Sizlere kalbime dokunan, ruhuma iyi gelen bir kitaptan bahsetmek istiyorum: “Belki Derdimize Çare Bir Çiçek”. Adı bile insana bir umut fısıldamıyor mu? Sanki modern hayatın gürültüsünde kaybolmuş ruhlarımıza bir nefes, bir sükunet vaat ediyor gibi.
Bu kitap, öyle romanlar gibi sürükleyici bir olay örgüsü sunmuyor bize. Aksine, sizi durduran, düşündüren, iç dünyanıza bir yolculuğa çıkaran bir eser. Üç değerli ismin, Sadettin Ökten, Kemal Sayar ve Mehmet Dinç’in gönül sohbetlerinden damıtılmış, yazıya dökülmüş hali aslında. Her biri kendi alanında birer duayen olan bu kıymetli hocalarımız, hayatın koşturmacasında unuttuğumuz değerleri, yalnızlaşan insanı, hakikat algısının nasıl çarpıtıldığını ve gerçek tesellinin ne olduğunu o kadar samimi bir dille anlatıyorlar ki, okurken sanki onların dizinin dibinde oturmuş, muhabbetlerine ortak oluyorsunuz.
Kitabın sayfalarında ilerlerken, modern insanın içindeki firavunluk, yani nefisle mücadeleden bahsedildiğini görüyoruz. Ne ile meşgul olduğumuzun, aslında kim olduğumuzu belirlediği vurgulanıyor. Dışımızı süslerken içimizi ihmal ettiğimiz, daha çok koşarken daha az huzurlu olduğumuz gerçeği yüzümüze çarpıyor. Ama bu çarpış, acıtmaktan ziyade, bir uyanışa vesile oluyor. Yarayı kaşımıyor, aksine iyileşmesi için bir ışık tutuyor.
“Belki Derdimize Çare Bir Çiçek”, bize küçük şeylerden mutlu olabilmeyi, sıradanın içinde saklı olan sıra dışını fark edebilmeyi, en zor imtihanlarda bile dimdik kalabilmeyi hatırlatıyor. Bir çiçeğin naifliğinde, bir tebessümün sıcaklığında, sessiz bir varlığın derinliğinde gizli olan hikmetleri görmeyi öğütlüyor. İnsanın kendi hikayesini yazması gerektiğini, cüzi iradesiyle yaptığı seçimlerin hayatını şekillendirdiğini nazikçe anlatıyor.
Özellikle günümüz dünyasında mesuliyet ahlakının zayıfladığına,