Büyük Komutanlar Serisi ile Caesar'a giriş!
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 100. kitabı
Kronik Kitap’ın Dünya askerlik tarihine damgasını vurmuş komutanları tüm yönleriyle tanıtmaya çalışan Osprey “Büyük Komutanlar Serisi”’nin beşinci kitabının aktörü Gaius Julius Caesar olmuş. 2021 yılı Mayıs ayında basılan 64 sayfalık kitap Samet Özgüler tarafından tercüme edilmiş. Kitap, Osprey’in standart formatında ve bir çizginin altına düşmeyen kalitesi ile okuyucuya sunulmuş. İçerik bakımından, standart bir bölümlendirme ile “Giriş, Gençlik Yılları, Askerlik Yaşamı, Kader Saati, Rakip Komutanlar, Komutanın Zihninde, Kelimelerde Bir Hayat, Bibliyografya, Sözlük ve Dizin” bölümlerine ayrılmış. Hayatı ve katıldığı savaşlar anlatılırken 5 harita, 3 resim ve çok sayıda fotoğrafa yer verilmiş. Kitabı alalı çok oldu, ama aynı seriden basılacağını bildiğim “Caesar” ile ardarda okumak istediğim için bekledim. Maalesef, son iki yıldır seriye ait kitapların basım aralığı çok uzadığından bu bekleyiş 2025 yılına kadar uzadı. Ama, her iki kitabı peş peşe okuyunca doğru bir karar verdiğimi de anladım. (Benim şansıma, SAY Yayınları’ndan çıkan Mommsen’in “Roma Tarihi” eserinin son iki cildinin “son okuma ve redaksiyon” sorumluluğunu da üstlenince Roma tarihinin o bölümü hakkında da “çok kitaplı bir çapraz okuma yapma fırsatı buldum. O döneme ilgi duyan herkese de, bu vesileyle, tavsiye ederim.) Bu serinin diğer kitaplarında yaptığım “bölüm bazında analiz” biraz daha kısa olacak. Antik çağa damgasını bir çok kişisel özelliği ile vuran Caesar, kılıcı kadar dilinin de keskin olması ile ünlüdür. Bunlara ek olarak, kitabın birden fazla yerinde, kaleminin de çok sağlam olduğu vurgulanıyor. En önemli rakibi olan Pompeius’a kıyasla, “geç parlayan yıldızı”, aslında yıllar süren, edebi ve askeri, bir hazırlık sürecinden geçmiş. Yazar, Caesar’la ilgili analizlerde sık sık onun yazdığı ünlü
Antik Çağ Askeri Tarihi
CaesarNic Fields · Kronik Kitap · 20257 okunma
Büyük Komu. Serisi'nde Caesar'ın en büyük rakibi!
6/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Kronik Kitap’ın Dünya askerlik tarihine damgasını vurmuş komutanları tüm yönleriyle tanıtmaya çalışan “Büyük Komutanlar Serisi”’nin beşinci kitabının aktörü Gnaeus Pompeius Magnus olmuş. 2021 yılı Mayıs ayında basılan 64 sayfalık kitap Samet Özgüler tarafından tercüme edilmiş. Kitap, Osprey’in standart formatında ve bir çizginin altına düşmeyen kalitesi ile okuyucuya sunulmuş. İçerik bakımından, standart bir bölümlendirme ile “Giriş, Gençlik Yılları, Askerlik Yaşamı, Kader Saati, Rakip Komutanlar, Komutanın Zihninde, Kelimelerde Bir Hayat, Bibliyografya, Sözlük ve Dizin” bölümlerine ayrılmış. Hayatı ve katıldığı savaşlar anlatılırken 5 harita, 3 resim ve çok sayıda fotoğrafa yer verilmiş. Kitabı alalı çok oldu, ama aynı seriden basılacağını bildiğim “Caesar” ile art arda okumak istediğim için bekledim. Maalesef, son iki yıldır seriye ait kitapların basım aralığı çok uzadığından bu bekleyiş 2025 yılına kadar uzadı. Ama, her iki kitabı peş peşe okuyunca doğru bir karar verdiğim de anladım. (Benim şansıma, SAY Yayınları’ndan çıkan Mommsen’in “Roma Tarihi” eserinin son iki cildinin “son okuma ve redaksiyon” sorumluluğunu da üstlenince Roma tarihinin o bölümü hakkında da “çok kitaplı bir çapraz okuma yapma fırsatı buldum. O döneme ilgi duyan herkese de, bu vesileyle, tavsiye ederim.) Bu serinin diğer kitaplarında yaptığım “bölüm bazında analiz” tarzı bir inceleme olmayacak bu sefer. Çünkü, yazarında sık sık vurguladığı üzere, bu biyografinin en büyük handikabı, Pompeius’un geride bıraktığı notlar, yazılar, vb. olmamasıdır. Daha da kötüsü, onun hakkında en geniş bilgiyi, onun en büyük düşmanı olan Julius Caesar’ın eserleri veriyor. Caesar’ın ne kadar kendine hayran birisi olduğunu gözönüne alırsak, sanırım, Nic Fields’in bu eseri yazarken ne kadar zorlandığını da hayal
Antik Çağ Askeri Tarihi
PompeiusNic Fields · Kronik Kitap · 202132 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Canım Antonius…
