"Milletler dil yoluyla çökertilir ve bir takım
sürüler haline getirilir. Böylece bu kalabalıkların birbirleriyle anlaşmaları ya da belirli sloganlardan başka bir şey anlamaları olanaksız duruma gelir. Kütleleşmiş bu kalabalıkları bir değnekle istenilen yola götürmek olanaklıdır."
George Orvell
Başka romancılar da geleceğe yönelmişlerdir. George Orvell'in Nineteen Eighty Four, Dokuz Yüz Seksen Dört romanı bizi hep haklı çıkmasını bilen polis devletinin tehlikeleri, geçmişin sürekli bugüne uydurulmak üzere değiştirilmesi konularında uyarır. Orvell'in mesajının üstü kapalı kusursuz söylemi üzerine çok tartışılmıştır, ancak, geçmişteki bütün büyük mitler gibi o da ortak bilince girmiş bulunmaktadır. Başlığı da içinde olmak üzere içerdiği tüm deyimlerle imgeler günlük konuşma diline yerleşmiştir: Big Brother (Büyük Birader), Doublethink (ikili-düşünce), Newspeak (uydurmadil) ve Room 101 (101. Oda) modern yaşamın eğilimlerini ve özelliklerini tanımlamak için romanı okumamış olanlarca bile bugün hâlâ kullanılan kavramlardır.
Romancılar da çağdaş ikilemi irdelemek üzere mitolojiye dönmüşlerdir:
James Joyceün Ulysses adlı romanı,
George Orvell'in Nineteen Eighty Four, Dokuz Yüz Seksen Dört (basımı 1949) romanı,
Joseph Conrad'ın Heart of Darkness, Karanlığın Yüreği adlı romanı
Thomas Mann ‘ınThe Magic Mountain, Büyülü Dağ (1924) adlı romanı,
Malcolm Lowry'nin Under the Volcano, Yanardağın Altında (1947) ,