Budala Dostoyevski'nin sürgün yıllarından sonra yazdığı beş büyük eserinden bir tanesidir. Bununla birlikte ben de üç eserini okumuş, geriye Ecinniler ve Delikanlı eserlerini bırakmış oldum.
Bir çok okurun kabul edeceği üzere Dostoyevski edebiyat dünyasının gelmiş geçmiş en iyi ve insanın iç dünyasını yansıtan en başarılı yazarlarından bir tanesi. Bunun yanında anlatımıyla, değindiği konularla, cesur ve eleştirel kalemiyle ve de oluşturduğu karakterlerle de çok özel bir isim. Prens Mışkin karakteri de onun kaleminden çıkan edebiyat dünyasının en orjinal karakterlerindendir.
Prens Mışkin oldukça sevecen, temiz kalpli, bağışlayıcı, içinde en ufak bir kötülük bulunmayan, saf ve yardımsever bir insandır. Onun bu özellikleri etrafındaki insanların ona budala yakıştırmasına neden olmaktadır. Eserin Mışkin'in aşk hayatı üzerine kurulu olduğu görülse de, ölüm korkusu, hasta psikoloji, sosyete yaşantısı, insanların içsel gelgitleri, kıskançlık, inanç konuları gibi bir çok kavram işlenmektedir. Dostoyevski'nin bir çok eserinde kendi hayatından izler görebiliyoruz ki bu eserinde de Mışkin tıpkı kendisi gibi sara hastasıdır.
Budala kitabını genel olarak beğenmemle birlikte gereğinden fazla uzun olduğunu, benzer diyaloglar ve olaylar etrafında şekillenmesiyle zaman zaman okurken sıkıldığımı belirtmek isterim. Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi eserleri ile kıyasladığımda Budala bir tık altta kaldı benim için.
Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.