''film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti''
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 293. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:38
Bitirdim.. sıcağı sıcağına düşüncelerimi yazıyorum: Önce kısacık özetleyeyim; Kitap Geceyarısı Kütüphanesi evreninde geçen bir yan hikaye diyebiliriz. Geceyarısı Kütüphanesi yaşamla ölüm arasında geçiyordu, bu kitapta ise ölümden sonra tabiri caizse kahramanımızın hayatı ''film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyor'' Bir kez daha yaşama şansınız olsa neyi farklı yapardınız? Yarım kalmışlıklar, pişmanlıklar, yol ayrımları, kazanılanlar, kaybedilenler.. Kaybettiklerin kazandıklarına değdi mi? Matt Haig'in kitaplarında dersler vermesini seviyorum. Hikayeleri edebi açıdan çok zengin olmasa da mesajı güzel olduğu için kendini okutuyor. Sonuna kadar merakla, hevesle okudum. Bazı anlarda kızdım, bu kadar da değil artık dedim, bazen sevindim. Karakterleri; özellikle de Maggie'yi çok sevdim, anneye başlarda çok kızdım sonraları onu da anladım, Dougie'yle, Charlie'yle, herkesle ayrı bağ kurabildim. Sevdiğim şeylerden biri de karakterlerin çok net bağ kurabilinen insanlar olarak resmedilip aktarılması oldu. Dediğim gibi, Matt Haig bu konuda başarılı bir yazar. Kendisi de hayatın akışında zaman zaman savrulup kaybolan biri olarak, yaşamanın değerini anlamış ve feleğin çemberinden geçmiş bir adam. Kitaplarıyla biz okurlara da bu mesajı aktarmaya çalıştığını düşünüyorum ve bence bu çok asil.. Yine de devrik cümlelerinden ve karakterlerin verdiği ''Ha?'' tepkilerinden gına geldiğini söyleyebilirim. Umarım gelecekte dilbilgisine daha fazla dikkat eder. Keyifli bir okuma yolculuğuydu. Genel puanım 8/10
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026335 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:27
Merhabalarrr, umarım herkes iyidir! Bugün yakın zamanda bitirdiğim Gölge ve Kemik incelemesini yapacağım. Biraz geç kaldım inceleme yazmak için ama geç olsun güç olmasın 𑣲⋆ (Spoiler yok, rahatlıkla okuyabilirsiniz) Öncelikle ben bu kitaptan hiç spoiler yememek için çok uzun bir süre dayandım. Hedefim Kargalar Meclisi ve Sahte Krallık okumaktı, ama ben bir seriyi yarım yamalak okumayı sevmem, o evrenle ilgili her şeyi bilmek tüm karakterleri tanımak isterim. Uzun soluklu seriler çok hoşuma gider. Bu yüzden tüm seriyi almıştım. Çoğu kişi de Gölge ve Kemik üçlemesini beğenmiyor anladığım kadarıyla çünkü gördüğüm incelemeler ve aldığım yorumlar baya sabır duasıydı hep bana. Herkes bunun kitapla ilgili olmadığını, sadece kargalar meclisi kadar iyi olmadığını ve ana karakterin biraz salak olduğunu söyledi. Ben yine de şans vermek istedim çünkü ben de çok zeki falan değilim ahqsoxhwlfjf. Sonuç : Kitabı 0 spoiler ile okudum, hiçbir şeyi bilmiyordum ve dannn diye daldım kitaba. Kitabı okurken oldukça eğlendim, saray entrikaları olsun, yazım dilinin basitliği olsun beni sevindirdi. Daha ağır bir şey beklemiştim çünkü bu kitap yüzünden reading slump'a giren çok kişi gördüm, bu yüzden çok korkmuştum. İhtiyacım olan son şey bir reading slump şu anda. Ama kitap baya aktı, gitti. Su gibi akıp gitti, bir günde bitirdim diyemem, bir sürü işimin arasında okudum kitabı ve yavaş yavaş sindire sindire okumayı tercih ettim bu yüzden uzun sürdü, yani AŞIRI AKICIII!! diyemem ama akıcıydı yine de. Sadece olaydan çok Alina'nın iç monologları olduğu için okurken "tamam sus artık" dediğim yerler çok oldu. Neyse ki iç monolog okumayı seviyorum, özellikle Alina gibi saf salak karakterlerin, çünkü kendi dertlerimi bir süreliğine unutabiliyorum... Gelelim şimdi biraz daha detaya. Karakterlerden bahsedeyim. Bu
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20207,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
tristian asi kral
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
