu olmayan şair pek az bulunduğundan, bütün şairleri dünyanın en sevimsiz yaratıkları sayardım.
Gençlik hiç şübhe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat'iyyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata -istikamet dairesinde- sarfetse, onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını bütün semavî fermanlar müjde veriyorlar.
— Dur. Şu geceye bak: Zifiri karanlık, bulutlar, rüzgâr da başladı. Şu söğüdün altına gizlendim, seni bekliyordum. Ansızın aklıma geldi, yemin ederim ki böyle: “Ne diye daha fazla azap çekmeli, neyi beklemeli?” dedim, “İşte bir söğüt, mendilim gömleğim var, bir ip yapar, aşkımı da eklerim, yeryüzü alçaklığımla daha fazla lekelenmekten kurtulmuş olur!” O anda adım seslerini duydum. Tanrım, sanki bir mutluluğa erdim. Demek sevdiğim, dünyada herkesten çok, tek olarak sevdiğim bir insan vardı, küçük kardeşimdi bu... O dakikada seni nasıl sevdiğimi bilemezsin. “
Sayfa 202·Kitabı okudu
benim bir günüm
Beyaz bir sevgi, uyanma anlarına has küçücük, ürkek bir sevgi, birkaç saniye daha yatakta, sırtüstü yatabilmek için kullanılan bir bahane. Beş dakika sonra soğuk su ensesine akmış olacak, sabun köpüğü kulaklarını dolduracak, diş macunu diş etlerine sıvanacak ve artık hiç kimse için sevgi kalmayacaktı içinde. Renkler, ışıklar, kokular, sesler. Ve sonra sözcükler, nazik sözcükler, somurtkan sözcükler, inandırıcı sözcükler, gülünç, tuhaf sözcükler geceye kadar.
Alıntı
Reklam
Reklam