Din, insanın dünya ile diğer insanlarla ve tarladaki her bir otla arasında kurduğu bağ hissidir. Eğer bu bağ yoksa, insan bu bağı hissetmiyorsa ne devlet, ne toplum, ne aile, hatta ne de insanın kendisi vardır. Halkta din duygusunun olmaması bir kilise sorunu değildir. Bu devlete yönelik bir tehdittir. Kitlelerin dine karşı kayıtsızlığı bir halkın en tehlikeli hastalığı olarak zuhur edebilir.
İyi ya da kötü, kahraman ya da zalim, yöneticiler nasıl insanlar olurlarsa olsunlar, nihayetinde kendi halklarının kanından canından türemişlerdir. Kendi insanlarının arasından çıkıp gelmişlerdir ve de onlarla etle tırnak gibidirler. Halkları nasılsa kendileri de öyledir. Bu yüzden –eski bir deyimdir– “Her millet layık olduğu iktidara ve idareciye sahiptir."