evett serinin 2.kitabı ile beraberiz bazı mantık hataları vardı . tristian ve sara sahne yazmak için büyük ihtimal yoksa koskoca prensesi bu kdr boş bırakmazlardı sara çok güçlüyüö cart curt dedi ama içi boş amcasının öldürebielceğini anlamayacak kdr saf biri 400 sayfa olmamalıydı bence bir tık fazla uzun geldi bana ama genel olarak beğendim
YaralıEmily McIntire · Ren Kitap · 2023539 okunma
Puan vermedi·779 syf.·
2026 31. kitabı
Budala Dostoyevski'nin sürgün yıllarından sonra yazdığı beş büyük eserinden bir tanesidir. Bununla birlikte ben de üç eserini okumuş, geriye Ecinniler ve Delikanlı eserlerini bırakmış oldum. Bir çok okurun kabul edeceği üzere Dostoyevski edebiyat dünyasının gelmiş geçmiş en iyi ve insanın iç dünyasını yansıtan en başarılı yazarlarından bir tanesi. Bunun yanında anlatımıyla, değindiği konularla, cesur ve eleştirel kalemiyle ve de oluşturduğu karakterlerle de çok özel bir isim. Prens Mışkin karakteri de onun kaleminden çıkan edebiyat dünyasının en orjinal karakterlerindendir. Prens Mışkin oldukça sevecen, temiz kalpli, bağışlayıcı, içinde en ufak bir kötülük bulunmayan, saf ve yardımsever bir insandır. Onun bu özellikleri etrafındaki insanların ona budala yakıştırmasına neden olmaktadır. Eserin Mışkin'in aşk hayatı üzerine kurulu olduğu görülse de, ölüm korkusu, hasta psikoloji, sosyete yaşantısı, insanların içsel gelgitleri, kıskançlık, inanç konuları gibi bir çok kavram işlenmektedir. Dostoyevski'nin bir çok eserinde kendi hayatından izler görebiliyoruz ki bu eserinde de Mışkin tıpkı kendisi gibi sara hastasıdır. Budala kitabını genel olarak beğenmemle birlikte gereğinden fazla uzun olduğunu, benzer diyaloglar ve olaylar etrafında şekillenmesiyle zaman zaman okurken sıkıldığımı belirtmek isterim. Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi eserleri ile kıyasladığımda Budala bir tık altta kaldı benim için. Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
Tebessüm ettiren , tatlı bir hikaye
8/10
·112 syf.··
2026 31. kitabı
Son derece sıcak, samimi ve insanın yüzünde sürekli bir tebessüm bırakan bir kitaptı. Tamamı mektuplardan oluşmasına rağmen hiçbir zaman yapay hissettirmedi; aksine sanki gerçek insanların sohbetlerini okuyormuşum gibi geldi. Helene ile kitabevindeki insanların arasındaki ilişki zamanla öyle doğal gelişiyor ki, okurken onların dostluğunun bir parçası oluyorsunuz. Kitabın en sevdiğim yanı büyük olaylara ihtiyaç duymadan insanı mutlu edebilmesi oldu. Sayfalar boyunca kitap sevgisini, dostluğu, nezaketi ve mesafelerin gerçek bağlar kurmaya engel olmadığını görüyoruz. Sonu beni üzse de bu hüzün kitabın genel sıcaklığını gölgelemedi; aksine bütün o mektupların ne kadar gerçek ve değerli olduğunu hissettirdi. Mektuplar aracılığıyla kurulan dostluğun yıllar boyunca nasıl büyüdüğünü görmek çok etkileyiciydi. Bu yüzden kitap bittiğinde geriye büyük bir dram değil, tatlı bir özlem kaldı. Bana göre mektup romanlarını seven herkesin okuması gereken, insanın içini ısıtan ve kitap sevgisini yeniden hatırlatan çok güzel bir eserdi.
84, Charing Cross RoadHelene Hanff · Everest Yayınları · 2025234 okunma
İyi ve kötünün kısa savaşı…
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:10
Direkt anlatmak istenen anlatılıp, dallanıp budaklanmayan bir eser, güzel yazılmış karakterler ve duyguları yeterli derinlikte incelenmiş, kitabı okurken hikayenin nereye ilerlediğini görseniz de değişik bir gizem havası kitap boyunca devam ediyor. Başta disosiyatif kimlik bozukluğunun edebiyattaki ilk örneğini okuduğumu düşünsemde gizem çözüldüğünde hikayenin disosiyatif kimlik bozukluğuyla alakası olmadığı anlaşılıyor. Benzerlikler ve disosiyasyon benzeri bir deneyim tarif edilse de kitaptaki ile gerçek hayattaki hastalık birbirine karıştırılmamalı. Genel olarak beğendiğim insan doğasına ve içimizde taşıdığımız iyilik ve kötülük potansiyeline iyi bir bakış sunuyor.
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma