İncelemenin devamıdır...
Sevil Atasoy'un adını arama sitelerinde şöyle bir aratınca hayvansever olduğunun işaretlerini almamız şaşırtmıyor. Çünkü feminizmle hayvanseverlik müttefik nefret ideolojileridir. Bir sonraki alıntı bu saptamayı pekiştirecek. Adli tıp kariyeri bu hanıma iyi gelmemiş. Allah artırsın iyi para kazanmış ama meslek kendisinden çok şey götürmüş. Bu mesleğin bu kadını nasıl gerçekdışı korkularla ve dolayısıyla nefretle doldurduğunun kanıtı sayılabilir şu satırlar (numaralar benim):
"...Hemen ardından, mağdurların acısı kor gibi düşer içime, hıçkıran kadınların, ağlayan çocukların seslerini duyarım, sonsuza dek susturulurken neler yaşadıkları geçergözümün önünden, bir Amerikalı tarafından evlat edinilen dört yaşındaki yetim Rus kızı Mariya Nikolaevna Yaşenkova'nın, (1) beş yıl boyunca istismar edilirken çekilen fotoğraflarının, hâlâ dünyanın dört bir tarafındaki milyonlarca internet kullanıcısı tarafından seyredildiğini öğrenir, isyan ederim (2). Sadece Amerika'da, evvelce çocuklara cinsel saldırıda bulunmuş 1 milyona yakın kişiden (3) 100 bininin izinin kaybedildiğini bilir, dünyadaki boyutunun ne olacağını hesaplamaya çalışır, ürperirim. İşte bu nedenle, bir tek çocuğu kurtarabilme pahasına, insan hakları savunucularına kulaklarımı tıkarım. (4) Çocuk yuvası, okul, bakımevi, izci kuruluşu, küçüklere yönelik sporkulübü ve kurslara, çalışmak üzere başvuranların geçmişini, kolay, ucuz ve güvenilir biçimde sorgulayabilmenin gerektiğine, ailelerin, kiraladıkları evin çevresinde bir pedofilin oturup oturmadığını öğrenmeye hakkı olduğuna inanırım. Bir adım daha da ileri giderek, çocuklara yönelik suç işlemiş olanların, DNA'larının bankalanmasını, zorunlu tedaviye (5) rıza göstermedikleri takdirde, hürriyetlerine