Puan vermedi·164 syf.··
2025 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 21:59
Shakespeare'in tam 5 perde ve 42 sahneden oluşan, tüm oyunları için de en fazla mekan değiştirdiği eseri Antonius ve Kleopatra yorumu ile geldim. Kitap aslında Julius Caesar eserinin devamı niteliğindeymiş fakat ben bunu maalesef yeni öğrendim. Jul Caesar öldükten sonra Roma'yı Antonius, Octavius Caesar ve Lepidus yönetiyordu. Antonius, Mısır seyahati sırasında Mısır kraliçesi Kleopatra ile tanışıp ona aşık olarak Mısır'da kalıyor. Bir gün kendisine bir mektup gönderilerek nikahlı karısı Fulvia öldüğü için Roma'ya dönmesi bildiriliyor. Roma'dan gelen yeni bir savaş dedikoduları yüzünden ülkesine dönmek zorunda kalıyor. Kleopatra henüz genç bir yaştayken suikast sonucu öldürülen Jul Caesar ile de aşk yaşamıştır. Daha sonra Roma'nın ve dünyanın en güçlü komutanı olan Antonius'a gönlünü kaptırıyor ve Antonius savaşda Jul Caesar'ın evlatlık aldığı dayısının oğlu Octavius Caesar'a yenilince Kleopatra Caesar'ın önünde diz çökerek Antonius'a ihanet ediyor. Bu aslında özünde bir aşk hikayesinden çok siyasi çıkarların ne boyutlara ulaşabileceğini gözler önüne seren çok sağlam bir Batı eleştirisi. Antonius ve Kleopatra'da Shakespeare'in böylece aydınlattığı bu evren, birbirine tamamıyla aykırı, birbirine ölesiye düşman iki kutba, iki ayrı dünyaya bölünmüştür. Batı ve Doğu, yani Roma ve Mısır. Roma'da siyaset ve savaş, yükselmek ve güçlü olma hırsı, devlete ve imparatorluğa hizmet etmek ödevi ön planda gelir. Bir erkekler dünyasıdır Roma. Bir kadınlar dünyası olan Mısır'da ise, aşk ve duygu, keyifle yaşamak, sevmek ve sevilmek isteği ön planda gelir. İşte Antonius ve Kleopatra'da asıl tragedya, bu iki dünyanın çatışmasından, Roma'ya bağlı kalması, imparatorluğun buyruklarına göre davranması gereken Antonius'un Mısır kraliçesine duyduğu aşktan doğar. En uzun Shakespeare
Antonius ve KleopatraWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,877 okunma
DOSTLUK ÜZERİNE ADLI KİTABININ İNCELEMESİ
Puan vermedi·120 syf.··
2025 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 11:56
MARCUS TULLİUS CİCERO KİMDİR? Marcus Tullius Cicero, M.Ö. 106 – M.Ö. 43 yılları arasında yaşamış olan, Roma'nın en ünlü hatiplerinden, filozoflarından, yazarlarından ve devlet adamlarından biridir. Cicero, Roma Cumhuriyeti'nin son dönemlerinde etkili olmuş ve Roma'daki siyasi hayatı şekillendiren önemli figürlerden biriydi. Hem Roma'da hem de Batı dünyasında, özellikle retorik (hitabet sanatı) ve felsefe alanlarında büyük bir miras bırakmıştır. ### Hayatı ve Kariyeri Cicero, Arpinum adlı bir kasabada doğmuş ve genç yaşta Roma'da eğitim almıştır. Yunan filozoflarının eserleriyle tanışarak, felsefe ve retorik üzerine derin bir bilgi edinmiştir. Hukuk alanında da başarılı bir kariyer yapmış ve çok sayıda önemli davada avukatlık yapmıştır. Cicero, özellikle dil ve hitabet yeteneğiyle tanınır. Bu becerisi sayesinde Roma'nın en ünlü savunma avukatlarından biri haline gelmiştir. Roma'da, Cicero'nun siyasi kariyeri de oldukça parlaktı. Konsül (Roma Cumhuriyeti'nin en yüksek yöneticisi) olarak görev yaptı ve Cumhuriyet'in savunucusu olarak, özellikle Julius Caesar, Pompeius ve Crassus'un oluşturduğu "İlk Triumvirlik" gibi siyasi oluşumlarla olan ilişkilerinde dikkat çekti. ### Felsefi ve Edebi Mirası Cicero, Yunan felsefesinden büyük ölçüde etkilenmişti ve özellikle Stoacılık, Akademik felsefe ve Peripatetik felsefe üzerine çalıştı. Onun felsefi yazıları, Yunan filozoflarının öğretilerini Roma halkına tanıtmak amacıyla yazılmıştır. Cicero'nun felsefi eserlerinde, etik, politika ve insanın doğasına dair derin düşünceler bulmak mümkündür. Cicero'nun en bilinen felsefi eserlerinden biri *"De Re Publica"* (Cumhuriyet Üzerine) adlı diyalogudur, burada Roma Cumhuriyeti’nin ideal yönetim biçimi üzerine tartışmalar yapılır. Ayrıca *"De Officiis"* (Görevler Üzerine) adlı
Dostluk ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,391 okunma
Sevgi, ölümü bile yenen bir güç!
8/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2024 13:30
Okurken en çok zorlandığım, en uzun soluklu, en çok mekân değişikliğine sahne olan ve edebi yönden en ağır Shakespeare tragedyası diyebilirim. 5 perde 42 sahneden oluşan oyunumuzda savaş ve aşk iç içe geçiyor ve aşk galip geliyor. İki şehir aslında iki farklı duygunun temsilcisidir. Roma, savaşın; Mısır ise aşkın. Oyunda verilen mesaj ise aslında çok açık. Aşk, her şeyin -ölümün bile - ötesinde yüce bir güç. Oyun, ismiyle bile bir aşk tragedyası izlenimi verse de tamamen bir aşk tragedyası değildir. Aynı zamanda politik meseleleri uzun uzun ele almasıyla tarihi bir tragedya olarak kabul edilmektedir. Romalı generalin Mısır kraliçesine tutkusu Romeo ve Juliet deki gibi yalnızca iki aşığı mahvetmez, tüm dünyanın mahvolmasına sebep olur. Oyunda Antonius'tan çok farklı kişiliğiyle Kleopatra ön plandadır. İnsanda derin izler bırakan bir karaktere sahiptir. Son sayfalara kadar kendisini çözmeniz imkânsızdır. Çok değişken bir yapıya sahip olan Kleopatra'da değişmeyen tek şey Antonius'a olan aşkıdır. Antonius'a olan aşkının kişiliğinin temelini oluşturduğunu da en son 3 sayfada daha net göreceksiniz. ... ÖZET... Antonius, Octavius Caesar ve Lepidus adlı üç büyük komutanın yönetiminde olan Roma'da her şey yolunda giderken Mısır seyahatinde gönlünü Kleopatra adında bir 'şeytana' kaptıran Antonius'tan sonra işlerin rengi değişmeye başlar. Çıkan dedikodular sonrasında nikâhlı karısı Fulvia'nın ölümü ardından ve savaş dedikoduları neticesinde Roma'ya çağrılan Antonius, kendini savunmak ve yiğitliğini kanıtlamak için davete icabet eder. Aynı zamanda Fulvia, ölmeden önce Caesar ve kardeşine de isyan etmiştir. Caeaser aralarındaki dostluğu pekiştirmek ve dedikoduların önünü almak adına Antonius ile kardeşi Octavia'yı evlendirme teklifinde bulunur.
Tiyatro
Antonius ve KleopatraWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,877 okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2023 77. kitabı
Eylül 1997.Dellecher Konservatuar’ının tiyatro bölümünde okuyan 7 genç.Oliver, James, Richard, Alexander, Wren, Meredith ve Filippa.Son sınıftalar, dönem yeni başlamış, ilk oyunları Julius Caesar olacak.Her şey güzel giderken içlerinden birisi kontrolünü tümüyle yitirecek, vahşileşecek, zorbalaşacak ve hepsine, kendi de dahil zarar verecek.Bunun sonucunda bir ölüm gerçekleşecek.7 kişilik grup 6’ya düşecek.Ölümün getirdiği büyük değişiklik bu 6 arkadaşı parçalara ayıracak, korkutacak, şüphelendirecek, öfkelendirecek, üzecek, hasta edecek, mahvedecek.Geriye bir tek yas, suçluluk, pişmanlık ve kırık kalpler bırakacak. “-Do you blame Shakespeare for any of it? -I blame him for all of it.” “Richard, ben, James.Barut, ateş, fitil.” Güzeldi.Yer yer sinirlendirdi, güldürdü, üzdü.Keşke böyle bitmeseydi.Tek anlamlandıramadığım, iki kişi arasında madem böyle bir sevgi, aşk vardı bu neden hiç konuşulmadı, neden hiç fark edilmedi birbirleri tarafından onu cidden çözemedim ama sonra boşverdim.Romeo ve Juliet’in farklı bir versiyonu gibiydi bir nevi.Sonuçta okuttu mu kendini okuttu ve ben sevdim.Shakespeare alıntıları sıkmadı beni şahsen, okuyanların çoğu bundan şikayet ediyordu.Sonuçta bu gençler tiyatrocu ve onun yazdığı oyunları oynuyorlar, olsun o kadar da.Yazar takip edeceklerim arasına girdi.
If We Were VillainsM. L. Rio · Flatiron Books Publishing · 20171,252 okunma