Size açık seçik söyleyeyim. Kuzey komşumuzdan sıçrayan hareketleri sadece hurafeler yayarak, din adına kargaşa çıkararak önleyebiliriz. Bu kez adamakıllı canlarına okusun diye bir diktatör oturturuz. Bu bizim son keskin silahımız. Durumun değişmemesi için gerektiğinde cinlerle, şeytanlarla da işbirliği yapacağız. Toplumun değişmesi demek, bizim ve bizim gibilerin ölümü demektir. O halde vazifeniz dini törenlerde göğsünü zincirleyen sinezenleri, bıçakla dilim dilim yaran kamazenleri, esrar içmeyi, cinciliği, ravzahanlığı teşvik etmek, tekkelerin, huseyniyelerin yaygınlaşmasını sağlamaya çalışmak, mollaları, elibıçaklıları pohpohlamak, başını açmanın aleyhinde vaazler verilmesini sağlamaktır. Bu milleti daima geriye götürmeli, iki üç bin yıl önceki törelere yönlendirmeli. Siyaset bunu gerektiriyor. Merak etmeyin, bu akıllı milletten biri çıkıp da “Niye dünyanın başka yerlerinde böyle şeyler olmuyor?” diye sormaz. Hastalanırlarsa, cinci, muskacı var işte. Avrupa ilaçlarını niye içeceklermiş? Ciğerleri dağlanır yoksa! Ne diye elektrik lambası kullanacaklarmış? Şeytan icadıdır! Yaksınlar kandili ki parası dindaşlarının cebine gitmiş olsun. Bilhassa umumi toplantılara ve kahvelere sızmaya çalışın. Rusların aleyhinde ağızlarına geleni söylesinler. Sonra sinema, tiyatro, kaşık, çatal, uçak, okomobil ve gramofonu tekfir edin. Bu işte siz üstatsınız. Daha önce çıkardığınız şayia gibi, radyo deccalin eşeğidir, alnında bir gözü var, her telinden binlerce ses çıkar; bunun gibi şeyler işte. Rıza Şah devrindeki dinsizliği kınayın. Başörtüsünü, kara çarşafı, sarığı teşvik edin halk arasında. Gerektiğinde bedava dağıtın. Sebil mucizesinden gafil kalmayın. Bu defa köylere nüfuz etmelisiniz. Çünkü şehirlere yeterince el attık. Size şu kadarını söyleyeyim ki biz yalnız değiliz; bizi büyük