Bazen birinden ne tam gidebilir insan, ne de tam kalabilir. Gitmesi gerekse bile, kalmanın o can acıtan tarafı daha güzel gelir bazen. Çünkü zamanında ruhunu birinin avuçlarına öylece emanet etmişsindir. Sahiden, birine bir kez ruhunu bıraktıktan sonra, başka bir ruha eksilmeden geçmek mümkün müdür? Hangisi gerçek bizizdir; emanet bıraktığımız yerdeki mi, yoksa kırık dökük yola devam eden mi?