Kadınlığı alçaltan uygulama İslam dininden de kaynaklanıyor değildir. Mustafa Kemal'in bu sözleri, bütün gerilik ve bilgisizlik nedenini, dine ve bu arada özellikle İslam'a yoran aydınlardan esaslı biçimde ayrılmaktadır. Bazıları bunu o günün şartlarında halka ters düşmemek için söylediğini düşünebilirler. Ancak o, bu sözleriyle İslam dinine olumlu yaklaşırken doğru tutum almaktadır. Mustafa Kemal, birtakım gelenekler sonunu büyük bir kadın sorunu yaratılmış olduğunu kabul etmekte, Cumhuriyet'in önünde bunu çözmek için büyük görevler olduğunu söylemektedir.
Sizin için hiçbir şeyken kalabilir miyim? Kurmalı bir mekanizma olduğumu mu düşünüyorsunuz? Hisleri olmayan bir makine? Peki ağzımdaki lokmanın dudaklarımdan koparılıp alınmasına, hayat suyunun bardağımdan dökülüp gitmesine dayanabilir miyim? Fakir, müphem, düz ve ufak tefek olduğum için ruhsuz, kalpsiz olduğumu mu düşünüyorsunuz? Yanlış düşünüyorsunuz! Benim de sizin kadar ruhum var ve sizinki kadar dolu bir yüreğim! Ve Tanrı bana biraz güzellik ve çokça zenginlik bahşetmiş olsaydı şu an sizden ayrılmam benim için ne kadar zorsa, benden ayrılmayı da sizin için o kadar zorlaştırmış olurdum. Şu an sizinle gelenekler, görenekler hatta ölümlü bedenimi dikkate alarak konuşmuyorum; ruhunuza hitap eden ruhumdur sanki ikimiz de mezarlarımızdan kalkmış Tanrı’nın huzurunda bekleyen eşit insanlarmışız gibi -olduğumuz gibi!-“
Sayfa 348·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Gelenekler ancak saygıdeğer oldukları ölçüde saygı görmeye layıktır... "Geleneklere" ya da ayrımcı yasalara saygı göstermek, bunların kurbanı olan insanları aşağı görmektir."
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Şark insanı başkadır. Onlar için dürüstlük, namus, akraba ve gelenekler kutsal bir hayat anlayışıdır. Bir-birlerini korurlar, birbirleri için hayatlarını verirler. Yabancıya karşı da bir o kadar cömerttirler. Eve gelen bir misafir kendini saraylarda hisseder. Her türlü saygı ve ikramı görür. O insanlar inancı, ailesi ve vatanı için hiç çekinmeden hayatlarını verirler.
" Geleneklerin kadın cinsiyetine layık gördüğü görevlerden daha fazlasını yapmaya çalışan, daha fazla şey öğrenmeye çalışan insanları suçlamak ya da onlarla alay etmek çok düşüncesizce bir davranış. "
Sayfa 156·Kitabı okuyor
Japonya'da modernite geleneğin zıttı değildir. O nedenle, modem olan hiçbir şey, geleneği reddetmez; gelenekler de moderniteye karşı değildir; onu inkâr etmek bir yana onu davet eder ve benimser. Bu kabul ediş ve benimseme, geleneği or­tadan kaldırmaz, aksine ona çağdaş bir görünüm kazandırır, onu daha da güçlendirir. Japonya'da, hiçbir toplumsal kat­manda, gelenek ve modernite, biri diğeri yerine ikame edi­len olgular olmamıştır. Geleneğin olduğu yerde moderniteden, modernitenin bulunduğu yerde ise geleneksel olandan bahsetmek mümkündür. Modernite ve gelenek, biri diğerini tamamlayan iki olgudur. Aynı zamanda tek bedene giydi­rilmiş iki ayn elbise, aynı bedene kimlik kazandıran iki değer, aynı vücutta var olan iki ayrı canlı organizmadır. Japon toplumunda ve Japon bireyinde sembiyotik bir yaşam söz konusudur her zaman. Bir başka ifadeyle, Japonya'da gelenek ve modernite, birbirinin mütemmim cüzü olup yerine göre biri diğerine nazaran daha baskın, belirgin veya görünür olabilir.